10. Hukuk Dairesi 2023/9263 E. , 2023/10370 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/337 E., 2023/1254 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/580 E., 2021/673 K.
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin "Manolya Eğitim Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi"(mersis numarası 5617211911868736) yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve kendi isteği ile 03.01.2014 tarihinde istifa ettiğini, bu kararın 18.04.2014 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, müvekkiline karşı, davalı kurumca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun mükerer 35 inci maddesi gereği bu takip taleplerinin gönderildiğini, dava dışı şirketi 670 sayılı KHK ile kapatıldığını ve ilgili kapatma kararının 01.09.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak temsil, ilzam ve hiç bir yetkiye hiçbir zaman sahip olmadığını, ilgili ödeme emrinde belirtilen tarihlerde müvekkilinin temsil yetkisi olmayan yönetim kurulu üyesi olduğunu, ilgili tüzelkişi ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun olmadığını ve 670 sayılı KHK Devir işlemlerine ilişkin tedbirler başlıklı 5 inci maddesinde kapatılan Kurum borçlarının ödenmesine ilişkin olarak maliye bakanlığının yetkilendirildiğini, öncelikle davalı kurumun 670 sayılı KHK gereği maliye bakanlığına başvuru yapıp ilgili kurumun el koyma anındaki durumunu tespit edip tahsil edemediği takdirde davacıya ödeme emri göndermesi gerektiğini, davalı Kurumca yapılan ilgili işlemlerin zamanlaşımı durumu söz konusu ise zamanlaşımı itirazlarının mevcut olduğunu beyan ederek; öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile haksız ödeme emirlerinin icrasının teminatsız olarak duruldurulmasını, hukuka aykırı şekilde gönderilen 00152196 takip kartı numaralı 2017/011473 - 2017/22585 - 22586 - 22587 - 22588 - 22589 - 22590 - 22591 - 22592 - 22593 - 22594 - 22600 takip no'lu ödeme emirlerinin iptaline ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinde, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, yönetim kurulu üyesinin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir. Dosya kapsamında davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının anlaşılması karşısında cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı belirgindir.
Yukarıda sayılı yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı değerlendirilmekle birlikte; davacının dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ilişkin prim borçlarından sorumlu olduğu, davacı adına düzenlenen herhangi bir idari para cezası kararının bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığa konu idari para cezasına ilişkin ödeme emirleri yönünden sorumluluğu bulunmadığı" gerekçesiyle;
"1-Davanın kısmen kabulü ile;
İdari para cezalarına ilişkin olan 2017/ 011473 - 022587 - 022588 - 022589 - 022594 - 022593 - 022592 - 022591 - 022590 sayılı ödeme emirlerin iptaline,
2-Sair 2017/ 022585 - 022586 - 022600 saylı ödeme emirlerin yönünden davanın reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, tüm ödeme emirleri yönünden davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; 6183 sayılı Kanun'un (7061 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesiyle değişik) 58/1 inci maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edebileceğinin düzenlendiği, dava konusu ödeme emirlerinin davacıya 16.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 22.10.2020 tarihinde yasal süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
2017/11473 takip nolu ödeme emrinin 2014/1. ayına ait 535 TL idari para cezası ile 427,15 TL gecikme zammı olmak üzere 962,15 TL,
2017/22585 takip nolu ödeme emrinin 2013/10,11,12. aylarına ait 17.936,23 TL prim ile 228.008,13 TL gecikme zammı olmak üzere 398.944,36 TL,
2017/22586 takip nolu ödeme emrinin 2013/10,11,12. aylarına ait 14.739,49 TL işsizlik sigortası primi ile 19.660,65 TL gecikme zammı olmak üzere 34.400,14 TL,
2017/22587 takip nolu ödeme emrinin 2013/8,9 aylarına ait 4.086 TL idari para cezası ile 3.541,10 TL gecikme zammı olmak üzere 7.627,10 TL,
2017/22588 takip nolu ödeme emrinin 2013/10. ayına ait 3.064 TL idari para cezası ile 2.436,21 TL gecikme zammı olmak üzere 5.500,21 TL,
2017/22589 takip nolu ödeme emrinin 2013/10. ayına ait 2.043TL idari para cezası ile 1.770,55 TL gecikme zammı olmak üzere 3.813,55 TL,
2017/22590 takip nolu ödeme emrinin 2013/9. ayına ait 2.043 TL idari para cezası ile 1.640,42 TL gecikme zammı olmak üzere 3.683,42 TL ,
2017/22591 takip nolu ödeme emrinin 2013/9. ayına ait 510 TL idari para cezası ile 409,50 TL gecikme zammı olmak üzere 919,50 TL,
2017/22592 takip nolu ödeme emrinin 2013/9. ayına ait 2.043 TL idari para cezası ile 1.640,42 TL gecikme zammı olmak üzere 3.683,42 TL,
2017/22593 takip nolu ödeme emrinin 2013/9. ayına ait 510 TL idari para cezası ile 409,50 TL gecikme zammı olmak üzere 919,50 TL ,
2017/22594 takip nolu ödeme emrinin 2013/11. ayına ait 2.043TL idari para cezası ile 1.770,55 TL gecikme zammı olmak üzere 3.813,55 TL,
2017/22600 takip nolu ödeme emrinin 2013/10,11,12. aylarına ait 178,20 TL damga vergisi ile 225,14 TL gecikme zammı olmak üzere 403,34 TL toplam 460.856,69TL için düzenlendiği görülmektedir.
