10. Hukuk Dairesi 2023/8857 E. , 2023/9250 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/173 E., 2023/61 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulu Kararı ile bozulması üzerine Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı idarenin müvekkiline bağladığı ölüm aylığını boşandığı eşiyle beraber yaşadığı gerekçesiyle kestiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin eski eşi ...’den ... 7.Aile Mahkemesinin 26.05.2006 T., 2006/237 E., 2006/413 K.sayılı karararıyla yoksulluk nafakası olmaksızın boşandığını, çocukları Umut’un velayetinin anneye verildiğini, babayla şahsi görüşmenin mahkeme tarafından planlandığını, ancak çocuklarının küçük olması, çocuğun babasına olan ihtiyacı nedeniyle boşanma sebeplerinde fena muamele olmasına rağmen eski eşinin evlerinde yahut eve yakın yerlerde görüşmelerine izin verdiğini, eve giriş ve çıkışlarının baba-oğul ilişkisinden kaynaklandığını, bundan fiilen yaşadıkları gibi bir sonucun çıkartılamayacağını, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık GM’ne 10.03.2010 tarihinde gönderilen yazı uyarınca adresini yanlış bildirenlere uygulanana idari para cezasının müvekkiline ya da eski eşine uygulanmadığını, müvekkillerinin eski kayınvalidesi Kamiran Başer’ın demans hastası olduğunu,müvekkilinin 22.04.2011 tarihinde ... 14.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/914 E., 2011/837 K. sayılı kararıyla kendisine vasi olarak atandığını,eski kayınvalidesine evinde bakmayı üstlendiği için eski eşin bu evi ziyaret ettiğini, 2010/106996 sor.numaralı olay nedeniyle müvekkilinin boşanmış bir kadın olduğunu ifşa etmek de istemediğini, evli olduğunu veya dul olduğunu söylemeyerek medeni hali konusunda etrafa herhangi bir açıklama yapmadığını, müvekkilinin babasından dolayı almış olduğu aylığın kesildiğin ancak, davalı Kurumca eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, müvekkilinin boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamadığını beyanla yetim aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptaliyle kesilen aylıkların yasal faiziyle birikte ödenmesine devam edilmesi gereğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili davaya cevap dilekçesinde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin son fıkrasında boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, ödenmiş olan tutarın 96 ncı madde uyarınca geri alınacağı hükmünün bulunduğunu, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının sosyal güvenlik denetmenin raporuyla tespit edildiğini, davacının vefat eden babasından almış bulunduğu aylıklarının kesilmesinin gerektiğinin anlaşıldığını, davacıya bağlanan aylıkların iptal edildiğini, kendisine ödenen aylıkların faiziyle birlikte geri istendiğini belirterek, haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddini telep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 17.12.2012 tarihli ve 2011/862 E., 2012/85 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile davalı kurum tarafından davacıya 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bağlanmış olan aylığın kesilmesine ilişkin işlemin iptaline, kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiz ile birlikte ödemeye devam edilmesi gereğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 04.06.2013 tarihli ve 2012/7532 E., 2013/11717 K. sayılı kararı ile "..Somut olayda, 07.02.2011 tarihli kontrol memuru raporunda bahsedilen çevresel araştırmasıyla eşlerin beraber yaşadıklarına dair tutulan tutanaklara istinaden "boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayarak Kurumdan haksız menfaat temin ettiği" yönündeki tespit üzerine yetim aylığı 19.10.2008 tarihi itibariyle kesilmiş, 19.10.2008-18.04.2011 tarih aralığı için yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç çıkarılmıştır.
