10. Hukuk Dairesi 2024/1344 E. , 2024/7383 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/250 E., 2023/266 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden ve bu tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden indirilmesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 17.11.1971 tarihinde doğduğu, 15.12.1989 - 14.10.2010 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görevde bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde 20 yıl 10 ay muvazzaf subaylığına karşılık yıpranmaya tabi fiili hizmet zammı 4 yıl 3 ay 8 gün bulunduğu, bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak ... SSK sicil numarası ile özel hava yolu şirketlerinde pilot olarak çalışmaya başladığı, davacının 27.04.2018 tarihinde emeklilik tahsis müracaatında bulunabilmek için hizmetlerinin günlerinin toplanarak gün sayısının bildirilmesi yönünde davalı Kuruma başvurduğu, Kurumun davacıya cevaben 02.05.2018 tarihli ve 51171429 sayılı hatalı yazısı ile ilk olarak sigortalı olduğu tarihinin fili hizmet zammı süresi olan 4 yıl 3 ay 8 gün dikkate alınarak hesaplanması gereken ve bu sebeple ilk sigortalı olduğu tarihin 07.09.1985 olarak kabul edilmesi gerekirken tarihin nasıl hesaplandığı, taraflarınca anlaşılamayan şekilde yanlış hesaplanarak 12.10.1987 kabul edildiğini gösterir cevap verildiği, davacının emekli olabileceği yılı hesaplayarak ilk işe giriş tarihini 12.10.1987 olarak kabul ettiği, o gün için emekli olabilme şartlan olan 25 yıl çalışma süresi, 5375 gün sigorta prim günü ve 50 yaş şartlarına tabi tuttuğu, bunun neticesinde de davacı 50 yaşını doldurmadığından dolayı talebinin reddedildiği, 50 yaşın tamamlandığı 17.11.2021 tarihinde tekrar başvurması gerektiğine yönelik cevap verdiği, davalı Kurum tarafından sergilenen bu tutumun 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na aykırı olduğu, 506 sayılı Kanun’da fiili hizmet zammı süresinin hem sigortalının ilk sigortalılık tarihinden hem de yaştan geri götürülmesi gerektiğinin tartışmaya mahal vermeyecek bir biçimde açıkça yer verildiği iddiasıyla davacının Türk Silahlı Kuvvetlerindeki hizmetine karşılık mevcut olan 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesinin ve bu sebeple yaşlılık aylığı başvurusunun yapıldığı tarih olan 27.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının, birikmiş aylıkların her bir aylığına hak kazanıldığı tarihten emeklilik aylığının faizi ile birlikte emekli sayılan davacıy ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev ve yetki itirazında bulundukları, 72.331.002 emeklilik sicil numaralı davacının 18 yaşın dolumundan önce Türk Silahlı kuvvetlerinde geçen süresinin fiili hizmet süresinden sayılması istemiyle Kurumun aleyhine açtığı davada emeklilik sicil dosyasının incelenmesinden ilgilinin isteminin gerekçeli olarak reddedildiğinin görüldüğü, bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’un 5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Bu kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi kapsamına alınanlar, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmünün yer aldığı, bu hüküm uyarınca kanunun yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi çalışanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümler de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı, 5434 sayılı Kanunun bu kanundan faydalanacakları belirleyen 12 nci maddesi ile bu kanunla tanınan haklardan (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan Türk vatandaşı olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla (II) işaretli fıkrada gösterilenlerin faydalanacağını, aym maddenin 29.06.1978 tarih ve 2168 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile değişik (II) işaretli fıkrasının (j) bendinde ise Harp Okulları ve Fakülte ve yüksek okullarda Silahlı Kuvvetler hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askeri öğrenci olanların 5434 sayılı Kanunla ilgilendirileceklerinin hükme bağlandığı, bu hükümler uyarınca Harp Okullarında okuyan Öğrencilerin okulu başarı ile tamamlamaları halinde bu okullarda 18 yaşın dolumundan sonra geçen süreleri fiili hizmet süresinden sayıldığı, buna göre 18 yaşın altında geçen sürenin ise 5434 sayılı Kanunun mülga 12 nci maddesi uyarınca fiili hizmetten sayılmasına imkan bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 28.11.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/409 Karar sayılı karar ile 17.11.1971 doğumlu olan davacının yapmış olduğu yaşlılık tahsis talebine ilişkin işlem dosyasına göre, davacının ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihi ile 14.10.2010 tarihine kadar olan dönemde adına ödenen toplam (Emekli Sandığı) prim ödeme gün sayısının 9038 gün olduğu, davacının tahsis talep tarihinde 25 yıl, 52 yaş 5525 gün emeklilik şartlarından yaş koşulu hariç diğer koşulların gerçekleşmiş olduğu, 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesinin B-C bendlerine istinaden 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihinden düşürülmesi neticesinde, ilk işe giriş tarihinin 07.09.1985 tarihine denk geleceği, bu tarih itibariyle 25 yıl, 49 yaş 5300 günün emeklilik şartlarını karşılayacağı, davacının doğum tarihine göre 49 yaş şartının 17.11.2020 tarihinde dolduğu ancak bu tarihten de 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin düşülmesi sonrasında, emeklilik tarihinin 09.07.2016 tarihine denk geldiği anlaşılarak, davacının bu tarih itibariyle emekliliğe hak kazandığı anlaşılarak, ancak talebin 27.04.2018 tarihi olduğu görülerek, taleple bağlı kalınarak ve emekli sandığından sonra 2684 gün 4/a sigortalılığının mevcut olduğu, hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa hükümleri çerçevesinde