WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/1013 E.  ,  2024/2494 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/52 E., 2023/92 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta Müdürlüğünün 4 4120 01 01 10998340330234000 sicil sayılı dosyasında işlem gören ve işvereni .... olan iş yeri sigortalılarından .... sigorta sicil numaralı ... 'in 17.07.2012 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucu vefat ettiği, olay nedeni ile hak sahiplerine Kurumca 46.238,76 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, hastane için 23.236,57 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 69.475,33 TL Kurumun zarara uğradığı, kaza nedeni ile iş güvenliği müfettişliğince düzenlenen 15.11.2012 tarih 306411 İNC/02 sayılı teftiş raporunda iş verenin olayın meydana gelmesinde kusurlu bulunduğunun bildirildiği iddiasıyla Kurum zararı olan 69.475,33 TL'nin şimdilik %10 a isabet eden 6.947,37 TL'lik kısmının ve ıslahen 41.485,20 TL'nin gelir bağlama onay tarihi olan 29.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte teselsül hükümlerine göre davalıdan tahsili ile fazlaya ilişkin kısmın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı Kurumun bu davayı 5510 sayılı ... ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 21/1 madde ile 76/4 maddeleri delaletiyle açtığı, fakat ilgili 21/1 maddesi incelendiğinde iş kazası ve meslek hastalığı iş verenin kastı veya sigortalıların sağlığının koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanınn gelirin başladığı tkarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı sigortalı veya hak sahiplerinin iş verenden isteyecekleri tutarlar sınırlı olmak üzere kurumca işverene ödettirilir, iş verenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır ibaresinin yer aldığı, Anayasa'nın 10 uncu maddesinde belirtilen eşitlik 60 ıncı maddesinde belirtilen ... hakkı ve 56 maddede belirtilen sağlık hakkı güvencelerine aykırılık teşkil ettiği bu nedenle belirtilen kanun maddesi fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi yolu ile Mahkemece başvuru yapılmasının gerektiği, bu talepleri kabul görmediği takdirde yapılan ceza yargılaması sonucu beklenmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 21.04.2016 tarihli ve 2013/531 Esas, 2016/76 Karar sayılı kararla 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesine göre iş verenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelen kaza sonucunda ödenen paraların iş verenden tahsil edilebileceğinden bahsettiği, aynı Kanun'un 23 üncü maddesinde ise eğer iş veren işçinin çalıştığını kuruma süresinde bildirmezse bu durumda hak sahiplerine ödenen paranın işverenden tahsil edileceğinin düzenlendiği, 23.01.2013 tarihli müfettiş inceleme raporunda ...'in işe giriş bildirgesinin kazadan önce Kuruma verilmesi nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü madddesi uyarınca işlem yapılmasına yer olmadığının, aynı Kanun'un 21/1 inci maddesinin uygulanması gerektiğinin bildirildiği, dosyamızda alınan raporlarda davalıya kusur atfedilmiş ise de Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasında alınan raporda davalının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, davalı hakkında beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesinin uygulanması için iş verenin kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu kazanın meydana gelmesi gerektiği, ceza dosyasında alınan raporda davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.04.2016 tarihli ve 2013/531 Esas, 2016/76 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 13.11.2018 tarihli ve 2016/11026 Esas, 2018/9306 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Dava, 17.07.2012 tarihli iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan gelir ile yapılan tedavi masraflarından oluşan kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesidir.

Davalı işverenin işçisi olarak inşaatta kalıp işi yapmakta olan kazalının, inşaatın birinci katında merdiven dış boşluğunun kolon şakülünü atarken yaklaşık 7 metre yükseklikten düşerek vefat ettiği iş kazasında Kurum müfettişi tarafından düzenlenen raporda işveren hakkında 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesinin uygulanması gerektiği, kesinleşen ceza dosyasında taksirle ölüme neden olma suçundan haklarında kamu davası açılan dava dışı şantiye şefi... asli kusurlu görülerek hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, dava dışı ...ile davalı ... hakkında yüklenen suç bakımından kast veya taksir bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş, işbu dosyada Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise işverenin %20, dava dışı denetim firması %20, ... %20, kazalının %40 kusurlu olduğu ifade edilmekte olup Mahkemece, ceza dosyasında alınan raporda davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının belirtilmesi nedeniyle davalının kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de tesis edilen hüküm eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53 üncü) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. Kemal Gözler, 'Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine', Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.02.2012 gün 2011/19-639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 gün ve 2009/4-13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.04.2010 gün ve 2010/2-76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.

