WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/9580 E.  ,  2024/3586 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/789 E., 2023/937 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/373 E., 2022/728 K.

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili 15.05.2015 tarihli asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılara ait iş yerinde 29.07.2011 tarihinde montaj işçisi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin saat ücretinin net 10 TL olduğunu ayrıca yemek ve servis imkanının bulunduğunu,20.09.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kusurun tamamının işverene ait olduğunu, 17.02.2015 tarih 1196 Karar sayısı ile SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu tarafından davacının 20.09.2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına istinaden Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı oranının %47 olduğunun tespit edildiğini, SGK tarafından karşılanmayan giderlerin müvekkili tarafından üstlenildiğini, yol, ilaç, bakım giderleri yanında müvekkilinin kaza tarihinden beri çalışamamasından kaynaklanan gelir kaybının söz konusu olduğunu beyanla 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş yargılamanın devamında 09.01.2018 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 24.10.2017 tarihli hesap raporu doğrultusunda fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 330.607.99 TL'ye artırmış, 25.11.2022 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 14.11.2022 tarihli hesap raporu doğrultunda 523.060,61 TL'ye artırmıştır.

2.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; aynı iş kazası nedeniyle 400.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... İnş. Taah. Nakl. Çelik Konstrüksiyon San.Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle davacının müvekkili şirkette 29.07.2011 tarihinde çalışmaya başladığını, 12.07.2013 tarihinde
istifa ederek ayrıldığını, davacının işten ayrılış nedeninin başka bir şirkette iş bulmuş olması
olduğunu, davacının şirkette çalışmaya başlamasından 1,5 ay sonra iş kazası geçirdiğini,
davacının tedbirsizliği ve dikkatsizliği nedeni ile meydana gelen kazanın tamamen kendi
kusurundan kaynaklandığını, Özel ... Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından verilmiş
26.07.2012 tarihli raporda “hastanın istirahatinin 25.07.2012 tarihinden itibaren 30 gün
uzatılmasına, istirahatin 23.08.2012 tarihinde son bulup 24.08.2012 tarihinde iş başı
yapmasına dair sağlık kurulu kararıdır.” yönünde karar verildiğini, hal böyle iken davacının iş
kazası nedeni ile %47 oranında malul olduğu iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkili
tarafından davacının kaza sonrasında tüm giderlerinin karşılandığını, davacının almakta
olduğu maaş ve ücretlerin maaş bordrolarında eksiksiz olarak verildiğini, çalıştığı dönemdeki
tüm haklarının eksiksiz olarak verildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle davacının müvekkiline ait ... İlaç Fabrikası inşaatında diğer davalı ...
İnş. Taah. Kons. San. Tic. A.Ş. işçisi olarak çalıştığını, müvekkili ile diğer davalı arasında
... İlaç Fabrikası 1. Etap ve 2. Etap her türlü çelik malzeme ile çelik konstrüksiyon
işlerinin yapılması konulu alt işverenlik sözleşmesinin imzalandığını, asıl işveren-alt işveren
ilişkisinde asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma
yükümlülüğünün bulunmadığını, sadece denetim yetkisinin bulunduğunu, müvekkili şirketin iş
güvenliği önlemlerinin alınması hususunda denetleme ve gözetim yetkisini yerine getirdiğini,
dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusur ve sorumluluğunun
bulunmadığını, davacının maddi zararı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte diğer
davalı ... İnş. Taah. Kons. San. Tic. A.Ş. ile imzalanan 05.05.2011 tarihli işverenlik
sözleşmesinin 20 nci maddesinde “şantiyede, işçilerin kazaya uğraması halinde her türlü
sorumluluk taşerona aittir. Hükmünün yer aldığını, davalının kurum nezdinde kesinleşen bir
maluliyet oranı bulunmadığını, bu nedenle maluliyet oranının kesinleşmesi hususunun iş bu
davada bekletici mesele yapılmasını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; dosya içeriğinde bulunan belge ve bilgilerden olayın, davalı ... İnşaat Taah. Nak. Çelik Kons. San. Tic. A.Ş'nin yapı işlerinde çelik montaj işinde çalışan davacı ...’un 20.09.2011 tarihinde saat 15.00 sıralarında, yaklaşık 9-10 mt yükseklikte çelik konstrüksiyon üzerinde montaj işi yaptığı sırada dengesini kaybederek aşağıya zemine düşmesi ve yaralanması şeklinde meydana geldiği, 30.07.2018 tarih 2018/1828 Esas sayı 59/12622 Karar sayısı ile Sosyal Sigorta Yüksek
Sağlık Kurulu tarafından davacının maluliyet durumu %46,2 olarak belirlenmiş sürekli bakıma
muhtaç olmadığı, kontrol muayenesi gerekmediği kararı verilmediği, 26.06.2020 tarih 9996 Karar numarası ile ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından 06.09.2019
tarihi itibariyle davacının %25 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayıldığı,
sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığı, 20.01.2022 tarih 214 Karar numarası ile Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından
davacının %23,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, sürekli
