10. Hukuk Dairesi 2024/1321 E. , 2024/2386 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3125 E., 2023/2575 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/135 E., 2023/53 K.
Taraflar arasındaki asıl dava Kurum işleminin iptali, birleşen dava itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı dava dilekçesinde; davacının eşi ...'dan Yozgat Aile Mahkemesinde 2000 yılında boşandığını, 2003 yılından beri merhum babası ...'ın kızı olarak yetim aylığı bağlandığını, SGK İl Müdürlüğünün 06.05.2019 tarihli yazısı ile maaşının kesildiğini ileri sürerek; kesilen aylıklarının iadesi ile yetim aylığının yeniden bağlanmasını talep etmiştir.
Birleşen davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; davalı hakkında Antalya 1. İcra Müdürlüğü 2019/11117 sayılı dosyası ile Kurumdan aylık almakta iken anlaşmalı boşanma yaptığının anlaşılması üzerine 01.10.2018 tarihinden itibaren aylıkları kesildiğini, 19.10.2018-18.06.2019 tarihleri arası ödenen aylıkların tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlu davalı borca itiraz ettiğini, icra takibi konu hakkında davalının açtığı Antlaya 2. İş Mahkemesi 2019/135 sayılı dosya mevcut olup, derdest olduğunu, açılan bu davanın 2019/135 Esas saylı dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini, borçlunun yaptığı itirazın haksız olduğunu, borcun tamamından sorumlu olduğunu belirterek, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını beyanla davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının denetim raporunun aksini ispat edemediği, Kurum işleminde yasa ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine, mahkemenin 2020/99 Esas sayılı dosyası yönünden ise davanın kabulü ile davalının Antalya 1. İcra Müdürlüğünün 2019/11117 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğundan, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; davayı tanık beyanları ile ispatladıklarını, tarafların boşandıktan sonra ayrı yaşadıklarını sadece çocuk için bir araya geldiklerini, davacının eski eşinin yerleşim yerinin Antalya olmadığını, Yerel Mahkeme tarafından yeterli araştırmanın yapılmadığını beyanla ana davanın kabulü, karşı davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-birleşen davada davalı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanması, birleşen davada ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamından, davacı-birleşen davada davalı ile eşi ...'nın 06.02.2001 tarihinde boşandıkları, tahsis talebi üzerine davacıya ölen babası ...'tan ötürü ölüm aylığı bağlandığı, davacı/birleşen davada davalının eski eşi ile birlikte yaşadığı hususunda davalı-birleşen davada davacı Kuruma yapılan ihbar üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 18.02.2019 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aldığı aylıklarının kesildiği ve ölüm aylığı yönünden 19.10.2018-18.06.2019 tarihleri arasında ödenen 91.580,15 TL tutarındaki aylıkların borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Kurum işleminin iptali amacıyla asıl davanın açıldığı, Mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, seçmen kayıtlarının, bir kısım elektrik, su ve telefon aboneliği kayıtlarının getirtildiği, kolluk araştırması yapıldığı, dinlenen tanık anlatımları da değerlendirilerek asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verildiği görülmüştür.
2. Somut uyuşmazlıkta, davacı-birleşen davada davalı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. İnceleme konusu davaya ilişkin olarak eldeki kayıtlar incelendiğinde; dava konusu uyuşmazlık hakkında davalı Kurum denetmenlerince düzenlenen 18.02.2019 tarih ve 2019/DYS/12 sayılı rapor gereğince, davacı/birleşen davada davalı ve boşandığı eşi hakkındaki birlikte yaşamaya dayalı iddia hakkında yapılan inceleme döneminin 12.04.2018-18.02.2019 tarihleri arasına ait olduğu, yapılan inceleme sonucu taraflar hakkında iki ayrı şikayet bulunduğu, 2007 - 2009 yılları arasında Yozgat ili Sorgun ilçesinde yaşadıkları dönemde fiilen birlikte yaşadıklarının tespit olunduğu, Sorgun ilçesi Bahçelievler Mahallesi Muhtarının beyanlarının da değerlendirildiği, öte yandan davalı-birleşen davada davacı Kurumca, davacı-birleşen davada davalıya babası ...'tan dolayı bağlanan ölüm aylığı yönünden 19.10.2018-18.06.2019 tarihleri arasında çıkarılan borç miktarının yüksek olduğu da dikkate alındığında davacı/birleşen davada davalı hakkında borç çıkarılan uyuşmazlık konusu dönem yönünden tereddüt giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
3. Yapılacak iş; davacı-birleşen davada davalı hakkında çıkarılan borç dönemi davalı/birleşen davada davacı Kurum'dan sorulmak suretiyle oluşan tereddüt giderilmeli, davacının sorumlu tutulması gereken fazla ve yersiz ödemelerin borç dönemi netleştirilmeli buna göre borç döneminin farklı olması halinde tarafların Yozgat ili Sorgun ilçesinde yaşadıkları dönemde beraber yaşamaya dayalı başka Denetmen Raporunun bulunup bulunmadığı sorulmalı, ayrıca Sorgun ilçesinde beraber yaşama olgusuna dair davacı-birleşen davada davalı ve boşandığı eşine ait adreste birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı, bu adreslerde mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, uyuşmazlık konusu dönem için medula kayıtlarında görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, ortak medula kaydının bulunup bulunmadığı saptanmalı, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak borç çıkarılan dönemde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği netleştirilmek suretiyle toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle
07.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 2001 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2018 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2018 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı kanunun 5754 sayılı Kanun'un 68. Maddesi ile değişik geçici 1. Maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!