WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8840 E.  ,  2024/4518 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/4014 E., 2023/1003 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 35. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/37 E., 2019/78 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, davalı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili özetle; meydana gelen iş kazasında müvekkillerinin murisinin vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı işverenin kusuru bulunduğundan bahisle eş ... için 254.086,30 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 33.201,04 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili özetle işveren olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2017 tarih ve 2016/335 Esas, 2017/647 Karar sayılı kararıyla; ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin hizmet akdi ve giderek kazanın meydana gelişinde murisin %20, davalı şirketin %80 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle eş ve çocuk ...’in maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ...’ın maddi tazminat isteminin destek kapsamında olmadığından bahisle reddine, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin anılan kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.01.2018 tarih, 2017/4481 Esas, 2018/14 Karar sayılı kararı ile davalının kusur istinafının kabulüne, diğer istinaf istemlerinin incelenmesine yer olmadığına, aynı olaya ilişkin rücuan tazminat dava dosyasında müteveffaya verilen %100 kusur oranı ile eldeki dosyada itibar edilen kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi noktasında yeniden kusur raporu alınması için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarih, 2018/37 Esas, 2019/78 Karar sayılı kararıyla ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin hizmet akdi ve giderek kazanın meydana gelişinde murisin %40, davalı şirketin %60 oranında kusurlu oldukları ve davacı eşin maddi zararının 281.556,65 TL, davacı çocuk ...’in maddi zararının 31.975,37 TL olduğu kabulünden hareketle davacı eşin maddi tazminat isteminin talebiyle bağlı kalınmak kaydıyla kabulüne, çocuk ... lehine 31.975,37 TL maddi tazminat ödenmesine, çocuk ...’ın maddi tazminat isteminin destek kapsamında olmadığından bahisle reddine, eş lehine 40.000,00 TL, çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.12.2019 tarih ve 2019/1563 Esas, 2019/3348 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf isteminin esastan reddine, davacıların istinaf istemlerinin hüküm altına alınan manevi tazminatların azlığı noktasından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı eşin maddi tazminat isteminin talebiyle bağlı kalınmak kaydıyla kabulüne, çocuk ... lehine 31.975,37 TL maddi tazminat ödenmesine, çocuk ...’ın maddi tazminat isteminin destek kapsamında olmadığından bahisle reddine, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 19.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemiz'in 29.03.2022 tarih ve 2022/1740 Esas, 2022/4519 Karar sayılı kararı ile somut olayda kazaya konu inşaat işinin kime ait olduğu ya da kimden alındığı, kazaya konu iş dışındaki kaba inşaatın ya da sair imalatların kim tarafından yapıldığı veya kime verildiği, dolayısıyla söz konusu inşaat ve imalatların yapılmasında davalı şirketin bir dahlinin veya faaliyetlerinin söz konusu olup olmadığı, bu çerçevede davalı şirket ile davacılar murisi arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin hizmet akdine mi yoksa istisna akdine mi dayalı olduğu hususu, Kurum iş kazası inceleme raporunda alınan beyanlar, ceza soruşturması aşamasında alınan beyanlar, rücuan tazminat dava dosyası içeriği, davacılar murisinin vergi mükellefiyeti, meslek kuruluşu kayıtları, davacılar murisinin davalı işyeri ve dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimleri ve kazanın oluş şekli de nazara alınarak belirlendikten sonra; aradaki ilişkinin hizmet akdi olduğu sonucuna varıldığı takdirde Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi ve sonrasında alınan kusur raporları arasındaki çelişkiler de giderildikten sonra, aradaki ilişkinin istisna akdi olduğu sonucuna varıldığı takdirde ise bu duruma göre irdeleme yapılıp karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi'nce Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesi'nce bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 11.04.2023 tarih, 2022/4014 Esas, 2023/1003 Karar sayılı kararla yargılama neticesinde davacılar murisi ... ... adına inşaat işine ilişkin bir işyeri ve vergi kaydının bulunmadığı, dosya kapsamı, yapılan işin niteliği, tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davacıların murisinin takım lideri olarak çalıştığı, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce ve sonra alınan kusur bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın farklı bilirkişilerden oluşan üç kişilik heyete tevdi edildiği, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen usul ve yasaya uygun denetlenebilir 13.03.2023 tarihli kusur raporunda davalı şirketinin %80, davacılar murisi ... ...'ın ise %20 kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu durumda Dairemizce davalı Aras Asansör... Şirketinin %60 davacılar murisi ... ...'ın ise %40 kusurlu olduğu tespiti yapılarak düzenlenen hesap raporundaki miktarlar yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu kabulünden hareketle davacı eşin maddi tazminat isteminin talebiyle bağlı kalınmak kaydıyla kabulüne, çocuk ... lehine 31.975,37 TL maddi tazminat ödenmesine, çocuk ...’