10. Hukuk Dairesi 2023/9958 E. , 2024/1504 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3961 E., 2023/2071 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/309 E., 2022/176 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait işyerinde davacının en son net 2.600,00 TL ücretle çalıştığını, ancak primlerin eksik ödendiğini belirterek, davalı iş yerinde çalıştığı dönemde eksik bildirilen prime esas kazancının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 17.06.2013 tarihli yazının tek başına ispat için yeterli olmadığını, iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı .... Tekstil San.Tic. A.Ş. vekili; çalışma olgusunun her türlü delil ile ispatlanabilme olanağı bulunmakla birlikte ücretin ispatı konusunda aynı serbestliğin söz konusu olmadığını, 288 inci maddede yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delil ile ispatlanması zorunluluğunun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacı ...'nün net ücretinin; 2011 yılının 1-6 ncı aylarında 1.200,00 TL, 2011 yılı 7 nci ay - 2012 yılı 12 nci aylarında 1.600,00 TL, 2013 yılı 1 inci ay - 2014 yılı 3 üncü aylarında 1.950,00 TL, 2014 yılı 4 üncü ay -2015 yılı 7 nci aylarında 2.250,00 TL, 2015 yılı 8 inci ay - 2016 yılı 4 üncü aylarında 2.600,00 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili; davacının uzun süre ihtirazı kayıt koymadan ödenen ücreti, prim tutarlarını kabul ettiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu CD döküm ve banka kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğunu, davanın niteliği itibariyle HMK md. 200 gereği, yazılı delille kanıtlanması gerekmekte olup iddiaların kanıtlanamadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı Kurum vekili; Mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, davacının iddiasını yazılı deliller ile ispat edemediğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ücret bordrolarında imzası olup olmadığı ve ihtirazi kayıt öne sürerek imzalayıp imzalamadığı hususunda beyanı alındığı ve ihtirazi kayıt öne sürmeksizin imzaladıklarını beyan ettiği davalı işverenin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak banka kayıtları, bordrolar ve davacı tarafın sunduğu CD içeriğindeki bilgi ve belgelerin birbirini teyit edip etmediği hususunda bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda davacının iddiasının doğrulandığı, ticari defterler ve CD içeriğinin birbirini teyit ettiği İlk Derece Mahkemesince kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiği, Ocak 11-Nisan 16 arası aylık bazda EK:1 Çorlu Personel Ödemeleri tabloları ay sonu alt toplamları
başlıklı çizelgede bankadan ödenen ve elden ödenen miktarların ayrı ayrı yazılı olduğu, bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde tablodaki “Avans”, “Asgari Geçim İndirimi” ve “Bankadan Ödenen” tutarların davalı şirket Ticari Defter Kayıtları, Ücret Bordroları ve Banka Hesap Özetlerindeki tutarlarla uyumlu olduğu tespit edildiği, davalı Şirket tarafından inceleme sırasında ibraz edilen, içinde davacı ...'nün de bulunduğu muhasebe bölümü çalışanlarının ücret bordroları fotokopileri incelendiğinde bu bordrolardaki “AGİ”, “diğer kesinti” ve “net ödenen” sütunlarındaki bilgilerin, dava konusu tablolardaki bilgilerle tutarlı olduğu, imza bölümünde imza olduğu, ancak “Ücreti” sütunundaki rakamların dava konusu tablolardaki rakamlardan farklı olduğu görüldüğü, Örnek olarak Mart/2011, Ağustos/2011, Ocak/2013, Nisan/2014, Ağustos/2015, Nisan/2016 aylarına ait bordrolar ek:2 de sunulduğu, delillerin toplandığı ve kaldırma kararı gereğinin yerine getirildiği, tüm dosya içeriğine, toplanan delillere göre davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekili ve davalı .... Tekstil San.Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili, davacının gerçek ücreti ile ilgili söz konusu belgenin doğruluğunu destekler başkaca işyeri kayıt ve belgeleri araştırılıp, gerçek ücretinin tespiti konusunda yöntemince araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
2.Davalı .... Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekili, davacının dosyaya sunmuş olduğu CD döküm ve banka kayıtlarının hukuka aykırı delil olup bu belgelerin Mahkeme tarafından dikkate alınması ve buna göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanıkların davalı işyerinde elden ücret ödemesi olmadığını, ücretlerinin tamamının bankadan ödendiğini beyan ettiği, davanın niteliği itibariyle HMK md. 200 gereği, yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça iddiaların yazılı delille kanıtlanamadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Bir Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst Mahkemede, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetlenebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi Kanun ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek Mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Eldeki davada, davacının 21.09.2006-17.06.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinden çalışmalarının Kuruma bildirilmiş olması, davacının dava dilekçesinde davalı iş yerinde çalıştığı dönemde Kuruma eksik bildirilen prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini talep etmesi, Mahkemece, davacının 2011 ile 2016 /4 üncü ayları arasındaki prime esas kazançlarının hüküm altına alınması karşısında, bu haliyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde gerekçe bölümünde davanın kabulüne karar verildiği belirtilerek, hüküm fıkrasında da davanın kabulüne dair hüküm kurularak kendi içinde çelişkili olacak şekilde karar tesisi isabetsizdir.
Yapılacak iş, davacının talebi kapsamında, çelişki yaratmayacak şekilde infaza elverişli hüküm kurmaktır.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!