Mahkeme gerekçesinde 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce 506 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi gereğince bağlanan aylığın kesilmesinin ancak 506 sayılı Kanunda bir hüküm bulunması halinde mümkün olduğundan, söz konusu yasada da eşinden boşandığı halde fiilen birlikte yaşayan şahısların daha evvelden bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesini gerektiren herhangi bir hüküm bulunmadığından, bu nedenle eldeki dava açısından herhangi bir etkisi olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Kurum da davacı aylığını 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi sonrasında keserek borç çıkarmıştır. Mahkemenin kabul kararına ilişkin gerekçesi yerinde değildir. HGK. 24.04.2013 gün ve 2012/21-1404E.-2013/578 K. sayılı Kararı da bu yöndedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2013 tarihli ve 2013/554 E., 2013/664 K. sayılı ilamı ile bozma ilamına ilamına uyulmayarak, önceki kararda direnilmesine dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine,
C. Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2019 tarihli, 2015/21-1388 Esas, 2019/211 Karar sayılı kararı ile "... somut olay değerlendirildiğinde; 411465 sigorta sicil numaralı Adem Babadağ’dan dolayı Kurumdan 3410568845 tahsis numarası ile aylık alan ...’ın aylıklarının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğinden bahisle 19.10.2008 tarihinde kesildiği ve davacıya 19.10.2008-18.04.2011 süresinde 17.049,31 TL borç çıkarıldığı, bu haliyle Kurumun davacının ölüm aylığını 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonrasında keserek tahakkuk ettirdiğinin belirgin olduğu anlaşılmış olup, mahkemenin kabul kararına ilişkin gerekçesi yerinde değildir.
Hâl böyle olunca, yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
D. İlk Derece Mahkemesi 07.03.2023 tarihli, 2019/173 Esas, 2023/61 Karar sayılı kararı ile "...Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası olup bu hükümde ölen sigortalının hak sahiplerinden; boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği ve bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınacağı düzenlenmiştir.Böylelikle boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
Diğer yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu belirtilmiş, ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi yararına hak çıkaran tarafa ait olduğu, yasal bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin tarafını oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında olduğu, kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın yasal karinenin aksini ispat edebileceği kabul edilmektedir.Somut olayda olduğu gibi Kurumun işlemine dayanak oluşturan Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100 üncü maddeleri uyarınca aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir.Ancak bu nitelikteki tutanaklar Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenledikleri tutanaklardır.Eğer belgeye dayalı değillerse beyana dayanması ve imza inkârına konu olmaması gereken tutanaklardır.Başka bir anlatımla bu raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 59 ve 100 üncü maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir. Bu nedenle fiilen birlikte yaşama olgusunun kanıtlanması yönünden genel kurallar çerçevesinde delillerin toplanarak, araştırma ve değerlendirme yapılması, boşanılan eşle kurulan ilişkinin fiili olarak birlikte yaşama kapsamında yer alıp almadığının saptanması gerekmektedir. Yüksek Mahkemeye göre uyuşmazlık konusu açısından boşanılan eşle kurulan ilişkinin “fiili olarak birlikte yaşama olgusu” kapsamında yer alıp almadığı, ilişkinin niteliği ve başlangıç tarihi açıkça ortaya konulmalıdır. Özellikle tutanak tanığı Mahbule Kın'ın beyanı ile bu tanığın ifadesi Sosyal güvenlik denetmeni Yahya Koç tarafından ifadesine başvurulan davacının komşuları olan Mehmet Kadıkmak, ..., ...’in beyanlarıyla örtüşmektedir. Bu kişiler beyanlarında davacının ve ...’in ortak çocuklarıyla birlikte 2-3 senedir 1 numaralı dairede oturduklarını, çocuklarının Akşemsettin okulunda okuduğunu, 4-5 ay önce apartmanı ateşe verdiklerini, ikisinin de alkol sorunu yaşadıklarını, burada kiracı olduklarını ifade etmişlerdir. Tüm dosya kapsamından davacı tarafın denetmen raporunun aksini kanıtlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar. " verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Kurum raporunun somut bir veriye dayanmadığını, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının ölen babası nedeniyle aylık almaya hak kazandığının tespiti ile Kurum tarafından boşandığı eşle birlikte yaşama gerekçesi ile kesilmiş bulunan aylığın, kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması ve aksi Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin 2 nci fıkrasıdır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.10.2023 gününde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!