10. Hukuk Dairesi 2024/1618 E. , 2024/5968 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2770 E., 2023/3418 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/84 E., 2022/483 K.
Taraflar arasındaki asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada ödeme emirlerinin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra, duruşma için 28.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Avukat ... ile davalı ... Başkanlığı adına Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
I.DAVA
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun davacıya gönderilen yazı ile müfettiş raporuna istinaden 2002/5 - 2007/2 dönemlerine ait aylık sigorta bildirgelerinin, aylık prim hizmet belgelerinin ve dönem bordrolarının hazırlanarak davalı Kuruma intikal ettirilmesinin istendiği, itirazlarının Kurum tarafından reddedildiği, raporda adı geçen doktorların 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamında sigortalı olmadıkları ve 1479 sigortalısı oldukları, doktorların bir şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ya da vergi mükellefi oldukları, bu kişilerden gelir vergisine tabi olanların şirket adına serbest meslek makbuzu, bir şirket ortağı olanların ya da bir şirkette çalışanların ortağı oldukları ya da çalıştıkları şirket tarafından ise davacı şirket adına fatura düzenlendiği, bu şekilde elde ettikleri gelirleri ilgili vergi dairelerine, kendileri, hissedarı oldukları ya da çalıştıkları şirketler tarafından beyan edildiği ve bağlı oldukları Bağ-Kur'a sigorta primlerini ödedikleri, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olmadığı iddiasıyla 08.09.2008 tarihli yazısıyla itirazın reddine ilişkin Komisyon kararının iptaline; birleşen davada dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından davacı aleyhine re'sen tespit edilen işsizlik sigorta primleri için 2009/031610 diğer sigorta primleri için ise 2009/031609 sayılı icra takipleri başlattığı, Kurumun müfettiş raporuna istinaden 2002/5 - 2007/2 dönemlerine ait aylık sigorta bildirgelerinin aylık prim hizmet bildirgelerinin ve dönem bordrolarının hazırlanarak Kuruma intikal ettirilmesinin istendiği, itirazlarının Kurum komisyonu kararı ile reddedildiği, ödeme emirlerinin 04.07.2009 tarihinde tebliğ edildiği, Kurum yazısındaki kişilerin çoğunun hastanenin doktorları olduğu, bu kişilerin 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca sigortalı sayılmadıkları, 1479 sayılı Kanun sigortalısı sayılmaları gerektiği, işlemlerin usulsüz olduğu iddiasıyla 2009/031609 ve 031610 sayılı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaların görevli Mahkemede açılmadığı, süresi içinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, teftiş raporu ile davacıya ait iş yerinde çalışan sigortalıların işe giriş bildirgelerinin süresi için Kuruma verilmediği tespit edildiğinden 506 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca 21.798,21 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, işlemlerde usulsüzlük bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; gerek dosyada mevcut bilgi ve belgeler ve gerekse bilirkişi raporunda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde Kurum Denetmenleri tarafından tutulan tutanaklarda yapılan tespitlerin aksini gösterir belgelerin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmemesi, ibraz edilen belgelerin de Kurum Müfettişleri tarafından yapılan tespitlerle uyuşması hususlarının birlikte değerlendirilmesinde davacının da talebini istirdat davası olarak beyan etmesi karşısında davacının davalı Kurumdan istirdadı gereken bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava ile ilgili olarak Kadıköy SGM tarafından davacıya gönderilen 08.09.2008 tarih 154832 Evrak nolu yazı ile müfettiş raporuna istinaden 2002/5 - 2007/2 dönemlerine ait aylık sigorta bildirgesi, prim hizmet belgeleri ve dönem bordrolarının hazırlanarak Kuruma intikal ettirilmesinin bildirildiği, Kadıköy SGM'ye itiraz edilmiş ise de, komisyon tarafından 05.12.2008 tarih 216 Esas, 216 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, itirazın reddi hukuka aykırı olup işbu davanın ikame edildiği, Kurum yazısından belirtilen yazı ekindeki listedeki kişilerin çoğunun davacı şirket tarafından işletilen hastanede çalışan doktorlar olduğu, 