10. Hukuk Dairesi 2023/984 E. , 2024/2876 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2966 E., 2022/3395 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkeş Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/20 E., 2021/142 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ...tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ait iş yerinde salam dilimleme ve paketleme makinası başında çalışırken olay günü olan 18.12.2014 tarihinde makine paketleme folyosunun kopması nedeniyle makinenin bozulup durduğunu, bu esnada müvekkilinin hazır olan paketleri almak için uzandığı sırada makinenin tekrar çalışmaya başlaması ile müvekkilinin sağ elinin pres makinasının içinde kaldığını, bu olay neticesinde; müvekkilin sağ el 5.parmak dip eklem düzeyinde, 4.parmak eklem düzeyinden ve 3.parmağa ait son boğumdan lif kopmaları meydana geldiğini, davalının iş güvenliğine dair önlem almadığından kusurlu olduğunu, müvekkilinin bir dizi ameliyat geçirmesi durumunun söz konusu olduğunu beyanla iş göremezliğe uğramaktan kaynaklı 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 31.05.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 119.832,75 TL'ye artırmıştır.
3. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dekçesinde özetle; aynı iş kazası nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini için 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü iddia ve talepler haksız, hukuki mesnetten yoksun ve suiniyetli olup, gerçeği yansıtmayan beyanlarını kabul etmenin mümkün olmadığını, öncelikle davanın zamanaşımı bakımından usulden, giderek esastan reddini talep etmiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; istenilen manevi tazminatın fahiş olup, müvekkilinin iş kazasında kusuru olmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını beyanla bozulmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; davacı ...'ün davalı iş yerinde çalıştığı dönemde 18.12.2014 tarihinde yaşanan iş kazası sonucu sağ el parmaklarından 5.parmak dip eklem düzeyinden, 4.parmak eklem düzeyinden, 3.parmağa ait son boğumdan lif kopmaları meydana geldiği, SGK'dan alınan işgöremezlik raporu neticesinde davacının %11,3 işgöremezlik durumunun kesinleştiği, davacının şahsi sicil dosyasının, sosyal ekonomik durum raporunun dosya içerisine alındığı, 28.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile belirlendiği üzere davacıya atfedilen kusur oranının %30 iken davalı şirkete atfedilen kusur oranının %70 olduğu, davacının iş tecrübesi olan bir eleman olarak kendi emniyetini sağlamadan, gerekli özen yükümlülüğünü göstermeyerek elini makinenin içerisine sokarak müdahale etmeye çalışması sebebiyle atfedilen kusur oranının isabetli olduğu, davalı işveren yönünden ise günümüz teknolojik şartlarına uygun emniyet donanımını sağlamadığı, itibar edilan tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere makinenin sık sık arıza yapması ve eski olmasına rağmen iş ekipmanlarının bakım ve onarımları hususunda gerekli özeni göstermediği, herhangi bir arıza anında makineye yetkisiz kişilerin müdahalesinin önlenmediği, çalışanlara emniyetli çalışma alışkanlığının kazandırılmadığı, denetlenmediği görülmekle atfedilen kusur oranının isabetli olduğu, 19.04.2021 tarihli hesap raporu neticesinde oluşan maddi zararın 119.832,75 TL olduğunun tespit edildiği ve bu miktara hükmedildiği, bileşen dava yönünden ise Yargıtay içtihatlarında, manevi tazminat tutarının adalete ve amaca uygun olması, uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiği, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak belirlenmesi, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilerek 20.000 TL manevi tazminata hükmedildiği ve tazminatlara kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş kazasının meydana gelmesinde işverinin tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin daha öncede kazalar yaşanması nedeniyle işvereni uyardığını, artan asgari ücrete göre maddi tazminatın olası bozma kararı neticesinde yeniden belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminat taktirinin düşük olduğunu, müvekkilinin sağ elini eskisi gibi kullanamadığını, tedavi sürecinin devam ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının almış olduğu eğitimlere aykırı davrandığını, manevi tazminatın fahiş olduğunu, kaza tarihinden 7 yıl sonra dava açmakta davacının kötü niyetli olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle "Somut olayda; hükme dayanak alınan bilirkişi raporu, Yasanın öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamıştır. İstinaf edenin sıfatına göre kusur tespitine yönelik istinaf talebi yerinde değildir. Davaya konu kaza tarihi, davacının % 11,3 maluliyet oranı ve tarafların kusur durumları birlikte değerlendirildiğinde takdir edilen manevi tazminat miktarının oluşa uygun olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, zamanaşımının sözkonusu olmadığı anlaşılmakla, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre taraf istinaf başvurularının yerinde olmadığı" gerekçeleriyle "Tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1) b)1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının gerçekleşmesinde işverenin tam kusurlu olduğu, olası bozma kararı sonrası asgari ücret değişikliklerinin rapora yansıtılması yönünden maddi tazminat hesabının yerinde olmadığını ve manevi tazminat miktarının takdirinin az olduğunu, müvekilinin sağ elini istediği gibi kullananamakta aynı zamanda iyileşmesi için bir dizi ameliyat geçirmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesine özetle; davaların zamanaşımına uğradığını, müvekkili kusurun olmadığını, davacının tam kusurlu olduğunu eğitim verildiğini, davacının arızalanan makine için yetkilikere haber vermesi gerekirken kendisinin müdahale etmesinin kazaya sebep olduğunu, tanık ... beyanına göre yapmaması gereken bir işlemi yaptığından tam kusurun davacıya ait olduğunu, diğer tanıkları beyanına göre oryantasyon eğitimi verildiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir.
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2021 tarihli kararıyla davacının birleşen dava kapsamında istediği 250.000,00 TL'lik manevi tazminattan 20.000 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiği, taraflarca kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu şekilde davalının sorumlu tutulduğu manevi tazminat miktarının, maddi tazminat hükmünden ayrı olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL'lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin iş bu manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle kusur oran ve aidiyeti ile sürekli iş göremezlik oranının giderek maddi tazminat miktarı ile manevi tazminat miktarlarının tayininin dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, taraf vekillerinini temyiz itirazlarının istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu hususları da dikkate alınarak, anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükümlerin onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarını miktardan REDDİNE,
2. Davacı vekilinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine, davalı vekilinin ise maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının ilgililerden tahsiline,
4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!