ın maddi tazminat isteminin destek kapsamında olmadığından bahisle reddine, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu 11.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, gerçek belli iken faraziyelere göre hesap yapılamayacağı ilkesi ve asgari ücretin kamu düzeninden olduğu dikkate alındığında değişen asgari ücretlere göre yeni hesap raporu alınması gerekirken alınmadığını, bunun sorumluluk hukukunun ilkeleriyle ve kamu düzeniyle bağdaşmadığını, önceki hükme esas tazminat hesap raporunda davalı işverenin % 60 kusur oranı esas alınarak tazminatın belirlendiğini, oysa bozma doğrultusunda alınan 13.03.2023 tarihli kusur bilirkişi raporunda davalı işverenin kusur oranının % 80 olarak tespit edildiğini, tazminat hesabının yeni belirlenen % 80 oran esas alınarak yapılması gerektiğini, yargılama sırasında tazminat raporuna, geleceğe dönük ücret artışları, olası sistem değişiklikleri ve hatalar yönlerinden de itiraz ettiklerini, hükümde geleceğe yönelik değişmelerden ve hatalardan kaynaklanacak haklarının saklı tutulmamasının yargılama prensiplerine aykırı olduğunu, gerçeğin veya gerçeğe yakın ihtimalin belli olması halinde varsayımsal artış yerine gerçek ücretlerin tazminat hesabında esas alınması BK.42, TBK.50 hükmünün sarih ve âmir muhtevası gereği olduğunu, belli olmayan dönemler yönünden daha yüksek oranlı artış yöntemi benimsenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu, bozma kararı gereğinin yerine getirilmediğini, müvekkili firmanın iştigal konusu ile inşaat işlerinin herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, söz konusu yapının S.S ... Yapağı Ham Dericiler Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin de güvenlik amacıyla bazı ek yapılar yaptırmak istediğini, anılan ek yapılardan bir tanesinin de duvar örme işi olduğunu, duvar örme işinin de müteveffaya taşere edildiğini, söz konusu duvar örme işinin tek bir odanın örülmesi şeklindeki basit bir işlemden ibaret olmadığını, bu nedenle müvekkilinin konusunda uzman bir taşeron ile bu işi yapmak istediğini, görüldüğü üzere müvekkili şirketin inşaat alanında herhangi bir iştigali söz konusu olmadığı gibi duvar örme işlemlerinde de tüm iş ve işlemleri taşeron olan müteveffaya bıraktığını, raporu hazırlayanlar arasında eser sözleşmesinde uzman bir bilirkişi bulunmadığını, kaza yeri görülmeden, kaza yerine keşif yapılmadan düzenlenen raporların somut gerçeklere uygun olması beklenemeyeceğini, SGK kayıtlarında müteveffanın müvekkili şirkette işçi olarak kaydı görünmesinin herhangi bir önemi olmadığını, çünkü SGK iş kazası dosyasında resen tescil işlemi yaptığını, müvekkili şirketin bilgisi olmadan yapılan kaydın müvekkili aleyhine sonuç doğurmasının beklenemeyeceğini, anılan kazanın iş kazası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, dolayısıyla mevcut davanın iş mahkemelerinin görev alanı içerisinde olmadığını, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müteveffanın vergi açılışının olmamasının onun taşeron sıfatının olmadığına karine olmadığını, ıslahla manevi tazminat istenemeyeceğini, savcılık aşamasında takipsizlik kararı verildiğini, Mahkemenin bunu dikkate almadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 8 inci ve 31 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
a. Davacılar Vekilinin Temyiz İstemi Açısından;
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2. fıkrasında “Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir” düzenlemesi vardır.

Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 19.12.2019 tarih ve 2019/1563 Esas, 2019/3348 Karar sayılı karara karşı davacılar tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, temyiz incelemesine konu eldeki kararda davacılar tarafından temyiz yoluna başvurulmayan karara kıyasla daha ağır bir hüküm bulunmadığı gözetildiğinde, temyiz eden davacılar vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.

b. Davalı Vekilinin Davacı Eşin Maddi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hüküm Dışındaki Diğer Tüm Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı eş yararına hüküm altına alınan maddi tazminat dışındaki diğer tüm hükümlerin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

b. Davalı Vekilinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları açısından;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvururken manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik de itirazlarda bulunduğu anlaşılmasına karşılık temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalı aleyhine istinaf karar harcı yüklenirken harç hesabının yalnızca maddi tazminat tutarları üzerinden hesaplanması yerinde görülmemiştir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin davacı eşin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm dışındaki diğer tüm hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

3.Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının B bendinin 1 numaralı alt bendinin ikinci paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "Davalıdan alınması gereken 27.054,97 TL istinaf karar harcından istinaf başvurusunda alınan 6.251,42 TL'nin mahsubu ile bakiye 20.803,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına," rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.