bakıma muhtaç durumda olmadığı tespiti yapılmış ve böylelikle bu oran taraflar bakımından kesinleştiği, 14.11.2022 tarihli aktüerya raporu alınarak davacının iş kazasından kaynaklanan toplam maddi zararı hesaplattırıldığı, hesap raporunun alınmasının ardından davalıların maddi tazminat talebine yönelik zamanaşımı def'iinde bulunmaları üzerine yapılan değerlendirmede zamanaşımının işlemeye başladığı tarihin maluliyet oranının kesin olarak tespit edildiği tarih sayılmasına ilişkin ilk derece mahkemesi kabulünü usul ve yasaya uygun bulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/2216 E. 2015/1349 K. sayılı 15.05.2015 tarihli ilamı dikkate alınarak zamanaşımının dolmadığı sonucuna varılarak; asıl dava dosyasından davanın kabulüne; maddi tazminat talebinin kabulü ile 523.060,61 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.09.2011 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2022/639 Esas sayılı birleşen dava dosyasından davanın kısmen kabulü ile; 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... İnşaat Taah Nak. Çelik Kons. San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Islah edilen miktarların zamanaşımına uğradığını, karar tarihinden itibaren 11 yıl geçtiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla zaman aşımının maluliyetin tespiti ile birlikte başladığının kabulünün; sadece belirsiz alacak davalarında ve maluliyet oranının hesaplamaya etki edeceği maddi tazminat talepleri yönünden geçerli olduğunu, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, iş göremezlik oranının kesin ve net bir şekilde belirlenmediğini, kusurlarının bulunmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalı ... Yapı Sanayi A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, kusur oranının haksız olduğunu, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, aktüerya hesabının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilinin maddi tazminat isteminin miktar itibariyle artırılmasına dair ıslah istemine ve birleştirilen dosya ile talep edilen manevi tazminat talebine karşı süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuş ise de daimi iş göremezlik oranında gelişen ve değişen durum ortaya çıkması sebebiyle anılan Yargıtay kararı gereğince zamanaşımına ve ayrıca davalılar arasındaki hukuki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi niteliğinde olması nedeniyle davalı folkart'ın husumete ve oluşa uygun görülmesi sebebiyle taraf vekillerinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurularına itibar edilmemiş, montaj işçisi olarak asgari ücretle çalışan ve netice itibariyle %23.2 oranında işgöremezliğe maaruz kalan davacının geçirdiği iş kazası tarihinin 20.09.2011 olduğu dikkate alındığında, takdir olunan 200.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu, 60.000,00 TL olarak takdirinin dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmakla, davalıların istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak; Davalıların istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kısmen kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
asıl davanın kabulü ile maddi tazminat talebinin kabulü ile 523.060,61 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.09.2011 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile; Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Yapı San A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; işin sözleşme ile diğer davalıya verildiğini, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünün sözleşme gereği diğer davalı şirkete ait olduğunu, müvekkiline kusur verilmesinin ve husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının dikkatsiz ve tedbirsiz çalıştığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığını, kısmi dava olarak açıldığını zaman aşımı defi dikkate alınarak ıslahın reddolması gerektiğini, %47 Sig oranına göre maddi tazminat alacağı 330.307,99 TL hesaplanmışken %23,2 oranı üzerinden 523.060,61 TL olarak hesabının hatalı olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber davacının kazadan sonra çalışmakta olması nedeniyle çalıştığı dönemin hesaptan dışlanması gerektiğini, bilirkişi tarafından tespit edilen miktarın zenginleştirme amacı taşıdığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... İnşaat Taah. Nak. Çelik Kons. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığını, kısmi dava olarak açıldığını, zamanaşımının maluliyet başlangıcı ile başladığını kabul etmenin mümkün olmadığını, ıslahın zamanaşımından reddi gerektiğini, kabul anlamına gelememekle beraber yıl hesabının 360 gün yerine 365 olarak esas alınmasının, bakiye ömür tespitinin hatalı olduğunu kabul edilen TRH 2010 tablosuna göre davacının olay tarihinde 19,58 yaşında olup bakiye ömrünün 73,97 yıl olarak esas alınması gerekirken 74,50 esas alınmasının hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik oranı tespitinde davacının halen iyileşme sürecinde olduğunın gözetilmediğini, tüm raporlarda sürekli iş göremezlik oranının düşmesinin bu durumu ortaya koyduğunu, kusur oranının yerinde olmadığını, SGK Müfettişi tarafından dinlenen tanıklar Tekin ve Mevlüt beyanlarına davacının kemerinin sabitlenmesi için yaşam hattı olduğu anlaşılmasında davacının kemeri yaşam hattından çıkarmış olmasına göre çelik konsturiksiyon işinde toplu koruma yönetemi uygulanmasının da mümkün olmamasına göre davacının tam kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2.6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.

3. Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.

4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"

5.Somut olayda sigortalının tazminini talep ettiği zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu için hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda iş göremezlik tazminat alacağının 24.10.2017 tarihli kök hesap raporunda PMF 1931 bakiye ömür tablosu, ücret katı olarak 1,47 kat, işlemiş devre sonu olarak 31.12.2017 tarihi, sürekli iş göremezlik oranı olarak %47 oranı dikkate alınmak kurumca bağlanan gelir ve ödeneğin rücuya kabil kısmı indirilmek suretiyle 330.307,99 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin anılan rapora itiraz etmediği gibi fazlaya ilişkin talep hakkı saklı tutarak maddi istemini bu rapordaki hesap hatasını tashih ederek 330.607.99 TL'ye artırdığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin bu rapora itirazı üzerine alınan 14.11.2022 tarihli hesap raporunda ise bakiye ömür tespitinde TRH 2010 bakiye ömür tablosu esas alınmak, işlemiş devre sonı 31.12.2022 tarihine çekilmek, sürekli iş göremezlik oranı olarak %23,2 oranı dikkate alınığ %47 oranından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmı tenzil edilmek suretiyle maddi alacağın 523.060,61 TL olarak belirlendiği davacının maddi tazminat istemini neticeten bu miktara ıslah ettiği anlaşılmakta ise de ıslah ile davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak ortadan kaldırılamayacağından anılan son rapora itibarla verilen karar hatalı olmuştur.

6. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davacının 24.10.2017 tarihli hesap raporuna itirazı olmadığını gözeterek bu raporda dikkate alınan %47 sürekli iş göremezlik oranı yerine, Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporuyla kesinleştirilen %23,2 düzeyindeki sürekli iş göremezlik oranını uygulamak ve bu oran üzerinden bağlanması gereken geliri öncelikle SGK'dan sormak, SGK'dan bildirilmemesi halinde ise gelirin bağladığı tarih itibariyle %23,2 oran üzerinden bağlanması gereken gelirin ilk peşin değerini belirleyerek geçici iş göremezlik ödeneği ile beraber iş bu gelirn rücuya kabil kısmını tenzil ederek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

7. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince kısmen de olsa davalıların istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş olmakla istinaf başvurusu için davalıların yatırdıkları harçların istem halinde iadesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davalıların istinaf harcıyla yükümlü tutulmaları da hatalı olmuştur.

8. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

3.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.