WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/1004 E.  ,  2024/1690 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/238 E., 2023/192 K.
HÜKÜM/KARAR : Usulden ret

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davacı Kurum ve davalılardan ... ve ... Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, 08.11.2006 tarihinde davalılardan S.S.... Konut Yapı Koop. ait inşaatta çalışırken inşaatın 4. katında tuğla taşınan sepeti boşaltırken dengesini kaybederek zemine düşen ve meydana gelen iş kazası sonucu işgöremez duruma gelen sigortalı için Kurum tarafından yapılan masrafların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... ve ... Mühendislik Ltd. Şti vekilleri 21.04.2011 tarihli cevap dilekçesinde; davaya konu kazanın meydana geldiği yer ve inşaatın davalı ... Kooperatifine ait olduğunu, davalı ... Mühendislik Ltd. Şti.' nin bu inşaatın yüklenici firması olduğunu, dolayısıyla diğer davalı ...'in bu inşaatla hukuki bir bağı olmadığını, davalının sadece ... Mühendislik Ltd. Şti'nin ortağı ve yetkilisi olarak bu inşaati takip ettiğnii, dolayısıyla tazminat davalarında hukuki sorumluluk davalının şahsını değil şirketi bağladığını, bu nedenle davalı ... yönünden aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davalı ... Mühendislik San. Tic.Ltd. Şti. diğer davalı ... Kooperatifiyle varılan anlaşma gereğine 2003 yılında inşaatı devraldığını, deraldığı bu inşaatla ilgili olarak SGK'na, Maliyeye ve tapuya bildirimde bulunduğunu, şirket yetkilisi olan ...'ın işleri takip ettiğini, yapım sırasında başka inşaatları da olduğundan buranın sorumluluğunu, şantiye şefliğini ...'a devrettiğini, .... taşeron olarak aldığı bu inşaatta .... isimli ustabaşına duvarları yapması için iş verdiğini, bu şahıs inşaatta çalışırken yanına gezmeye gelen ...'in tuğla çekimi yapılırken inşaattan düştüğünü, ...'i davalı ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti'nin işe almadığı gibi taşeronun da işe almadığını, kurum sigortalısı ...'e verilen iş göremezlik raporunu da kabul etmenin mümkün olmadığını, ceza mahkemesindeki yargılamada bu şahsın kazadan dolayı organlarının işlevinin zayıflamasına yol açtığı ifade edilmişse de bununla ilgili nihai ve kati rapor alınmadığını, iş göremezliğin oranının da tespit edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.12.2013 tarihli ve 2011/292 E., 2013/764 K. sayılı kararı ile "...19.06.2013 havale tarihli bilirkişi raporu, toplanan deliller ve incelenen tüm dosya içeriğine göre; dava konusu olayın ...08.11.2006 tarihinde davalılardan S.S. ... Konut Yapı Koop. Ait inşaatta çalışırken inşaatın 4. Katında tuğla taşınan sepeti boşaltırken dengesini kaybederek zemine düşmüş ve meydana gelen iş kazası sonucu iş göremez duruma geldiği, kazalı işçi ...in çalışırken işin güvenli yapılabilmesi için, kendi sağlık ve güvenliğinin ve çevrede bulunanların olumsuz etkilenmemesi için azami dikkati göstermediği, tedbirsiz ve dikkatsiz davrandığı, kişisel donanım kullanmadığı için iş güvenliği kurallarına uymaması nedeniyle %20 kusurlu olduğu, davalı ... İnşaat Ltd. Şti.'nin işçilerin çalışmalarını izleyerek tehlike ve risklere karşı dikkatli ve tedbirli olmaları hususunda uyarmak ve gözetip kollamakla yükümlü olmamalarına rağmen, kazalı işçinin tedbirsiz çalışmasına engel olunmamış, tedbirsiz çalışmasına gözyumarak iş güvenliğine aykırı davranışta bulunması, işveren olarak gözetim ve denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle %80 kusurlu olduğu, davalı ...'in ... İnşaat Ltd. Şti.'nin yetkilisi olup, şirketi temsil etmektedir. Bu nedenle kişisel kusuru yoktur, rücu tazminatından ... şirketi sorumludur. Davalı ... Kooperatifinin inşaat işini inşaat işlerinde ehil şirket yetkilisinin inşaat mühendisi ... olan şirkete verdikleri, yapı denetim şirketi ile anlaştıkları işle ilgili sözleşme yaptıkları, sözleşmenin 9. maddesinde iş kazalarından müteahhidin sorumlu olması nedeniyle kusurlu olmadığı anlaşılmıştır.

Bilirkişi raporunda her ne kadar ...'in kusuru bulunmamışsa da , şirket yetkilisi olması nedeniyle mahkemece sorumlu kabul edilmiştir. Diğer davalı... Konut Yapı Kooperatifi ise asıl işveren olması sebebiyle yüklenici olan kusurlu diğer şirketin verdiği zararlardan sorumluluk hukukunun temel kuralları gereğince sorumlu tutulduğu" gerekçesiyle;
"Davanın kabulüne,
Kurum zararı olan 28.217,82 TL nin (ilk peşin sermaye değeri, Sosyal Yardım Zammı ve yapılan masrafların %40'ı) bağlanan gelirler için onay, yapılan masraflar için sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı tutulmasına" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalılardan ... ve .... Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 31.03.2016 tarih ve E.2015/22548, K.2016/3747 sayılı kararında;"... Dosya içinde mevcut Ticaret Sicil Memurluğu yazısında; aleyhine hüküm kurulan davalılardan S.S. .... Konut Yapı Koop.'nin tasfiyeye girip yargılama sırasında 13.11.2013 tarihinde sicil kaydının terkin edildiğinin belirtilmesi karşısında, hüküm tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan anılan şirket hakkında yargılama yapılıp yazılı biçimde hüküm tesis edilmesi isabetsiz bulunmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile AŞ.'nin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.

