10. Hukuk Dairesi 2024/1143 E. , 2024/6884 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/65 E., 2023/291 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 25.08.1971 tarihinde doğmuş olup 15.09.1989 – 14.03.2008 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı ve Türk Hava Kuvvetlerinde görev yaptığı, işbu 18 yıl 6 aya istinaden yıpranma payı olarak 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının (FHZ) mevcut olduğu, davacının bu görevinden sonra SSK’ya bağlı sigortalı olarak 3401200827205 sigorta sicil numarasıyla özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmış olup 4/a kapsamındaki ilk işe giriş tarihinin 01.04.2008 tarihi olduğu, davacının emeklilik tahsis talebinde bulunmak amacıyla SGK’ya başvuru ile kamu görevlisi olarak hizmet sürelerinin (4/c) ve özel sektör sigortalılık sürelerinin (4/a) birleştirilmesini talep ettiği, bunun üzerine Kamu Görevlileri Daire Başkanlığına yazı yazılarak davacının 4/c’ye tabi hizmetlerinin bildirilmesinin istendiği ve İlgili Dairenin 02.03.2017 tarihli yazısında davacının 4/c kapsamında 18 yıl 6 aylık hizmet süresi ve 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplamda 22 yıl, 4 ay, 15 günlük hizmet süresi olduğunun bildirildiği, davacının 31.07.2019 tarihinde emeklilik ve yaşlılık aylığı tahsis talebiyle davalı Kuruma başvurduğu ancak davacının söz konusu talebinin emeklilik için gerekli şartları taşımadığından bahisle davalı Kurumun 01.08.2019 tarihli 11265332 sayılı yazısıyla reddedildiği ve bu red kararının usul ve yasalara aykırı olup davacı bakımından büyük hak kayıplarına yol açtığı, oysa ki o tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi uyarınca fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesinin gerektiği, yine ilgili mevzuat uyarınca fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden de geriye çekilmesi gerektiği, 25.08.1971 tarihinde doğan davacının yaş haddinden 3 yıl, 10 ay, 15 günlük FHZ indirimi yapılarak doğum tarihinin 10.10.1967 tarihi olarak kabul edilmesi, yine hizmet başlangıç tarihinin ise 15.09.1989 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 gün geriye çekilerek 30.10.1985 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve hizmet başlangıç tarihi 30.10.1985 tarihi olarak esas alındığında davacının emeklilik şartlarının 49 yaş, 25 sigortalılık yılı, 5300 prim gün sayısı olduğu, davalı Kurumun davacının emeklilik için yaş şartını yerine getirmediğinden bahisle tahsis müracaatını reddetmiş ise de davacının müracaat tarihi itibariyle 51 yaş, 9 ay, 21 günlük yaşı, 33 yıl, 9 ay hizmet yılı, 12105 prim gün sayısı bulunduğu, davacının müracaat tarihi itibariyle emeklilik için aranan şartları yerine getirerek müracaat tarihini izleyen aybaşı olan 01.08.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı, diğer yandan davalı Kurum tarafından düzenlenen 01.08.2019 tarihli 11265332 sayılı yazıda davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük (1395 gün) fiili hizmet zammı süresi hizmet başlangıç tarihi olan 15.09.1989 tarihinden 522 gün eksik bir şekilde geriye çekilerek hizmet başlangıç tarihinin 12.04.1987 tarihi olarak belirtildiği, oysa Kamu Görevlileri Daire Başkanlığının 02.03.2017 tarihli cevabi yazısı ile de sabit olduğu üzere davacının fiili hizmet zammı süresinin (FHZ) 3 yıl, 9 ay, 15 gün (1395 gün) olduğu ve bu sürenin tamamının hizmet başlangıç tarihi hesabına dahil edilmesi gerekirken davalı Kurumun yapmış olduğu kısmi indirimin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, emeklilik şartlarının belirlenmesinde de sigortalının hizmet başlangıç tarihinin esas alındığı, davalı Kurumun davacının hizmet başlangıç tarihini yanlış hesaplamış olmasının davacının emekliliği için aranan şartları da 50 yaş, 25 yıl, 5375 gün olarak yanlış belirlemesine yol açtığı, oysa davacının hizmet başlangıç tarihi 30.10.1985 tarihi olarak dikkate alındığında 49 yaş, 25 sigortalılık yılı ve 5300 prim gün sayısı şartıyla davacının emekliliğe hak kazandığının görüleceği, 3 yıl, 10 ay, 15 günlük FHZ süresinin yaş haddinden indirilerek davacının doğum tarihinin 10.10.1967 olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak davalı Kurumun 01.08.2019 tarihli ve 11265332 sayılı yazısı uyarınca davacının fiili hizmet zammı süresinin emeklilikte aranan yaş haddinden indirilmediğinin anlaşıldığı oysa ki davacının fiili hizmet zammı süresinin emeklilikte aranan yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin çok çeşitli emsal kararlar bulunduğu iddiasıyla davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük FHZ süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek davacının müracaat tarihini izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının, hak kazanılan aylıkların hak kazanılan tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli ve yetkili