WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8826 E.  ,  2023/8363 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/297 E., 2023/218 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılması ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı şirket vekili 19.06.2015 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin alacağın kaynağının 26.03.2008 ve 26887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5763 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesine eklenen I bendi ve aynı Kanun'un 89 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası olduğu, bu hükümden yararlanma döneminin ise 01.10.2008 - 13.02.2011 tarihleri arasında olduğu, yasada belirtilen 5 puanlık kısmının Hazinece karşılanması uygulamasının getirildiğini, müvekkil şirketin sehven iş bu 5 puana karşılık gelen Hazinece karşılanması gereken prim bedellerini yatırıldığı, sehven yatırılan iş bu prim bedellerinin toplamından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin her bir ay için ödenen bedellerin davalı kuruma ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihaleli işler açısından Hazine tarafından ödenmesi gereken kesinti tutarının Kurumdan tahsil edilemeyeceğini, talebin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde düzenlendiğini, işvereninin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmının hazinece karşılanmasından, belgelerin yasal süre içerisinde verilmesi ve prim borcu bulunmaması halinde yararlanılabileceğini, ancak 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara ait işyeriyle 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan işlere ilişkin işyerlerinin kapsam dışı olduğunu, uygulanamayacağını, kapsamda olan yerlerin ise hak ediş ödemeleri sırasında hak edişlerden kesileceği konuyla ilgili işlemlerin yüklenici tarafından yürütüldüğünü idare tarafından yüklenicin hak edişinden kesilmesi gerektiğini, işveren tarafından yararlandırılmasına ilişkin bilgi verilmediğini, konunun kendileri ile ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 01.12.2015 tarihli ve 2015/281 Esas, 2015/1435 Karar sayılı kararı ile davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli ve 2015/281 Esas, 2015/1435 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin ilk bozma kararında; "... Somut olayda davacı tarafından Kurumca fazla prim tahsilâtı yapıldığı iddia edildiği, yersiz tahsil edilen primlerin iade yükümlülüğünün ve yasal hasımın, primi tahsil eden Kurum olduğu gözetilerek, işin esasına girilerek, davacının, yukarıda belirtilen yasal düzenleme kapsamında beş puanlık Hazine yardımından yararlanma şartlarını taşıyıp taşımadığı irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesi ile verilen karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin: 14.03.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararı ile "...Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına.." dair karar verilmiştir.

C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2018/157 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin ikinci bozma ilamı ile "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile:
“.....Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.

1-Davalı Kurumun temyiz itirazları yönünden;
İnceleme konusu dosyada; mahkemece Ek 17. madde hükmü gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden ve ilgili maddede ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmayacağı düzenlenmiş olduğundan davalı Kurumun temyiz dilekçesinin reddine,

2- Davacının temyiz itirazları yönünden;
Somut dosyada; bozmadan sonra yapılan yargılamada, davacı tarafından geçmişe dönük 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği 5 puanlık hazine teşvikinden faydalanmak için 29.05.2018 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurulduğu, talebin reddedildiğinin 12.06.2018 tarihli yazı ile şirket vekillerine bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 7103 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra Kuruma yapılan başvuruya olumsuz cevap verilmiş olduğundan uyuşmazlık halen devam etmektedir. Dolayısıyla davacı yönünden davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceğinden davanın esasına girilip karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına dair karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin; 22.10.2020 tarihli ve 2020/25 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda, davacı şirketin, devlet hava meydanları işletmesi ... Havalimanı Müdürlüğünün 01.04.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasındaki hizmet alımı işini üstlendiği şirket tarafından bu işyeri ile ilgili bildirgelerinin süresi içerisinde Kuruma verildiği ve prim borcunun bulunmadığı, 2009/4-2009/12 aylar arası dönemde prim teşvikinden yararlanmamış olduğu görülmektedir.

5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde teşvik uygulaması her işveren için geçerli olan genel bir uygulama olmayıp, prim borçlarını süresinde ödeyen prime hizmet belgelerini süresi içerisinde Kuruma veren, Kuruma prim, idari para cezası ve gecikme zammı bulunmayan bu hususlara dikkat eden ve gerekli özeni gösteren sigortasız işçi çalıştırmayan özel sektör işverenlerine tanınmış bir hak olduğu görülmektedir. Dolayısıyla yasa metninde işçi çalıştırması teşfik edilirken primlerini düzenli ödeyen işverenlerde ödüllendirilmek ve kayıt dışı işçi çalıştırmanın önlenmesi amaçlanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının prim borcunun bulunmadığı, bildirimleri süresi içerisinde Kuruma yaptığı dolayısıyla davacı şirketin 5 puanlık prim indiriminden yararlanması gerektiği ortadadır.

Somut olayda ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerinin müzekkere cevaplarından davacı şirketin 1051572 sicil numarasıyla işlem gören işyerine ait 2009/4- 2009/12 dönemleri arası işveren hesabı müfredat kartını gönderdiği, gelen kayıtlardan davacı şirketin primleri zamanında ödediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.

Dosya, hesaplama yönünden bilirkişiye verilmiş dosya kapsamıyla uyumlu ve denetlenibilir 14.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan miktar kadar davacı şirketin alacağı bulunduğu kanaatine varılmış olup, dava dilekçesi doğrultusunda taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilip davacının 19,091,89 TL alacağının ay be ay ödendiği ayı takip eden ay başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.