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde sigortalı sayılmayacak kişilerin sayıldığı, bunlar arasında herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sayıldığı, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24 üncü maddesi gereği serbest meslek kazancı dolayısıyla basit usulde gelir vergisi mükellefi olanların Limited şirket ortağı, anonim şirket kurucu ortağı ile yönetim kurulu üyesi ortakları bu kanun kapsamında sigortalı sayıldıkları, mevzuat ve yüksek yargı uygulamaları gereği bir kişinin sorunlu sigorta Kurumlarından sadece birine tabi olmasının mümkün olduğu, Bağ-Kur Kanunu'na göre sigortalı sayılanlar daha sonradan hizmet akdine istinaden çalışmaya başlasalar dahi 506 sayılı Kanun açısından sigortalı sayılmadıkları, davalı Kurumun dava konusu yazısının ekindeki listede adı geçen doktorların, bir şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ya da vergi mükellefi olması nedeniyle, zaten Bağ-Kur Kanunu'na göre sigortalı sayılan kişi konumunda oldukları, bu kişilerden gelir vergisine tabi olanların, davacı şirket adına serbest meslek makbuzu, bir şirket ortağı olanların ya da bir şirkette çalışanların, ortağı oldukları ya da çalıştıkları şirket tarafından ise şirket adına fatura düzenlendiği, bu şekilde elde ettikleri gelirleri ilgili vergi dairelerine, kendileri, hissedarı oldukları ya da çalıştıkları şirketler tarafından beyan edilmekte, ayrıca bağlı oldukları Bağ-Kur’a da sigorta primlerini ödemekte oldukları, ititazın reddine ilişkin Komisyon kararında belirtildiğinin aksine, bu kişilerin Bağ-Kur’a sigorta primi ödememeleri ya da bu Kurumdan kayıtlarını sildirmiş olmalarının şirkete yükümlülük getirmediği, çünkü 1479 sayılı Kanun'un hükümlerinin emredici olduğu ve Bağ-Kur’dan kaydını sildiren kişi, yine bu kanun kapsamında çalışmaya devam ediyorsa Bağ-Kur sigortalılığı sona ermeyeceği, 1479 sayılı Kanun kapsamında iken, terk dilekçesi veren kişilerin, şirketin durumunda bir değişiklik meydana getirmediği, çünkü bu kişiler terk dilekçesi vermiş olsalar dahi, şirket adına serbest meslek makbuzu düzenlemeye ya da ortağı ya da çalışanı olan şirketler tarafından şirket adına faturalar düzenlenmeye devam edildiği, doktor olan ve 1475 sayılı Kanun'a göre sigortalı sayılan bu kişilerin, 506 sayılı Kanuna göre sigortalı olmaları ve bu kişiler için davalı Kuruma ayrıca prim ödenmesi söz konusu olamayacağından, davalı Kurumun, bu kişilerin fiilen çalıştıkları halde, bazı aylarda resmi olarak çalışıyor gösterilmemelerinin ya da bu kişilerin ücretlerinin davalı Kuruma düşük gösterilmesi sebebiyle aylık sigorta bildirgelerinin, aylık prim hizmet belgelerinin ve dönem bordrolarının listede belirtilen ücretler esas alınarak yeniden düzenlenmesine ilişkin talebi hukuka aykırı olduğu, bu kişilerin çalıştıklarının Kuruma bildirilmesi ve bu kişiler adına davalı Kuruma prim ödeme zorunluluğu olmadığı, bu nedenle, yazının aksine ilgili hekimlerin, çalıştıklarının geç veya ücretleri düşük bildirildiği gerekçesiyle bildirge ve bordroların düzenlenmesi imkanı yasal olarak bulunmadığı, bu kişilerden bir kısmı, 1479 sayılı Kanun kapsamında olmalarına rağmen, 506 sayılı Kanun kapsamındalarmış gibi Kuruma bildirildiği, şirket tarafından işletilen hastane tarafından 506 sayılı Kanun kapsamında bulunan sigortalıların tedavilerinin hastanede yapılması konusunda davalı Kurumca devralınan Sosyal Sigortalar Kurumu ile anlaşma yapılırken, Sosyal Sigortalar Kurumunun, kendi sigortalılarını tedavi eden hastane doktorlarının 506 sayılı Kanun kapsamında sigorta ettirilmelerini zorunlu kıldığı, aksi takdirde bu doktorlar tarafından yapılan tedavilere ilişkin giderlerin hastaneye ödenmeyeceğini bildirdiği, içinde bulunduğu durum itibariyle bu zorlamayı kabul etmek zorunda kalan şirketin hastanede çalışan bu doktorları, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'na göre sigortalı olmaları ve bu sebeple başka bir zorunlu sigortaya tabi olmaları mümkün olmamasına rağmen, 506 sayılı Kanun kapsamında da sigortalı yapmak zorunda kaldığı, hastanede çalışan ve 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamında sigortalı olan doktorların bu şekilde, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı yapılmaları, onların Bağ-Kur sigortalısı olmaları hususunu değiştirmediği, onların 