10. Hukuk Dairesi 2024/1024 E. , 2024/2125 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1566 E., 2023/1987 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/687 E., 2022/236 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.02.2012 tarihinden 02.05.2016 tarihi saat 14:15 sularına kadar davalıya ait iş yerinde montaj ve bakım işçisi sıfatıyla aralıksız ve kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilin işe girdikten yaklaşık 5 ay kadar sonra davalı işverenin yönlendirmesi ile T.C. İlkadım Kaymakamlığı Samsun Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü'ne çıraklık eğitimi için başvuruda bulunmuş ve eğitim aşmaya başladığını, haftada bir gün Eğitim Merkezine gitmekte kalan günleri ise bir fiil olarak davalıya ait işyerinde işçi sıfatı ile çalıştığını, haftanın en az iki günü Sinop, Ordu, Vezirköprü gibi il ve ilçelere gidilmesi nedeniyle sabah 06:00 akşam 23:00 saatleri arasında çalıştığını, müvekkil tüm UBGT günlerinde aralıksız ve kesintisiz çalıştığını, tüm çalışma boyunca yıllık izin 7 gün kullandığını, Mart 2016 ayında sigorta yapıldığını, maaşını İş Bankası ..... Şubesi hesabından çektikten sonra işveren maaşının 800 TL olduğunu bu nedenle fazla yatırılan paranın kendisine geri verilmesini istemesi üzerine bu durumu kabul etmeyince davalı işveren tarafında işten çıkarıldığını, müvekkil 01.09.2015 tarihinde kalfalık belgesi almaya hak kazanmış ve bu nedenle çıraklık eğitimi sebebiyle yatmakta olan '' İş Kazası ve meslek hastalığı'' sigortası son bulduğunu, bu tarih itibari ile 18 yaşını da doldurmuş ve sigortası olmayan müvekkil hakkında gelir testide yaptırmaması sebebi ile SGK tarafından borç tahakkuku yapıldığını, müvekkil bu tarihten itibaren sigortasının yatırılmadığını anladığını, 01.02.2012 tarihinden 02.05.2016 tarihine kadar aralıksız ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın beyanlarını kabul etmediklerini, davacının talepleri zaman aşımına uğradığını, davaya cevap için gerekli bilgi ve belgelerin temininin uzun sürecek olması ve davanın niteliği gereği esasa ilişkin beyanlarını sunabilmek için ek süre talebinde bulunduklarını, davalı vekili 14.04.2016 tarihili cevapta özetle; davacının 01.02.2012-02.05.2016 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı iddiaları kabul etmediklerini, yasaya ve usule aykırı olduğunu, davacı 2012 yılının haziran ayında müvekkili tarafından çıraklık eğitimi başvurmasını belirtiğini, davacının belirtilen 05.07.2012 tarihinden önce çalışmasının bulunmadığını, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanun'un 3 üncü maddesinin b ve c bentleri uyarınca aday çırak olduğunu, eğitim gördüğünü, işçi değil aday çırak olduğunu, 07.07.1997 doğumlu olduğunu, İş Kanunu'nun aykırı olduğunu, kendisinin o tarihte 14 yaşında bulunduğunu, davacı 03.03.2016 tarihinde sigortalı işe girişinin yapıldığını, işyerine devamsızlık nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 25/2 bendi gereği iş akdinin haklı nedenle feshi edilmiş olduğunu belirtmiş olup davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum cevap dilekçesinde özetle; davacının tespitini talep ettiği dönemlere ait çalışma günleri tespit edilmemiş ve iddia ettiği diğer çalışma süreleri zamanaşımına uğradığını, belirterek davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Tanık beyanları incelendiğinde; tanıklar davacının haftanın 6 günü çalıştığını beyan etmişlerdir. Mesainin sabah 06.00-19.00 saatleri arasında olduğu belirtilmiştir. Çıraklık da asıl amaç işin öğrenilmesidir. Üretime katılma ikinci plandadır. Davacı işçilerin ve çırak olarak tabir edilen davacının da çalışma saatleri aynıdır. Çırakların bu kadar uzun süre çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Tanıklar davacının usta ile işe gittiğini beyan etmişlerdir. Tanıklar davacının da iş yaptığını, ustası ile montaja gittiğini dolayısı ile üretime katıldığını beyan etmişlerdir. Tanıklar davacının ve çırakların aynı işi yaptıklarını beyan etmişlerdir. Yine tanıklar işin 5-6 ayda işin öğrenildiğini beyan etmişlerdir. Davacının çıraklık okuluna haftada yarım gün kadar gittiği tanıklar tarafından beyan edilmiştir. Davacının uzun çalışma süreci dikkate alındığında çırak olarak çalışmadığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle;
"Davanın kısmen kabulü ile
Davacının davalı iş yerinde 01.02.2012-02.05.2016 tarihleri arasında hizmet akti ile ayda 30 gün üzerinden ve asgari ücret karşılığı çalıştığının ve bu çalışmaların, davalı SGK'ya bildirilmediğinin tespitine. Davacının 18 yaşını doldurduğu 07.07.2015 tarihinden önceki sürelerin prim ödeme gün sayılarının hesabında nazara alınmasına, hizmet dökümünde görülen günler yönünden ise hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, ilgili kurumlardan gelen cevaplar göz ardı edilerek salt tanık beyanlarına göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının uyuşmazlık konusu dönemde çırak olarak çalıştığını ve mesleki eğitim merkezinde çıraklık eğitimi aldığını, buna ilişkin resmi kurum yazısının dikkate alınmadığını, kısmen kabul kararı verilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik araştırma ile karar verildiğini, davacının iddiasını kanıtlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle Mahkemece tanıkların davacının uyuşmazlık konusu dönemde diğer çalışanlar gibi çalışıp üretime katıldığı yönünde ki beyanlarına itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik fer’i müdahil vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
2. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3 üncü maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10 uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13 üncü maddesi hükmüne göre ise “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; ..., 1977 Baskı, s;130).
3. Değerlendirme
Eldeki dava, davacının, davalıya ait işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olmadığı, meslek öğrenmeye yönelik olduğu hususu gözetilmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının dava konusu dönemde çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, Çıraklık Eğitim Merkezi'nde eğitim gördüğü açık olup dinlenilen bordro tanıklarının da davacının işi öğrenmekte olduğu ve yaptığı işin ustalara yardım etmek şeklinde olduğu belirtilmesine, Çıraklık Merkezi tarafından yapılan bildirimlerin kısa vadeli sigorta kollarından yapılmasına göre davacının dava konusu dönemde çırak olduğu ve bu nedenle uzun vadeli sigorta kollarından bildirim yapılamayacağından hizmet tespitine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup Mahkemece yapılması gereken iş davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!