E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/25 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. 3 üncü bozma ilamı ile "...5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile 06.04.2015 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen önceki karar ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Dairemizin 15.10.2019 tarihli ilamı ile işin esasına girilmesi ve kurumca yapılan işlemlere göre inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek kararın bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı yrganları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir. Denilerek karar bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2022 tarihli ve 2021/226 Esas, 2022/80 Karar sayılı kararı ile "...Dosya kapsamında davacı şirketin 1051572 sicil numarası ile işlem gören iş yerine ait 2009/4-2009/12 dönemleri arası iş veren hesabı müfredat kartlarının gönderildiği, gelen kayıtlardan davacı şirketin primleri zamanında ödendiğinin tespit edildiği, davacı şirketin aynı döneme ait sigorta primine esas kazanç tutarının 381.837,80 TL olduğu, hazinece karşılanması gereken iş veren hissesinin 5 puanlık kısmına ilişkin alacağının 19.091,89 TL olması gerektiği, ... SGK İl Müdürlüğü Şahin Bey Sosyal Güvenlik Merkezinin 29.09.2018 tarihli müzekkere cevabında davacı şirketin 2009/4-2009/12 aylarına ilişkin prim, idari para cezası, gecikme zammı borcunun bulunmadığı, adı geçen firmanın talep içerikli yazıları ile geçmişe dönük olarak 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği, 5 puanlık hazine teşvikinden faydalanmak için başvurusun bulunduğu, Kurumun 12.06.2018 tarihli e.5849933 varide sayılı yazısı ile başvurularının zımnen reddedildiğinin ve konu hakkında iş veren vekillerinin bilgi verildiğinin bildirildiği, iş veren hissesine ait primlerin hazinece karşılanabilmesi için iş verenini SGK ya prim, idari para cezası ve bunlara dair gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şart olup 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesine eklenen fıkra ile dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat zorunluluğunun getirildiği, somut olayımızda Şahin Bey Sosyal Güvenlik Merkezinin müzekkere cevabında davacı tarafça kuruma başvurunun yapıldığının, kurum tarafından zımnen reddedildiğinin anlaşıldığı, izah edilen yasal mevzuat kapsamında davacı şirkete prim teşvikinden yararlanmak için aranan şartları sağlamış olup dosyada alınan bilirkişi raporunda da 19.091,89 TL teşvikten kaynaklı alacağının olduğunun beyan edildiği, dosyada alınan bilirkişi raporunun somut uyuşmazlığı çözmeye elverişli olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluşmuş, davanın kabulüne, davacının 19.091,89 TL alacağının ay be ay ödendiği ayı takip eden ay başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.

G. 4 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 0103.2022 tarihli ve 2021/226 Esas, 2022/80 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin kararı ile "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Denilerek karar bozulmuştur.

H. İlk Derece Mahkemesince 4 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararı ile "...Dosya kapsamında davacının 22.07.2014 ve 29.05.2018 tarihinde kuruma gerekli başvuruyu, 01.06.2018 tarihinden önce yaptığı, Son değişiklik öncesi madde metninde yer alan 6 aylık süre sınırlamasına tabi olmayacağı, Ancak 2018 Mart ayı öncesine ait teşvikten yararlanma veya teşvik değişikliği talebini yasal süresi içerisinde yapmasına rağmen gerekli evrakları 30.06.2020 tarihine kadar kurum sistemine elektronik ortamda yüklemeyenlerin İptal/ Asıl / Ek nitelikteki APHB leri işleme alınmayacağı, 01.04.2018 ile 01.06.2018 ( bu tarih dahil) tarihleri arasında başvuruda bulunanların iadeleri; talep tarihini takip eden ay başından itibaren, ödemenin / mahsubun yapılacağı tarihe kadar basit usulde kanuni faizi ile Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı 01.09.2019 başından itibaren 3 yıl içinde ödenecek olup ödeme öncelikli vadesi dolmuş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise taksitlendirilmiş her türlü borçlardan mahsup yolu ile gerçekleştirileceği, halen işverene ödenmesi gereken bir tutar kalır ise vadesi gelmemiş kurum borçları peşinen kapatılıp geride kuruma hiç borcu kalmayan işverenlere 6 ayda bir eşit taksitler halinde iade yapılacağı, yapıla açıklamalar doğrultusunda davacının 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı bendi kapsamından hazine teşvikinden yaralanma talebini 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi kapsamında iadesi gereken 19.091,89 TL'nin davacının kuruma borçlu olmaması ve vadesi gelmemiş borçlarının peşinen kapatılmış olması nedeniyle faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuş, davanın kabulüne, 19.091,89 TL alacağın, ay be ay ödendiği ayı takip eden ay başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılması ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.

Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.

Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğu gibi kısa kararda infazda tereddüt yaratacak şekilde hazineden tahsiline dair karar tesisi de usul ve yasaya aykırıdır.

Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davalı ... vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının 1 inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine,
"1-Davanın kabulüne,19.091,89 TL'nin ayrı ayrı kesinti tarihinden iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kurumundan alınarak, davacıya verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.