506 sayılı Kanun gereğince yapılan sigorta işlemleri hukuken geçersiz olduğu, bu çerçevede onlar adına davalı Kuruma hiç prim ödenmemesi gerektiği, gerçekten bir kişinin kanunla kurulmuş zorunlu sigorta kurumlarından ikisine birden kayıt yaptırması ve iki kuruma birden prim ödenmesi mümkün olmadığı, adlarına davalı Kuruma 506 sayılı Kanuna göre hiç prim ödenmemesi gereken doktorlarla ilgili olarak eksik ücret bildiriminde bulunulduğu ileri sürülerek yeniden bildirge ve bordro düzenlenmesi talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğu, davacı şirketin, bu kişilerin çalıştıklarını Kuruma bildirme ve bu kişilerle ilgili prim ödeme yükümlülüğü bulunmadığından, belirtilen kişilerin gelirlerinin davalı Kuruma eksik bildirilmiş olması nedeniyle, yeniden bildirge bordro düzenlenmesi zorunluluğu da bulunmadığı, doktor kişiler dışındaki diğer kişilerin de işe girişlerinin geç yapılmış olması ya da gelirlerinin eksik bildirilmiş olması nedeniyle yeni bildirge ve bordro düzenlenmesi talebi de hukuka aykırı olduğu, bu kişilerin fiilen çalışmaya başladıkları tarihler itibariyle, almış oldukları gerçek ücretleri üzerinden davalı Kuruma bildirildiği ve bu tutarlar üzerinden hesaplanan sigorta primleri eksiksiz olarak ödendiği, davacı şirket tarafından yeni bildirge ve bordro düzenlenmesi zorunluluğu bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olan dava konusu yazı ve Komisyon kararınin iptaline karar verilmesi için Kadıköy 1. İş Mahkemesinin 2009/329 E. (İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi 2013/84 E.) dosya numarası ile asıl dava açıldığı, birleşen dava ile ilgili olarak asıl dava derdest iken, Kadıköy SGM tarafından şirket aleyhine re’sen tespit edilen işsizlik sigorta primleri için 2009/031610, diğer sigorta primleri için ise 2009/0316609 sayılı icra takipleri başlattığı ve şirkete, bu takiplere ilişkin ödeme emirleri tebliğ edildiği, şirkete tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali amacıyla asıl dava ileri sürülen aynı gerekçeler ile Kadıköy 2. İş Mahkemesi'nin 2009/576 E. Sayılı dosyası ile dava açılmış olup işbu dava asıl dava ile birleştirildiği, gerek asıl, gerekse birleşen dava konusu ile olarak, davalardaki haklılığı ortaya koyacak bizzat davalı Kurumun yazışması mevcut olduğu, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği’ne “Özel Sağlık Kuruluşlarının Denetimi” konulu 11.02.2008 tarih ve 2592 sayılı yazısı ekinde “Özel Sağlık Kuruluşları İçin Bilgilendirme Notu” gönderildiği, bu bilgilendirme notunun 2. sayfasında yer alan “2- Bağ-Kur’a Tabi Çalışanlar” başlığı altında yazılı olan uygulama, bu davanın esası ile yakından ilgili olduğu, Kurumun bu başlık altında yazmış olduğu hususlar yukarıda belirtmiş olunan hususlarla birebir uyumlu olduğu, davalı Kurumun dava konusu yazısının ekindeki listede adı geçen doktorların, bir şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ya da vergi mükellefi olması nedeniyle Bağ-Kur Kanunu'na göre sigortalı sayılan kişi konumunda oldukları, bu nedenle bu kişiler adına davalı Kurumun prim tahakkuk ettirmesi ve tahakkuk ettirdiği bu primlerin tahsili için şirket aleyhine icra takipleri başlatması hukuka aykırı olduğu, dosyaya ibraz ettiğimiz 12.03.2015 tarihli dilekçemiz ekinde sunulan ödeme belgelerinde de anlaşılacağı üzere, birleşen davanın konusu olan icra takipleri ile ilgili olarak haciz tehdidi altında olan, hatta davalı Kurum tarafından uygulanan hacze de maruz kalan şirket, davalı Kurum tarafından yapılan taksitlendirme sonucu taksitlendirilen tüm borcunu ödemiş olmak ile birleşen dava istirdat davasına dönüştüğü iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, gerek dosyada mevcut bilgi ve belgeler, gerekse bilirkişi raporunda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde Kurum Denetmenleri tarafından tutulan tutanaklarda yapılan tespitlerin aksini gösterir belgelerin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmemesi, ibraz edilen belgelerin de Kurum Müfettişleri tarafından yapılan tespitlerle uyuşması hususlarının birlikte değerlendirilmesinde, davacının da talebini istirdat davası olarak beyan etmesi karşısında, davacının davalı Kurumdan istirdadı gereken bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada ödeme emirlerinin iptali davasıdır.