Mahkemenin İstanbul İdare Mahkemeleri olduğu, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin açık düzenlemesi dikkate alınarak davanın esasına girilmeden davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiği, davacının 5434 sayılı Kanun'un mülga 32 nci madde kapsamındaki hizmetlerinin sigortalılık süresine ve ödeme gün sayısına ilave edilmiş olup fiili hizmet süresinin yaştan geriye götürülmediği, davacının emekli olabilmesi için mevcut haliyle talep ettiği tarihte tahsis talebinde bulunmasına imkan bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin açık olduğu, hangi iş kollarına tabi çalışanların bu maddeden yaralanabileceklerinin bentler halinde sıralandığı ve davacının yapmış olduğu işin bu bentlere girmediği, davacının fiili hizmet süresinden yararlanmasının mümkün olmadığı, kanunda belirtilen unvanlardan biriyle sayılan işyerlerinde çalışmıyorsa anılan kanun kapsamında düşünülmesine imkan bulunmadığı, Kurum kayıtlarının esas olduğu, aksinin aynı değerde yazılı belge ile kanıtlanmasının gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 13.11.2020 tarihli ve 2019/320 Esas, 2020/293 Karar sayılı karar ile 25.08.1971 doğum tarihli olan davacı bakımından 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının yaştan da düşürülerek doğum tarihinin 10.10.1967 tarihi olarak tespit edilmesi ile 49 yaşını 10.10.2016 tarihinde doldurmuş olacağından sigortalılık başlangıcının 30.10.1985 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini 30.10.2010 tarihinde doldurduğu, yine 5300 gün prim ödeme gün şartını toplam 12105 prim ödeme gün sayısı bulunmasına göre tamamlamış olduğu anlaşıldığından davacının 31.07.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı, tahsis müracaatını izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylıklarına hak kazandığının, hak kazanılan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilmesine, davacının tahsis talep tarihini izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylıklarına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli ve 2019/320 Esas, 2020/293 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 08.06.2022 tarihli ve 2021/54 Esas, 2022/1433 Karar sayılı karar ile istinaf kanun yoluna başvuran taraf ve istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre her ne kadar "davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden indirilmesine" karar verilmesi hatalı ise de İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu (yaşlılık aylığı başlangıç tarihi) itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli ve 2021/54 Esas, 2022/1433 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 29.11.2022 tarihli ve 2022/10640 Esas, 2022/15061 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesinin kabulü ile sigortalılık başlangıç tarihi 15.09.1989 tarihi olan davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j maddesine göre tahsis şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş, 5450 primi ödenmiş gün sayısı olduğunun dikkate alınarak 25.08.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 25.08.2022 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin düşülmesiyle 10.10.2018 tarihinde yaşını doldurarak emeklilik müracaatında bulunabileceği değerlendirilmiş,.... T.C. kimlik numaralı davacı ...’ın, 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddini geriye götürecek şekilde uygulanması gerektiğinin kabulüne göre 10.10.2018 tarihinde yaşını doldurarak emeklilik müracaatında bulunabilecek olan davacının 31.07.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis müracaatını izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emeklilik aylığına hak kazandığının tespiti ile bu tarih itibariyle yaşlılık aylıklarını alabileceği ve kurumun hak kazanılan aylıklar bakımından yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıya davalı Kuruma başvuru tarihi olan 31.07.2019 tarihini izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.11.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının tahsis koşullarını taşımadığı, fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından ve yaştan düşülemeyeceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının; sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1989 olması nedeniyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin "h" alt bendinde öngörülen yaşlılık aylığı tahsis şartlarına tabi olduğu halde hüküm gerekçesinde maddi hata ile Geçici 81 inci maddenin B bendinin "j" alt bendi hükümlerine tabi olduğundan bahisle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine;
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının; gerekçesinin, delillerin değerlendirilmesi bölümünün, 6 ncı paragrafında yer alan "81/B-j" ibaresi silinerek yerine "81/B-h" yazılması;
Suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!