WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/1014 E.  ,  2024/2614 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/686 E., 2023/67 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, vergi kaydı başlangıcı olan 02.05.1996 tarihinin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespiti ile emeklilik koşulları oluştuğundan aylık bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun Bağ-Kur sigortalısı davacının 02.05.1996 tarihinde vergi kaydının yapıldığını, 04.10.2000 tarihinde ise vergi kaydına istinaden tescilinin yapıldığını, 31.12.2007 tarihinde tescilinin sona erdiğini, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan vergi kaydı devam edenlerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescili yapılmayanların her türlü hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinde başlatılacağını, davacının talebinin tescilinin başlatıldığı tarihte uygulanan KHK ve hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.01.2020 tarihli ve 2018/603 Esas, 2020/59 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının 1479 sayılı Kanun'a tabi olarak sigortalılık başlangıcının 02.05.1996 tarihi olduğunun tespitine, borcun ödendiği tarih olan 16.01.2020 tarihini takip eden aybaşından itibaren davacı lehine yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2020/1137 Esas, 2021/501 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1.Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/5412 Esas, 2021/15155 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece; hukuki yarara ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar ve ilkeler uyarınca 1479 sayılı Kanun'a dayalı sigortalılık tespit davalarında; sigorta başlangıcının belirlenmesinde hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek, davacı ve/veya vekiline talep sonucu açıklattırılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmuştur.

Mahkemenin 1. Bozma ilamına uyarak verdiği 10.06.2022 tarihli ve 2021/629 Esas, 2022/319 Karar sayılı 2. kararıyla;
Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

B. 2. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarih, 2022/12836 Esas, 2022/14787 Karar sayılı bozma kararında; 1479 sayılı Kanun'a dayalı sigortalılık tespit davalarında; sigorta başlangıcının belirlenmesinde hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek, davacı ve/veya vekiline talep sonucu açıklattırılması gerektiğinden bahisle verilen bozma ilamı sonrası Mahkemece talep açıklattırılmasına ve davanın sigorta başlangıcının tespiti olmadığının anlaşılmasına rağmen; davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi belirlenip buna göre tahsis isteminin değerlendirilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine şeklinde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Davacının 20.10.2001 tarihli sigortalılık giriş bildirgesine istinaden davalı Kurum tarafından 04.10.2000 tarihi itibari ile Bağ-Kur tescilinin yapıldığı, davacının 02.05.1996 tarihinden itibaren vergi kaydının, 31.05.1999-03.06.2013 tarihleri arasında oda kaydının olduğu, davacının sigortalılık tesciline ilişkin giriş bildirgesinin, 2001 yılında tanzim edilerek Kuruma ibraz edilmiş olması karşısında, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4956 sayılı Kanun ile değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesinden yararlanması mümkün değilse de davacının 02.05.1996 - 04.10.2000 tarihleri arasındaki talebine konu sigortalılık durumunun 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri esas alınmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiği, bu suretle talebe ilişkin dönemde yürürlükte olan 3165 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun uyarınca, vergi kaydı bulunan davacının mükellefiyet başlangıç tarihi olan 02.05.1996 - 04.10.2000 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiği, dava tarihi itibarıyla aylık bağlama koşullarının gerçekleştiği, her ne kadar dava açılış tarihi itibariyle Bağ-Kur dosyasında hiç prim ödemesinin olmadığı anlaşılsa da 02.05.1996 - 31.12.2007 arası Bağ-Kur sigorta prim borcunun sorulması ve ödenmesi halinde, 5510 sayılı Kanun'un 4/a bendi (Mülga 506 sayılı Kanun emeklilik şartlarına göre ) gereğince borcun ödendiği tarihi takip eden ay bası itibarıyla aylık bağlanması gerektiği ve bozma sonrasında anılan süreye ilişkin olarak davalı Kurum tarafından belirlenen 29.567,63 TL prim
tutarının davacı tarafından ödenmiş olduğu anlaşılmakla ödeme tarihi olan 16.01.2020 tarihini takip
eden ay başından başlamak üzere davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasının uygun olacağı kanaatiyle davanın kabulüne davacının 02.05.1996 - 04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, prim borçlarının ödendiği 16.01.2020 tarihini takip eden ay başından itibaren davacı lehine yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; vergi kaydı başlangıç tarihi olan 02.05.1996 tarihinin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespiti ile emeklilik koşulları oluştuğundan aylık bağlanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri ile 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4956 sayılı Kanun ile değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesi

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.