10. Hukuk Dairesi 2023/9543 E. , 2024/1869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/480 E., 2023/1790 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 42. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/712 E., 2022/619 K.
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan incelemede; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı idareye ait Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde olay tarihinde dava harici .... Hizmet Grup Ltd Şti işçisi olarak temizlik görevlisi olarak çalışmakta iken 17.11.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve yaralandığını, işverenin ağır kusuru, ihmali, yanlış ve eksik emri vs. nedenlere iş kazasının yaşandığını, müvekkilinin zararlarının giderilmediğini, çeşitli hastanelerde tedavi görüldüğünü, ancak iş göremezlik oranının her geçen gün arttığını, sürekli iş göremezlik oranı ilk olarak %23 olarak tespit edilmiş ise de itirazları üzerine %41’e çıktığını, en son kurul kararıyla da % 36'ya düştüğünü müvekkilinin bu orana da itiraz ettiğini, müvekkilinin kazadan sonra Sağlık Bakanlığına bağlı kadrolu işçi olarak çalışmaya devam ettiğini beyanla maddi tazminat isteminin belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL ve 100.000 TL manevi tazminatların kaza tarihinden faiziyle hüküm altına alınmasını talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 531.838,92 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2019/1491 Esas sayılı dosyası ile bu dosya arasında derdestlik bulunduğundan derdestlik itirazının dikkate alınmasını, davacının olay tarihinde işverenin ... Hizmet Grup Ltd. Şti. olması nedeniyle husumetin anlan şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hastane idaresinin ihale makamı olmasından dolayı asıl işveren sıfatı ve giderek kusurlarının olmadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında ise davacının, davalının alt iş işvereni konumunda olan ... Hizmet Grup Ltd Şti.'nde 17.11.2012 tarihinde Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde genel destek şirket personeli olarak görev yaparken, hastanenin 2. katında bulunan, idari katta bulunan camları silerken dengesini bir anda kaybederek beton zemine düşmek suretiyle meydana gelen iş kazası neticesinde yaralanmış olduğunu, davalı ... her ne kadar husumet itirazında bulunmuş ise de somut olayda, davalı Bakanlık ile dava dışı .... Hizmet Grup Ltd. Şti. arasında kaza tarihinde geçerli olmak üzere temizlik işi konusunda yapılmış hizmet alım sözleşmesi bulunduğu ve davacının bu sözleşme kapsamında temizlik personeli sıfatıyla çalışma yaptığının tespit edildiğini, bu durumda, davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6-7 maddelerine uygun asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu ve davalının dava dışı şirket ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun anlaşıldığını, somut olayda da Ankara Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 08.11.2019 tarih ve 20190601354 sayılı raporuna göre davacı işçinin sürekli iş görmezlik derecesinin % 35,2 olduğu, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiğini, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 09.08.2021 tarih ve 2021/12723 karar sayılı raporunda da aynı oranların tespit edildiğini, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.11.2012 tarihli, 21.01.2013 tarihli, 21.02.2013 tarihli raporlarının incelenmesinden, davacının 17.11.2012-07.04.2013 tarihleri arasında geçici iş göremez durumunda olduğunun anlaşıldığını, 31.12.2021 SGK inceleme raporunda, iş kazasının meydana gelmesinde .... Hizmet Grup Ltd. Şti'nin % 70 oranında, sigortalının ise %30 oranında kusurlu olduğunın tespit edilmiş olduğu, Mahkemece aldırılan, 14.02.2022 tarihli heyet kusur bilirkişi raporunda da “iş kazasının meydana gelmesinde dava dışı .... Hizmet Grup Ltd. Şti'nin % 70 oranında, davacının ise %30 oranında kusurlu olduğu, dosya kapsamından anlaşılmakla, bilirkişilerce belirlenen kusur oranının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülmüş ve bu orana itibar edilmiş olduğunu, bu kapsamda maddi tazminat hakkında aktüer bilirkişiden alınan 19.07.2022 tarihli ek raporda yapılan hesaplamaların denetime elverişli ve dosya kapsamı ve son belirlenen kusur raporu ile uyumlu olduğunu, manevi tazminat talebi hakkında ise kaza tarihi, maluliyet miktarı, kusur durumu, kazanılan ücret, işçinin yaşı, maluliyetin sosyal yaşama etkisi, paranın satın alma gücü ve diğer yasal hususlar da gözetilerek takdiren 25.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğunu, mevzuata uygun olarak haksız fiil kapsamında kaza tarihinden itibaren yasal faize de hükmedildiğini, her ne kadar davalılar tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de kaza tarihi dikkate alındığında dava ve ıslah tarihleri itibarıyla 10 yıllık yasal zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilerek 531.838,92 TL maddi ve 25.000,000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden yasal faiziyle davalından tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'i ve husumet itirazlarını tekrarla meydana gelen kazanın tamamen davacının dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu, faiz tarihin yanlış belirlendiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurmuşlardır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; taraflar