Davada husumet ve sıfat kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Mahkemece, anılan şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası yönünde tasfiye kurulu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek dava açılmasının sağlanması yönünde davacı kuruma süre verilmesi ve açıldığı takdirde de bu davanın sonucu beklenerek ve yeniden ihya halinde ise tüzel kişiliğin huzuru ile davanın görülüp sonuçlandırılması gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş ve bozmanın niteliğine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 17.05.2019 tarih ve E. 2016/256, K.2019/152 sayılı kararı ile "... bozma ilamı uyarınca davalı Kooperatifin ihyası yoluna gidilerek tasfiye memurlarına tebligatlar yapılarak taraf teşkili tamamlanmıştır.

Daha sonra işin esası incelenmiş, getirtilerek incelenen (Kapatılan) Denizli 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/560 Esas sayılı dosyasında karara dayanak yapılan bilirkişi raporuyla dosyamızdaki rapor çeliştiğinden daha önce herhangi bir aşamada görev yapmayan İş Güvenliği Uzmanı Bilirkişilerden oluşturulan Kurula dosya üzerinde inceleme yaptırılarak çelişkileri gideren 17.07.2018 tarihli kök rapor ve itirazları karşılayan, kök raporu teyit eden 18.01.2019 tarihli ek rapor alınmıştır. Birbirini teyit eden her iki raporun usule, yasaya ve uyulan bozma ilamına uygun olduğu ve karara dayanak yapılabileceği görüldüğünden bu rapora itibar edildiği" gerekçesiyle;
"Davanın kabulüne,
Kurum zararı olan 28.217,82 TL'nin (ilk peşin sermaye değeri, sosyal yardım zammı ve yapılan masrafların % 40'ı) bağlanan gelirler için onay, yapılan masraflar için sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

C. 2'nci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalılardan ... ve ..... Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 13.04.2023 tarih ve E.2023/3978, K.2023/4238 sayılı kararında; "... Dosya kapsamı incelendiğinde, davalı ... Başkanı..... tarafından verilen UYAP’ta kayıtlı 03.06.2021 tarihli dilekçede Kooperatif ile davacı kurum arasında yapılandırma sözleşmesi imzalandığı ve Kooperatifin tüm borcu ödediğini belirterek taşınmaz üzerine konulan ihtiyati haczin kaldırılması hususunda talepte bulunduğu, ayrıca davacı kurum tarafından da 29.03.2021 tarihli dilekçe ile de davacı kurum ile yapılandırma kapsamında ana borcunu ödediği, yargılama giderlerinin kaldığı belirtilerek adı geçen davalıya ait taşınmaz üzerine konulan ihtiyati haczin kaldırılması hakkında ek karar verilmesini talep etmesi üzerine yapılan geri çevirme kararı sonrasında kurum tarafından borcun 24.02.2021 tarihinde peşin ödenerek kapatıldığını belirtmesi karşısında davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılıp irdelenerek elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Bu kez yukarıdaki esasa kayıt yapılarak yapılan tensibin 1 nolu ara kararında "1- Dosyanın Yargıtay aşamasından geçtiği için yeterli gider avansı bulunmadığı anlaşıldığından 500,00 TL ek gider avansını mahkeme veznesine depo etmek üzere iş bu tutanağın tebliğ tarihinden itibaren davacı vekiline iki hafta kesin süre verilmesine, kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmasına (iş bu tutanağın tebliğ tarihinde hatırlatılmış sayılmasına " karar verilmiştir. Davacı vekiline tensip tutanağı ekli duruşma gününü bildirir davetiye 01.07.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği halde, yine usulünce verilen kesin sürede gider avansının yatırılmadığı anlaşılmıştır.

Duruşmaya katılan Davacı vekilinden sorulduğunda: "başka avukatın dosyası olduğu için bu konuda bilgim yoktur takdir mahkemenindir "demiştir.

Mahkememizce belirlenen ek gider avansı usulünce verilen kesin sürede yatırılmadığından 6100 sayılı HMK'nun 114/1-g maddesinde belirtilen dava şartının bulunmadığı, 115/1 maddesi gereğince bu hususun mahkemece resen dikkate alınması ve aynı kanunun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle işin esasına girilmeden, usul yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili, davanın kabulü gerektiğini, kararın hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuan tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin 1. fıkrası g bendinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 120 nci maddesi “harç ve avans ödenmesi” başlığını taşımakta olup; “(1)Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2)Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmünü içermektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “delil ikamesi için avans” başlıklı 324 üncü maddesi ile; “(1)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2)Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.

Anılan Kanunun 325 inci maddesinde ise; “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir.” hükmü yer almaktadır.

03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45 inci maddesinde: “(1)Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir.

Burada gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup; gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davalıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448’inci maddesine göre: “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” Bu durumda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.

Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3), delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2’nci maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2, HUMK m.159). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HUMK m.163, c.4, HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.

Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hâkim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/02/1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22/11/1972 gün 8/832, 935; 13/10/2010 gün 2010/17-510-485; 28/04/2010 gün 2010/2-221-241; 28/03/2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12/12/2012 gün 2012/9-1202-1218 sayılı kararları).

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada, davacı Kurum vekiline toplam 500,00 TL yargılama gideri yatırılması konusunda Mahkemece kesin süre verilmiş ve kesin sürede söz konusun meblağın yatırılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de kesin mehil verilirken yargılama giderinin hangi eksikliklerin tamamlanması için, hangi işlem için ne kadar gider yapılacağı hususunun belirtilmediği, bu haliyle kesin mehilin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan verilen karar bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.