10. Hukuk Dairesi 2024/1416 E. , 2024/3321 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1565 E., 2023/1946 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/507 E., 2022/258 K.
Taraflar arasındaki iş kazası olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, davalılardan ..., ve ....'in murisi olan ... ile şirkete ait iş yerinin çatısının tamiri için anlaştığını, murisin 03.02.2015 tarihinde, şirket yetkililerinin olmadığı yağmurlu bir havada iş yerinin arka tarafından girerek yanında getirdiği iki çatı ustası ile çatıya çıkarken dengesini kaybederek yüksekten zemine düşmek suretiyle kaza geçirdiğini, murisin yanındaki kişilerin de murisin elemanı olduğunu ve davacı şirket ile ilgileri bulunmadığını, çatı onarımı için bir çanta içinde getirdikleri malzemeleride kendilerine ait olduğunu, Bursa C. Başsavcılığının 2015/7718 sayılı soruşturma dosyasında, Bursa 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/644 E. sayılı dosyasında, Bursa 3. İdare Mahkemesinin 2016/483 E. 2016/1261 K. sayılı dosyasında ve Bursa 6.İş Mahkemesinin 2017/330 E. sayılı dosyasında da olayın iş kazası olmadığının belirlendiğini ileri sürerek muris ...'nın, davacı şirketin çatı onarım işi sırasında 03.02.2015 tarihinde çatıdan düşmesi şeklinde gerçekleşen kazanın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu kazanın iş kazası olduğunu, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının kusurlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ...'nın, davacı firmada işe başladığı gün çatıdan düşerek iş kazası geçirerek vefat ettiğini, kaza sebebiyle davacı şirket ile şirket yetkilisi ....dı aleyhine açtıkları maddi manevi tazminat davasına ilişkin Bursa 8. İş Mahkemesinin 2016/85 E. sayılı dosyasında alınan tüm raporlarda olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğuna kanaat edilmiştir." gerekçesiyle davanın kabulüne, 03.02.2015 tarihli davacı iş yerinde gerçekleşen olayın iş kazası olmadığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın iş kazası olduğunu, muris ile davacı şirket arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu yönündeki hatalı tespitten yola çıkılarak iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Diğer davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kaza nedeniyle Bursa 8. İş Mahkemesinin 2016/85 E. sayılı dosyası ile açtıkları maddi ve manevi tazminat dosyasında düzenlenen 02.10.2017, 22.03.2018 ve 11.09.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporlarının tamamında olayın iş kazası olduğunun belirlendiğini, davacının dava dilekçesinde atıfta bulunduğu Bursa 6. İş Mahkemesinin 2017/330 E. sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı şirket ile kendi adına serbest çalışan muris arasında kurulan ilişkinin hizmet akdi ilişkisi niteliğinde değil istisna akdi ilişkisi niteliğinde olduğu" gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 03.02.2015 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla
27.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, esnaf kaydı olmayan buna karşın yaptığı çatı onarım kapsamında daha önce yaptığı iş kapsamında iş yapılan işverenlerce 4/a kapsamında sigortalılığı bildirilen davalılar murisi sigortalının faaliyet alanı farklı olan davacı şirket arasında iş ya da eser sözleşmesi ilişkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "davacı ile davalı arasındaki çalışma ilişkisinin eser sözleşmesinden kaynaklanan iş ilişkisi olduğu , hizmet akdine dayalı çalışma ilişkisi niteliğinde olmadığı ve bu haliyle iş kazası sayılma koşullarının somut olayda mevcut olmadığı bu haliyle davacı işyerinde 03.02.2015 tarihinde meydana gelen ve davalıların murisi ...'nın vefatı ile sonuçlanan kazanın iş kazası olmadığının tespiti gerektiği" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı mirasçılar ve Kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince "davacı şirket ile kendi adına serbest çalışan muris arasında kurulan ilişkinin hizmet akdi ilişkisi niteliğinde değil istisna akdi ilişkisi niteliğinde olduğu, murisin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında sigortalılığı da bulunmadığı" gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın ölen sigortalı davalı mirasçılar ve Kurum vekili tarafından temyizi üzerine de çoğunluk görüşü ile arada iş ilişkisi olmadığı, davacının sigortalılığının bulunmadığı kabul edilerek, kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. YASAL VE HUKUKİ DAYANAKLAR:
4. 5510 sayılı SSGSSK’un 13 üncü maddesi uyarınca 4/1-a kapsamındaki sigortalı için iş kazası işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan bir iş nedeniyle işyerinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır" şeklinde tarif edilmiştir. Bu tarif, iş kazasını bazı hallerde fiilen çalışma ilişkisinden koparan, sigortalıyı korumaya yönelik olarak hazırlanmış geniş anlamda bir iş kazası tarifidir.
Aynı maddenin 4/1-b kapsamındaki (kendi nam ve hesabına çalışanlar için) sigortalı için ise sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelmiş ise iş kazası sayılacaktır.
Sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazasının unsurları;
1) Kazaya uğrayanın 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılması,
2) Sigortalının kazaya uğraması,
3) Sigortalının kaza sonucu bedensel veya ruhsal bir zarara uğraması ve
4) Kaza ile sigortalının uğradığı bedensel zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır (Güzel, A.-Okur, A.R.-Caniklioğlu, N.:Sosyal Güvenlik Hukuku, B.15, İstanbul 2014, S.417-432).
Bu tanımlara göre iş kazasının 4/a veya 4/b kapsamında kabulü için işin yürütümünün kimde olduğunun belirlenmesi gerekir. Kısaca işin yürütümünün kimde olduğu, bağımlılık unsurunu etkilemektedir.