2.İlgili Hukuk
17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 130 uncu maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
"Madde 130 – (25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Sigorta müfettişleri, bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler.
(Ek fıkra:29/7/2003-4958/49 md.) İşverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması halinde, işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarı, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, iş yerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından tespit edilir.
(Ek fıkra:29/7/2003-4958/49 md.) Sigorta müfettişlerince görevleri sırasında saptanan Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir.
(Ek fıkra:29/7/2003-4958/49 md.) Bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir.
(Ek fıkra:29/7/2003-4958/49 md.) İşverenler ve sigortalılar ile işle ilgili Kurum personeli, görevli sigorta müfettişleri tarafından bilgi vermek üzere çağrıldıkları zaman gelmek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek, görevlerini yapmak için her türlü kolaylığı sağlamak ve bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.
(Ek fıkra:29/7/2003-4958/49 md.) Sigorta müfettişlerine bu görevleri yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı gösterir ve yardımcı olurlar.
(Ek fıkra:29/7/2003-4958/49 md.) Kurum, sigorta yoklama memurları vasıtasıyla iş yerlerinin mevcut durumları, faal olup olmadığı, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı, çalıştırılıyorsa kimlerin, hangi sürede ve ücretle çalıştırıldıkları, prime esas kazanç ve prim ödeme gün sayılarıyla diğer bilgileri içeren ilgili belgelerin işyerlerinde asılı olup olmadığı ile bu hususların tutanağa kaydedilmesi, adres, mal varlığı ve sağlık yardımlarına müstahaklık ve kendilerine verilecek benzeri görevlerde inceleme, araştırma, tespit ve yoklama yaptırabilir."
3. Değerlendirme
1.Sigortalıların ve hak sahiplerinin sosyal sigorta sisteminin tanıdığı haklardan yararlanmaları, ilgili mevzuatın sürekli, düzenli ve eksiksiz uygulanmasına bağlıdır. Söz konusu uygulamaların sigortalılar, işverenler, hak sahipleri ve üçüncü kişiler yönünden denetlenmesi 506 sayılı Kanun'un mülga 130 uncu maddesinde düzenlenmiş olup Kurum müfettişleri ile yetki verilen memurlarına denetleme ve tespit edilen hususları tutanak altına alma görevi verilmiştir. Kurum müfettişi ve memurlar tarafından tutulan tutanakların sigortalı veya hak sahipleriyle ilgili tespitler içermeleri halinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2011 tarihli ve 2011/21-632 Esas, 2011/784 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava sonucunda verilecek karar, dava konusu işleme konu kişilerin çalışmalarının niteliği ve sigortalılıklarının tescil veya iptali sonucunu doğuracağından anılan kişilerin hak alanlarını ilgilendirdiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla ilgili sigortalı veya hak sahiplerinin tutanak ve işlem iptaline ilişkin davalarda taraf olmalarında hukuki yararları bulunmaktadır.
2.Eldeki davada; davacı işverene ait sağlık hizmetleri iş yerlerinde Kurum müfettişi tarafından yapılan denetimde bir kısım doktorların serbest meslek makbuzu karşılığı çalıştırıldıkları ancak doktorlar ile davacı işveren arasındaki ilişkinin hizmet akdi unsurlarını haiz olması nedeniyle re'sen bildirge ve bordro tanzimi gerektiği tespit edilerek tutanak altına alınmıştır. Davacı asıl davada Kurumun söz konusu işleminin iptaline, birleşen davada bu nedenle tanzim edilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davaların reddine karar verilmiştir.
3. Davaya konu uyuşmazlık dava dışı doktor / sigortalıların çalışmalarının varlığı ve giderek bu çalışmaların niteliği noktasında toplanmakta olup Kurum teftişi sonrasında tanzim edilen raporla bir kısım doktor / sigortalıların re'sen sigortalı tescili yapıldığından anılan kişilerin eldeki davaya taraf olmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca sigortalıların davaya katılımının sağlanması için davacı tarafa süre verilmesi, anılan sigortalıların gösterdikleri deliller de toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, belirtilen eksiklik giderilmeden yargılamanın sürdürülmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Davacı Avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!