WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/9031 E.  ,  2023/10459 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2371 E., 2023/1004 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/482 E., 2021/540 K.

Taraflar arasındaki rücuan tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalı ...'ın 21.01.2015 tarihinde geçirdiği iş kazasında hayatını kaybettiği, Kurumca sigortalının hak sahibi...'a 28.01.2016 gelir bağlama onay tarihi ile 279.253,04 TL lik peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, kaza sonrasında sigortalıya 676,78 TL tedavi gideri yapıldığı, Kurum zararı toplamının 279.929,82 TL ye ulaştığı iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik meydana gelen kurum zararının 279.929,82 TL sinin gelir bağlama onay tarihi ve sarf/ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/345 Esas sayılı dosyasından açılan davada şirket yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin beraatlerine karar verildiği, ceza yargılaması sonucundaki yerel mahkeme kararına itiraz edilerek istinaf yoluna başvurulduğu, davaya konu kazada şirkete atfedilebilecek kusur bulunmadığı, kazanın meydana geldiği bölüme ilişkin uyarı levhalarının bulunduğu, ...’ın gerek işbaşı gerekse de temel iş sağlığı güvenliği eğitimine katıldığı, sigortalının yaralanarak vefat etmesinin sebebinin emniyet şeridini ihlal ederek ocağa daha fazla yaklaşmasının olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacı Kurum müfettişi İnceleme Raporu ile 21.05.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasının oluşunda işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, en son alınan 07.06.2021 havale tarihli bilirkişi kurul raporu ile iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin önemli ölçüde etkili olduğu, davalının kusuru içerisinde değerlendirilmekle işveren vekili Mehmet Uysal'ın kazanın oluşunda etkili olduğu, kazalı ...'ın oluşunda ölçüde etkili olduğunun mütalaa edildiği, Kırıkıkkale 2. İş Mahkemesinin 2018/66 Esas sayılı dosyasında davalının %90 sigortalı ... %10 oranında kusurlu bulunduğu alınan 07.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar oran belirtilmemişse de ceza dosyası ve tazminat dosyası ile uyumlu olduğundan hükme esas alınarak Kurum tarafından davacıya ödenen 279.929,82 TL nin %90 kusur oranına tekabül eden kısmı üzerinden hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 251.327,73 TL nin gelir bağlama onay tarihi olan 28.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; 609,102 TL tedavi giderinin sarf tarihi olan 21.05.2015 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza dosyasında sigortalı kusur atfedilmediği, yine dosyada alınan ilk raporda sigortalının kusurlu bulunmadığı, Kurum müfettişinin de benzer bir tespitte bulunduğu, çelişkili raporlarla karar verildiği iddiasıyla kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya atfedilecek kusur bulunmadığı, uyarı levhaları bulunduğu, emniyet şeridi ihlal eden sigortalının kazaya neden olduğu, sigortalıya gerekli iş güvenliği eğitimlerinin eksiksiz verildiği, hükme esas alınan tazminat davasının sulhle sonuçlandığı, sigortalının hak sahiplerine maddi tazminat ödemesi yapıldığı iddiasıyla kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21/1 ve 76/4 maddeleri olan davada, 21.01.2015 tarihinde davalı ... Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş fabrikasında sigortalı ...'ın arkadaşları ile birlikte sıvı çelik ocağında çalışırken elindeki uzaktan kumanda ile ocağı kaldırıp sıvı çeliği potaya boşalttığı sırada, üzerine sıçrayan sıvı çeliğin ...'ın elbiselerini yakması neticesinde vücudunda oluşan yanıklar sonucunda vefat etmesi şeklinde gerçekleşen iş kazası hakkında oluşa uygun kusur raporu kapsamında tespit edilen kusur oranı ile davacı Kurum vekilinin 07.10.2021 tarihli dilekçe kapsamı dikkate alınarak yargısal içtihatlara uygun şekilde belirlenen Kurum zararı ile sorumluları hakkında sonuca varıldığı göz önünde bulundurularak Mahkeme kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle oluşan davacı Kurum zararının davalı işverenden rücuan tahsiline ilişkin alacak davasıdır.

2.İlgili Hukuk
1- Davaya konu iş kazası 21.01.2015 tarihinde meydana gelmiş olup yasal dayanağı 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 20.06.2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 2, 5, 17, 19 ve 38 inci maddeleridir.

2- 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
"İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır."

3- 6331 sayılı Kanunun ilgili maddeleri şöyledir:
"Madde 2 – (1) Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır..."

"Madde 5 – (1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a) Risklerden kaçınmak.
b) Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.
c) Risklerle kaynağında mücadele etmek.
ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.
d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak.
e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.
f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.
g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.
ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.
"

"Madde 17 – (1) İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.
(2) Çalışan temsilcileri özel olarak eğitilir.
(3) Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz...
"

"Madde 19 – (1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.
(2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır:
a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.
b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak..."

"Madde 38 – (1) Bu Kanunun;
a) (Değişik: 12/7/2013-6495/56 md.) 6 ve 7 nci maddeleri;
...
3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra,
b) 9, 31, 33, 34, 35, 36 ve 38 inci maddeleri ile geçici 4, geçici 5, geçici 6, geçici 7 ve geçici 8 inci maddeleri yayımı tarihinde,
c) Diğer maddeleri yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra,
yürürlüğe girer."

3. Değerlendirme
1- 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine göre iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.

2- Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.

3- Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı Kanuna uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda 6331 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca işvereninin yükümlülüklerini yerine getirirken göz önünde bulundurulacak ilkeler; 19 uncu maddesinde ise çalışanların yükümlülükleri belirtilmiştir.

4- Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

5- Öte yandan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur.

6- Somut olayda, davalı işveren şirket çalışanları hakkında eldeki davaya konu iş kazası nedeniyle taksirle ölüme neden olmak suçundan açılan ceza davasında yapılan yargılama sonucunda; ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11.12.2018 tarih 345 / 370 sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiğinin ve hükmün kesinleştiğinin iddia edilmesi karşısında; dava dışı sanıkların kusursuzluğundan söz edilemez. Öte yandan Mahkemece, alınan ilk kusur raporunda davalı işverenin tam kusurlu olduğu kabul edilirken ikinci kusur raporunda davalı işverenin önemli ölçüde, sigortalı ile ceza yargılamasında mahkum olan davalı çalışanlarının etkili eylemlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Mahkeme, söz konusu raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeksizin, hak sahipleri tarafından davalıya karşı açılan ve akıbeti bilinmeyen maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılamasında alındığı iddia edilen ve davalının %90 oranında kusurlu olduğunu belirleyen raporu esas alarak karar vermiştir.

7- Mahkemece, ceza davası ile hak sahipleri tarafından açılan tazminat davasının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmak suretiyle işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetinden ceza davasında kesinleşen maddi olgular da değerlendirilerek tarafların kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınıp kusur raporları arasındaki çelişkile de giderilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.