de 1260 gün şartının gerçekleştiği görülerek, davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davacının 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesine, kuruma başvuru yapmış olduğu tarihi izleyen aybaşı olan 01.05.2018 tarihi itibariyle emekli sayıldığının ve emekliliğe hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.05.2018 tarihinden itibaren her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/409 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 14.04.2021 tarihli ve 2019/992 Esas, 2021/672 Karar sayılı karar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-C bendlerine istinaden 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihinden düşürülmesi neticesinde, ilk işe giriş tarihinin 07.09.1985 tarihine denk geleceği, bu tarih itibariyle 25 yıl, 49 yaş 5300 günün emeklilik şartlarını karşılayacağı; davacının doğum tarihine göre 49 yaş şartının 17.11.2020 tarihinde dolduğu ancak bu tarihten de 4 yıl 3 ay 8 gün fiili hizmet süresinin düşülmesi sonrasında, emeklilik tarihinin 09.07.2016 tarihine denk geldiği, davacının bu tarih itibariyle emekliliğe hak kazandığı anlaşıldığından ve talebin de 27.04.2018 tarihi olduğundan, taleple bağlı kalınarak ve emekli sandığından sonra 2684 gün 4/a sigortalılığının mevcut olduğu, hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa hükümleri çerçevesinde de 1260 gün şartının gerçekleştiği anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2020/357 Esas, 2022/1023 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/8225 Esas, 2022/14694 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; 'kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.' hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'undaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve yazılı şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 15.02.2023 tarihli ve 2022/31 Esas, 2023/45 Karar sayılı karar ile davacı ...'nin 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yukarıda anılan bozma ilamı uyarınca sigortalılık başlangıcından geriye götürülerek ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulamaya imkan tanımadığı değerlendirilmiş; bu itibarla davacının ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihine göre tabi olacağı emeklilik koşullarının 25 yıl 52 yaş 5525 prim günü olacağı anlaşılmakla, 27.04.2018 tahsis talep tarihi itibariyle davacı 25 yıl ve 5525 gün şartlarını taşımakta ise de; yaş koşulunu sağlamadığı, fiili hizmet zammı yaş haddinden indirildiğinde yaş koşulunu 09.08.2019 tarihi itibariyle sağlayabileceği tespit edilmiş, tahsis talep tarihi ile tahsis koşullarının sağlandığı tarih arasında makul süre bulunmadığı, bu durumda davacının koşulları sağladığı tarihten sonra yeniden tahsis talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ...'nin 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının sigortalılık başlangıcının geriye çekilmesine ve tahsis talebinin reddine yönelik Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine, karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli ve 2022/31 Esas, 2023/45 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 16.05.2023 tarihli ve 2023/5568 Esas, 2023/5451 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
5.Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının tahsis talep tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmelidir.
6.Buna göre, 27.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.12.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yıl 4 ay 12 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 5 ay 8 gün sigortalılığına ve 5525 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 17.11.1971 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 17.11.2023 tarihinden 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 09.08.2019 tarihinin esas alınması ile davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının birleşen hizmetler sonrasında tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu ve buna göre hak kazanılan fiili hizmet zammı ile ilgili uygulama yapılırken sigortalılık süresi yönünden kişinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle farklı bir uygulama yapılmasına imkan verilmediği, buna göre davacının ilk işe giriş tarihi olan 15.12.1989 tarihine göre 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl 52 yaş 5525 prim günü şartlarına tabi olduğu, 17.11.1971 doğumlu davacının 17.11.2023 tarihi itibariyle 52 yaşını doldurduğu, 4 yıl 3 ay 8 günlük fiili hizmet süresi zammının 52 yaşını doldurduğu 17.11.2023 tarihinden geriye çekilmesi suretiyle koşulu yargılama aşamasında 09.08.2019 tarihi itibariyle sağladığı, davacı vekilinin 03.01.2023 ve 11.08.2023 tarihli dilekçesi ile yargılama aşamasında 09.08.2019 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitini ve bu tarihi takip eden ay başı olan 01.09.2019 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması ile 01.12.2019 tarihinden itibaren hak ettiği aylıkların faiziyle ödenmesini istediği görülmekle tahsis talep günü itibariyle şartları oluşmadığından ve davalı Kurumun davanın açılmasına sebep olan haksız bir işlemi de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 09.08.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespiti ile davacıya 01.09.2019 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanmasına ve hak edilen aylıkların 01.12.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilemeyeceği, Kuruma müracaat şartının yerine getirilmediği, Kurum aleyhine vekalet ve yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden ve bu tarihe göre tespit edilecek yaş haddinden indirilmesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!