5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 19 ve 6100 sayılı HMK.’un 33. maddeleri uyarınca yargıç tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Yargıç aradaki sözleşmesel ilişkiyi yorumlar, sözleşme türünü ve içeriğini kendisi belirler. Tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin iş, vekalet, eser veya ortaklık sözleşmesi olduğunu nitelendirilmesi yargıca aittir.
6. 4857 sayılı İş Kanununa göre işveren, işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlara işveren denir (Mad. 2/1). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, İşvereni, Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşları olarak tanımlamıştır(Mad.3/ğ). 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre ise “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlar işverendir(Mad.12/1)”.
7. İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık sözkonusudur.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.
* İşin işverene ait işyerinde görülmesi,
* Malzemenin işveren tarafından sağlanması,
* İş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması,
* İşin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi,
* Bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi,
* Ücretin ödenme şekli,
kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır.
8. İşveren olmada ise;
* İş sözleşmesini kimin düzenlediği, kimin işe aldığı ve iş sözleşmesini sona erdirdiği,
* Ücretin kim tarafından ödendiği,
* İş görme ediminin kime karşı yerine getirildiği, kimin işinin yapıldığı,
* Çalışma koşullarını kimin belirlediği ve bu anlamda kime bağımlı olarak çalıştığı önemlidir. İşverenin kayden başka bir gerçek ya da tüzel kişi olarak görünmesi, ona işveren sıfatı vermez.
Diğer taraftan, bir işyeri veya işletmenin bağımsız işveren sıfatından sözedilebilmesi için;
** Hukuki ve ekonomik açıdan bağımsız olması, bu konuda karar mekanizmasının kendinde bulunması,
** En önemlisi de bağımsız bir organizasyona sahip olması gerekir.
9. Diğer taraftan, takım sözleşmesinde, takım klavuzu olarak hareket eden kişi, bir anlamda işveren vekili gibi hareket eder. İşveren konumunda olan bir işverene, kendi hizmeti yanında getirdiği işçilerle birlikte çalışması, onlar adına hareket etmesi, ücretlerini alıp dağıtması, işveren sıfatı kazandırmaz. Bunun tipik örneği 4857 sayılı İş Kanunu’nun takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleridir. Bu tür sözleşmede “İşçilerden biri, birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle sözleşme yapmaktadır” ve “işe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır.”. Takım kılavuzu ile sözleşme yapan kişinin işverenle aradaki ilişkisi iş ilişkisidir.
IV. SOMUT UYUŞMAZLIK
10. Dosya içeriğine göre faaliyet alanı otomotiv parçaları üretimi olan davacı şirketin çatısı lodos nedeni ile zarar görmüş, bunun üzerine işveren vekili piyasa da çatı onarım işi yaptığı belirtilen davalıların murisi sigortalı ile sözlü belirli bir ücret karşılığı anlaşmışlardır. Yazılı bir sözleşme olmadığı gibi onarım için kullanılacak malzemeler davacı şirket tarafından temin edilmiştir.
11. Keza Bursa 6. İş Mahkemesinde aynı kaza sebebiyle görülen rücu davasında Mahkemece olayın iş kazası olmadığı, bu nedenle davacının sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verildiği, kararın görülen iş kazası olmadığının tespiti davasının neticesi beklenmesi gerektiği yönünde İsitnaf mahkemesince ortadan kaldırıldığı, Bursa 8. İş Mahkemesinde görülen maddi manevi tazminat dosyasında alınan bilirkişi raporlarında olayın iş kazası olduğu yönde değerlendirme yapılarak işveren kusurunun %75, kazalı işçi kusurunun % 25 olarak belirlenip hesap raporu alındığı, aynı olay sebebiyle 23.Asliye Ceza Mahkemesinde görülen yargılama sonunda davacı şirket yetkilisi Gökhan Kıvrandı'nın 1 yıl 8 ay mahkumiyet kararının ertelenmesine dair verilen kararın istinaf incelemesinden esastan ret kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
12. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar davacı işverenin faaliyet alanı ile ilgili bir onarım işi yoksa da görevlendirdiği vekili, davalıların murisi ile çatı onarım işini belirli bir ücret karşılığında yapılması konusunda anlaşmışlardır. Malzeme temini tamamen davacı şirket tarafından temin edilmiştir. Davacı esnaf, keni nam ve hesabına çalışan konumunda değildir. İşin yürütümünü tamamen davacı işveren üstlenmiştir. Burada çatı onarım işi kısa süreceği için süreksiz bir işten de sözedilebilir. Ancak bu eser sözleşmesi niteliğini vermez. Zira burada üstelenilen işi, işverenin emir ve talimatı ile yerine getirmektedir. Davalılar sigortalısının yanında ayrıca iki kişi getirmesi takım sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir. Tazminat dosyasında alınan bilirkişi raporu ve davacı ile sözlü sözleşme yapan işveren vekilinin ceza davasında aldığı kesinleşen mahkumiyet kararına göre işin yürütümü ve yönetimi davacı işverene aittir. Burada davalılar murisinin kendi nam ve hesabına çalıştığını söylemek olanaklı değildir. Aradaki ilişki iş sözleşmesi ilişkisidir.
13. Sonuç itibari ile arada iş ilişkisi bulunduğundan davanın reddi gerekir. Davalı Kurum ve davalılar mirasçılarının temyizi yönünden kararın bozulması gerekir. Bu nedenle kararın onanması görüşüne katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!