Diğer taraftan, Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi hükmüne göre, hukuk hakimi ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olup kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.

Bu tür iş kazalarında kusurun belirlenmesinde, kabul edilen maddi olgular doğrultusunda; tarafların kusur oran ve aidiyetleri işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden alınacak bilirkişi raporu uyarınca saptanmalıdır. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, 5510 sayılı Kanun'un 21, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi ile oluşa uygun kusur raporu alınması gerekir. Mahkemece, tarafların kusur durum ve oranlarının belirlenmesi için yeniden alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet raporu alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

Somut olayda, davalı işverenin her ne kadar ceza dosyasında beraatine karar verilmiş ise de Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi hükmüne göre, hukuk hakiminin yalnızca ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğu, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmaması hususu karşısında, Mahkemece işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı işçi ... Şimşek'in, 17.07.2012 tarihi olan kaza tarihi itibariyle davalıya ait iş yerinde betonarme kalıpçısı olarak çalışmaya başladığı, Yeşilyurt Mahallesi, 23 Nisan Caddesinde bulunan inşaatın birinci katında merdiven dış boşluğunun kolon şakulünü atarken yaklaşık 7 metre aşağıya, temel betonu ile 40 cm uzağındaki toprak sınır arasındaki kalan su dolu olan bölgeye düştüğü olayda, dava dışı işçinin 27.08.2012 tarihinde vefat ettiği, ... rehberlik ve tefriş kurulu tarafından başlatılan tahkikat neticesinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, ... tarafından dava dışı vefat eden işçinin hak sahipleri 29.03.2013 tarihinde peşin sermaye değerli gelir bağlandığı anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanun'un 21/1 maddesine göre '... İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.' denilerek işverenin sorumluluğu düzenlendiği, somut olayda, iş kazasına dair tüm evrakların dosyamıza getirtildiği, dosyanın kusur raporu tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edildiği, Mahkememizce dosyamız arasına alınan 15.10.2020 tarihli kusur raporu ile; yüksekten düşmeyi önleyecek korkulukların yapılmaması, platform ve güvenlik ağları/ fileleri ile kapatılmaması, emniyet kemerinin takılabileceği yatay yaşam hatlarının oluşturulmaması, iş güvenliği hususlarının çalışanların inisiyatifine bırakılması sebebi ile davalı işverenin %75 kusurlu olduğu; şantiye şefinin ise inşaatta yeterli güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamaması sebebiyle %5 kusurlu olduğu, dava dışı vefat eden işçinin yaşı, tecrübesi ve riskleri öngörebilecek olmasına rağmen çalışırken kontrollü hareket etmeyerek kendi güvenliğini korumada gereken özeni göstermediği, yüksekten düşme riski bulunan boşluk kenarlarında kalıp işlerinde çalışırken yetkililerden emniyet kemeri kullanmasına imkan verecek yaşam hattı gibi uygun bağlantı düzeneklerinin tesis edilmesini talep etmemesi sebebiyle %20 kusurlu olduğu, kusur raporu doğrultusunda maddi zarar hesabı yönünden dosyanın bilirkişiye gönderildiği, davalı işverenin, adam çalıştıranın sorumluluğu gereği şantiye şefinin kusurundan da sorumlu olduğu, davalı işverenin %80 kusur oranına göre ilk peşin sermaye değerleri 36.990,98 TL ve 18.589,25 TL TL tedavi giderleri toplamı olan 55.580,23 TL'den sorumlu olduğu; davacının 28.11.2014 tarihli talep arttırım dilekçesi gözetilerek 27.743,26 TL peşin sermaye değeri gelirinin tahsis onay tarihi olan 29.03.2013 tarihinden ve 13.941,94 TL tedavi gideri yönünden ise sarf tarihi olan 27.07.2012 tarihinden itibaren davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 27.743,26 TL peşin sermaye değeri gelirin onay tarihi olan 29.03.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil ile davacıya ödenmesine, 13.941,94 TL tedavi giderinin sarf ve ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı işverenin kusurunun %100 olduğu, yanlı tanık beyanlarına göre karar verilidiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının meydana gelmesinde davalının hiçbir kusuru olmadığı, olayın oluşumunda kaçınılmazlık bulunduğu ve bu nedenle illiyet bağının kesildiği, davalının iş güvenliğine ilişkin tüm sorumluluklarını yerine getirdiği, davalının kazanın meydana gelmemesi için yapabileceği bir şey bulunmadığı iddiasıyla temyiz istemin bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuen tahsili davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 21 inci maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.