WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8492 E.  ,  2023/8097 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TARİHİ : 06.07.2012
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasındaki Mahkemesinde görülen, hizmet tespiti istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının davalı işverinde 03.01.2001 tarihinde işe girerek 2012 yılı Haziran sonuna kadar aralıksız olarak çalıştığını, geçmişe yönelik ücretleri ödenmediği ve SGK'ya eksik bildirimde bulunulduğundan haklı olarak iş akdini feshettiğini, yıllık izin kullanamadığını, hafta tatili genel tatil ücret alacaklarının ödenmediğini, insanlık onuruna yaraşmayacak şekilde yoğun çalıştırıldığını, davacının çalışma süresinin ve eksik bildirilen günlerin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle hizmet süresinin tespiti davası ve işçi alacaklarına ilişkin davanın birlikte yürütülemeyeceğini davaların ayrılmasını, davacının çalıştığı sürelerin tanık beyanları dışında resmi ve yazılı kanıtlarla ispatlaması gerektiğini, tanıkların çalıştığı iddia edilen işyerindeki personel ile en yakın işyerlerinde çalışan ve tanıyan şahıslardan olması gerektiği, ücretin yazılı belgelerle ispatlanması gerektiği, mahkememizce bu hususların dikkate alınarak araştırma yapılması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

2.Davalı işveren vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ile öncelikle alacak ve hizmet tespiti davasının birlikte görülemeyeceğini ayrılması gerektiğini davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2015 tarihli, 2012/353 Esas, 2015/592 Karar sayılı kararı ile; “Davanın kabulü ile davacının davalıya ait 1215367.35 sayılı iş yerinde 03.01.2001- 02.06.2003 tarihleri arasında asgari ücretle belirsiz süreli iş akdi ile 899 gün çalıştığının bu çalışmasının 899 gününün SGK'ya bildirilmediğinin; 03.06.2003 - 30.06.2012 tarihleri arasında asgari ücretle belirsiz süreli iş akdi ile 3218 gün çalıştığının bu çalışmasının 238 gününün SGK'ya bildirilmediğinin tespitine,” karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Daire kararında özetle;“...Somut olayda; hakkındaki davada davanın kabulüne karar verilen davalı Ege Erternasyonal Tic. Tur. İnş. Ltd. Şti.’nin dosya kapsamından, 21.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda taraf ehliyeti bulunmayan davalı şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." hususlarına işaret edilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; "1-Davanın kabulü ile davacının davalıya ait 1215367.35 sayılı iş yerinde, 03.01.2001- 02.06.2003 tarihleri arasında asgari ücretle belirsiz süreli iş akdi ile 899 gün çalıştığının bu çalışmasının 899 gününün SGK'ya bildirilmediğinin; 03.06.2003- 30.06.2012 tarihleri arasında davalıya ait 1101259.35 sicil numaralı iş yerinde asgari ücretle belirsiz süreli iş akdi ile 3218 gün çalıştığının bu çalışmasının 238 gününün SGK'ya bildirilmediğinin tespitine," karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında belirtilen eksiklerin yerine getirilmediğini, Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, organik bağa ilişkin Mahkeme tespitinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacının çalışma iddiasını ispatlayamadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili; Mahkemece davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme dayanak kılanan tanık beyanlarının soyut genel-geçer ifadeler içerdiğini, eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır. Aksi durumda ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını yada kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, dosyadaki kayıtlarının incelenmesinde, davacının davalıya ait iş yerinde 03.06.2003 tarihinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği, bu tarih itibariyle başlayan çalışmaların (bir kısmı tam gün üzerinden olmayan) 31.07.2012 tarihine devam ettiği, dava konusu dönem içinde yer alan 03.01.2001-03.06.2003 tarihleri arasında, davacının davalı işveren nezdinde çalıştığına dair herhangi bir kayıt ve belgenin bulunmamasına karşın, Mahkemece bu dönemde çalıştığı tespit edilen tanık beyanlarına itibarla, kabul kararının verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece,yukarıdaki ilkeler ve açıklamalar ışığında, davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem yönünden, ilk işe giriş bildirgesinin 03.06.2003 tarihinde verildiği gözetilerek, 12.07.2012 tarihinde açılan eldeki davada, 03.01.2001-03.06.2003 dönemi yönünden, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

Üyeler ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ..., Üyeler ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

13.09.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından Kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.

Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.

506 sayılı Kanun'un 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.

Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.

Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.04.2004/21-369- 371 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207,14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Somut olayda da davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği ispat edilirse hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır. Öncelikle 03.06.2003 tarihi öncesinde dava konusu işyerinin fiilen mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiğinden vergi kayıtları istenilmeli, mevcut olduğunun anlaşılması halinde fiili çalışma olgusu/ve süresi hiçbir tereddüde meydan vermeyecek şekilde ortaya konulmak suretiyle karar verilmelidir. Bu yönde araştırma bozması yapılması gerekirken; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair bozma yapılması yönündeki Sayın çoğunluğun kararına katılınmamıştır.