arasında temizlik işi konusunda hizmet alım sözleşmesi ile dava dışı alt işverene verildiği tüm dosya kapsamı ile sabittir. O halde davalı Bakanlığın asıl işveren olarak talep edilen tazminatlardan asıl işveren olarak sorumlu tutulacağı açıktır. Somut olayda, davacının 17.11.2012 tarihinde Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde genel destek şirket personeli olarak görev yaparken, Hastanenin 2. katında bulunan, İdari katta bulunan camları silerken dengesini bir anda kaybederek beton zemine düşmek suretiyle meydana gelen iş kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmıştır. Ankara Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 08.11.2019 tarih ve 20190601354 sayılı raporuna/kararına göre davacı işçinin sürekli iş görmezlik derecesinin/ maluliyetinin % 35,2 olduğu, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı tespit edilmiştir. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 09.08.2021 tarih ve 2021/12723 karar sayılı raporunda da aynı oranlar tespit edilmiştir. SGK İnceleme Raporunda, iş kazasının meydana gelmesinde .... Hizmet Grup Ltd. Şti'nin % 70 oranında, malül işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Mahkemece aldırılan 14.02.2022 tarihli heyetli kusur bilirkişi raporunda da “iş kazasının meydana gelmesinde dava dışı .... Hizmet Grup Ltd. Şti'nin % 70 oranında, malül işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Kusur raporu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri doğrultusunda düzenlendiğini, kazanın oluşumuna uygun bu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik olmadığını, kazanın oluşumunda ki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı içtihadı birleştirme kararının içeriği dikkate alındığında, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu belirtilerek davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-1 b maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def’inin değerlendirilmediğini, dava harici şirket ile yapılan idari şartnameye göre iş sağlığı ve güvenli kapsamında tüm sorumluluğun yüksekte çalışma için ekip kurmaması ekipman temin etmemesi nedeniyle sigortalının işvereni olan dava harici... Hizmet Grup Ltd. Şti'ne ait olduğunu, sözleşme gereği tazminat sorumluluğunun da dava harici bu şirkete ait olduğunu, davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kendisine verilen emniyet kemerini kullanmadan temizlik yaptığından tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, maddi tazminat hesabının kaza tarihindeki ücret esas alınarak yapılması gerekirken son asgari ücret esas alınmak suretiyle yapılmasının hatalı olduğunu, bu durumun aksinin kabulü halinde faizin de kaza tarihinden değil karar tarihinden işletilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281.maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. ve 114. maddeleri delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
A) Manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararıyla davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.05.2023 tarihli kararıyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 238.730,00 TL'lik kesinlik sınırı gözetildiğinde manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinin mümkün olmaması nedeniyle anılan bu hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere özellikle sürekli iş göremezlik oranı ile kusur oranlarının ve zamanaşımı def'ine yönelik mahkeme gerekçesinin dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
3. Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
5.Somut olayda, sigortalının tazminini talep ettiği zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu için hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda iş göremezlik tazminat alacağının tespitine yönelik hesap bilirkişiden alınan 05.05.2022 tarihli kök raporda Kurumca davacıya bağlanan gelir dikkate alınmaksızın maddi tazminat alacağının geçici iş göremezlik dönemi için 526,79 TL ve sürekli iş göremezlik dönemi için 454.696,70 TL olarak belirlendiği davacı vekilinin bu rapora açık bir itirazı olmadığı, davalı vekilinin ise hesaba esas kusur oranı üzerinden itirazı bulunduğu hesap bilirkişiden alınan 19.07.2022 tarihli ek raporda ise işlemiş devrenin kök raporda esas alınan 05.05.2022 tarihinden 19.07.2022 tarihine çekilmek suretiyle geçici iş göremezlik dönemi için 526,79 TL ve sürekli iş göremezlik dönemi için 531.312,13 TL olarak tespit edildiği, davacı vekilinin maddi tazminat istemini ek rapora göre artırdığı, Mahkemece de ek rapora itibarla maddi tazminat alacağının hüküm altına alındığı anlaşılmakta ise de; davacı vekilinin 05.05.2022 tarihli kök hesap raporuna açık itirazı olmadığı dikkate alınarak davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek bu raporda tespit edilen tazminat alacağından davacıya SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmının tenzili gerekirken yazılı şekilde ek rapora itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur.
6. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; davacı vekilinin 05.05.2022 tarihli kök hesap raporuna açık itirazı olmadığını gözeterek bu raporda tespit edilen tazminat alacağından davacıya bağlanan gelirin rücuya kabil kısmını mahsup ederek sonucuna göre maddi tazminatı belirlemekten ibarettir.
7. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!