...' nun şirket yönetim kurulu üyeliğine atandığına ilişkin 12.04.2013 tarihli genel kurul kararının 24.04.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, yönetim kurulu üyeliğinden istifasının 18.04.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık, KHK ile kapatılan şirketin yönetim kurulu üyesinin ödeme emirlerine konu borçtan sorumlu olup olmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
670 sayılı KHK ile kapatılan dava dışı anonim şirketin davalı Kuruma olan 2013/8-2014/1 dönemine ait prim borçları ve idari para cezası nedeniyle kurum tarafından takip yapıldığı anlaşılan davacının, prim borçlusu şirkette temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığından bahisle ödeme emrinin iptali için eldeki davayı açtığı anlaşılmakla, davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesidir.
5510 sayılı Kanun'un 88/20 nci maddesi ile "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur" şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile özellikle anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.
Dava konusu yapılan 12 ayrı ödeme emrinden 2017/11473-22587-22588-22589 - 22590 - 022591 - 022592 - 022593 - 022594 takip numaralı olanların idari para cezasına ilişkin olduğu ve 1297857.034 ve 2197892.034 sicil nolu dosyalarda işlem gören dava dışı Manolya Eğitim Hizm. Tic. A.Ş. hakkında düzenlendiği anlaşılmaktadır.
I-Davacının sorumluluğu yönünden yapılan incelemede, dava konusu yapılan 12 ayrı ödeme emrinden 2017/11473-22587-22588-22589-22590- 22591-22592-22593-022594 takip numaralı olanların idari para cezasına ilişkin olup 1297857.034 ve 2197892.034 sicil nolu dosyalarda işlem gören dava dışı Manolya Eğitim Hizm. Tic. A.Ş. hakkında düzenlendiği, davacının prim borçlusu şirkette 18.04.2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ödeme emrine konu idari para cezasının davacının şahsından kaynaklanmadığı, cezaların şahsiliği prensibi gereğince tüzel kişilik hakkındaki idari para cezasından davacının sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı gözetilerek karar verilmesi yerindedir.
II-Zamanaşımı yönünden yapılan incelemede; 2017/22585,22586 ve 22600 takip nolu ödeme emirlerinin 2013/10,11,12. aylarına ait prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ile gecikme zammına ilişkin olup Kurumun prim ve diğer alacaklarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sürenin başlangıcının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğundan ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edildiği 16.10.2020 tarihi itibarıyla Kurum alacaklarının zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla bu ödeme emirleri yönünden davanın reddi de isabetlidir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, davacının 18.04.2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin prim borcundan sorumlu olup ödeme emirlerine konu idari para cezalarından sorumlu olmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek" davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ödeme emrinin iptali ve menfi tespit talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanun'un 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 102 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir (HMK m. 361/2). İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış olan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur. Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise, o takdirde karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Zira, bunda hukuki yararı vardır. İnceleme konusu eldeki davada, davalı kurum vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına karşı, istinaf yoluna başvurmadığı anlaşılmakla istinaf yoluna başvurmayan davalı kurumun temyiz yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine,
Davacı vekili yönünden ise temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!