WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/1356 E.  ,  2024/3690 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1447 E., 2023/2721 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/17 E., 2022/102 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1990 yıllarından beri Hollanda'da çalıştığını, yurt dışı borçlanması yaptığını, borç cetvelinin kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilmemesi üzerine vekilinin telefonla Kurumu araması sonucunda borçlanma cetvelinin 16.10.2014 tarihinde fax çekilmesiyle miktarını öğrendiği borcunu 12.01.2015 tarihinde ödediğini, davalı Kurumun kayıtlarına borçlanma işleminin işlenmediğini, Türkiye'de 1161 gün prim ödemesinin olduğunu, emekli olması için 5525 gün, 52 yaş ve 25 yıllık sigortalılık süresi şartlarının tamamlanması gerektiğinin bildirildiğini, ödeme yapılmasına rağmen borçlanma işleminin Kurum kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle emekli yaşı geldiğinde emekli olmasının engellendiği belirtilerek; yurt dışı borçlanmasının geçerliliğine, emekli gün sayısının yeterliliğine ve emeklilik yaşının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde hata bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; borçlanmanın geçerli sayılabilmesi için SGK tarafından tahakkuk ettirilen borç tutarının, tamamının veya bir kısmının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenmesi zorunlu olduğu, davacı vekili adresine gönderilen 26.08.2014 tarihli borçlanma tahakkuk mektubunun PTT tarafından 05.09.2014 tarihinde gösterilen adres çalışanı ...'ın imzasına teslim edildiği, ancak tebligatın ulaşmadığı gerekçesiyle vekilin davalı Kurumla yaptığı telefon görüşmesi sonunda borçlanma tahakkuk mektubu ve eki cetvelin fax ile gönderildiği 16.10.2014 tarihin tebliğ tarihi kabul edilerek, 51.682,17 TL borçlanma bedelinin “Beyan Usulü” ile 12/01/2015 tarihinde davalı Kurum hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, 07.07.2020 tarihli dilekçesinde ...'ın çalışanı olmadığı, kendisine tebligat yapılsa dahi tebligatın geçersiz ve usulsüz olduğu iddiasında bulunarak, davalı Kurumca gönderilen fax tarihinden sonra üç ay içerisinde yapılan ödemeye göre borçlanmanın geçerli sayılması ve davanın kabulüne karar verilmesi talebinde bulunmaktadır. Somut olayda, sigortalı hizmetlerinin güncellenmesine ilişkin davacının 02.08.2019 tarihli dilekçesine istinaden borçlanma tahakkuk cetvelinin tebliğ tarihinin bilgisayar kayıtlarına işlenmediğinin anlaşılmasından sonra PTT ile yapılan yazışma sonunda tebligatın 05.09.2014 tarihinde ...'ın imzasına teslim edildiği, bu tarih esas alındığında ve borçlanma bedelinin davalı Kurum hesabına yatırıldığı 12.01.2015 tarihe göre ödemenin yasal süresinde yapılmadığı görüldüğü, borçlanma tahakkuk mektubunun PTT tarafından teslim edildiği bildirilen ...'ın davacı vekilinin çalışanı olmadığı iddiasına karşılık, ...'ın Av. ...'in bir çalışanı olup olmadığının tespiti ile bildirilmesine ilişkin SGK'ya yazılan 18.11.2020 tarihli müzekkereye 31.03.2021 tarihinde cevap verilerek verilecek cevapta ...'ın davacı vekili Av. ...'in çalışanı olmadığı bildirilmiş olup, davalı Kurumca borçlanma tahakkuk cetvelinin davacı vekiline fax ile gönderildiği 16.10.2014 tarihin tebliğ tarihi olarak alınması, borçlanma bedelinin yasal süresinde ödendiğinin kabulü ile buna bağlı olarak borçlanmanın geçersiz sayılmasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve 4524 gün borçlanmasının geçerli sayılması sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, davacının yaşlılık aylığının bağlanmasının tespiti yönünden, davacının Türkiye de son çalışmasının 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü fıkrasının a bendi kapsamında olması nedeniyle bu statüde değerlendirilmesinin gerektiği, ayrıntısı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesinin 1 inci fıkrasının B bendinin (ı) alt bendine göre 25 yıllık sigorta süresini, 52 yaşını doldurması ve en az 5525 gün prim ödemiş olması durumda yaşlılık aylığınına hak kazanabileceği sonucuna varılmıştır." gerekçelerine dayalı olarak davanın kabulüne, borçlanmanın geçersiz sayılmasına ilişkin 07.01.2020 tarihli Kurum işleminin iptali ile borçlanma bedelinin yasal süresi içinde ödendiğinin tespitine, emeklilik yönünden davacının 25 yıllık sigorta süresi, 52 yaş ve 5525 gün prim ödeme şartına tabi olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, Kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum tarafından borçlanma tahakkuk cetvelinin davacının avukatı olan ...'in adresinde çalışan ... imzasına tebliğ edildiği bildirilmiş ise de dosya arasına alınan hizmet döküm cetvelinden ...'ın tebliğ tarihinde adı geçen avukatın çalışanı olmadığı, yapılan tebligatın bu haliyle usulüne uygun olmadığı, davacı vekilinin borçlanma tahakkuk cetvelini fax yoluyla tebliğ aldığı 16.10.2014 tarihinde tebliğ aldığının kabul edilmesi gerektiği, buna göre de davacının 12.01.2015 tarihinde yaptığı ödemenin süresinde olduğu ve borçlanma işleminin geçerli olduğu anlaşıldığından ve yaşlılık aylığı şartlarının belirlenmesi bakımından ise davacının Kuruma yaptığı bir başvurusu ve bu konuda Kurum tarafından çıkartılan bir muaraza bulunmadığından davacının hukuki yararı yok ise de borçlanmanın kabulünden sonra yaşlılık aylığı talebinin Kurum tarafından değerlendirilmesi mümkün olduğundan Mahkeme kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun ilgili maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.