WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8450 E.  ,  2023/10091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1932 E., 2023/1094 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/205 E., 2021/280 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Davanın Kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin Esastan Reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 10.04.2017-11.11.2019 tarihleri arasındaki çalışmalarının ve son almış olduğu aylığın 2.250,00 TL olduğunu beyanla prime esas kazancının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği dönemler arasında Kurum kayıtları incelendiğinde çalıştığı sürelerin bildirildiğinin görüleceğini, yapılan irdeleme ve araştırma ile birlikte çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi halinde çalışmanın varlığının karara bağlanabileceğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı müvekkili şirkette hiç çalışmadığını, bu durumun SGK kayıtları incelendiğinde ve tanık beyanları ile görüleceğini, davacının şirkette çalışmamış olduğundan işten çıkarılmasının mümkün olmadığını, 27.11.2019 tarihinde davalı şirketin çalışanı ... tarafından davacının hesabına 4.500,00 TL gönderildiğinden dolayı davalının çalışanı olduğunu iddia ettiğini, davalının iş yerinde çalışan birinin özel hayatında yapmış olduğu işlemlerin davalı şirketi bağlamadığını, banka hareketlerinin davacının davalı şirkette çalıştığının kanıtı olarak kabul edilemeyeceğini, 02.01.2018 tarihinden itibaren dokuma vardiya ve tezgah gruplarına ilişkin belgenin hükmünün bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanıkların kayıt dışı çalışanların olduğunu ifade etmeleri karşısında davacının davalı şirkette dokuma vardiya ustası olarak 2017 yılı Nisan - 2019 yılı Kasım tarihleri arasında çalıştığı, tarafsız bordro tanıklarının ve davacı tanıklarının beyanları ile kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşıldığı, SGK kayıtlarının incelenmesinden davacının ihtilaflı tarihte sigortalı çalışmasının bulunmadığı, talep konusu dönemde davacının çalıştığını iddia ettiği iş yerinin faal ve kanun kapsamında olduğu, davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestliğin söz konusu olmadığını, HMK m 200'de yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmak sureti ile sonucu gidilmesi gerektiği, somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde davacının 2.250,00-TL ücret aldığı şeklinde beyanda bulunduğu, eldeki delillere göre ücretin iddia olunan ücret olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla; Davacının 10.04.2017 - 11.11.2019 tarihleri arasındaki dönemde hizmet akdi ile sigortasız olarak 931 prim günü dönem asgari ücreti ile davalı şirkette çalıştığının TESPİTİNE, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili; kararın eksik incelemeyle salt tanık beyanlarına dayalı olarak verildiğini, davalı işverenin işyerinde hizmet akdiyle çalıştığına ilişkin bir prim ödemesi bulunmadığını, eylemli ve gerçek çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, çalışmayı ortaya koyan ise işe giriş bildirgesi ile birlikte sigortalının çalışma gün ve sayısını, kazanç durumunu ve bu primleri gösteren aylık sigorta prim bildirgeleri ile dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgeler olduğunu, İşe giriş bildirgesi dahi salt işe alınmayı göstermekle birlikte çalışmanın mevcudiyeti yönünden tek başına yeterli kabul edilemeyeceğinden kararın hatalı olduğunu beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.

Davalı vekili, ... tarafından davacının Garanti Bankası hesabına 27.11.2019 işlem tarihli 4.500,00 TL tutarında dekont sunulduğu ve 02.01.2018 tarihinden itibaren Dokuma Vardiya ve Tezgah Gruplarına ilişkin fabrika müdüründen imzalı belgede davacının isminin bulunduğunun görüldüğü, davacı tarafından sunulan dekontun davayla ilgisi bulunmadığını, fabrika müdürü tarafından imzalı belgenin de geçerliliği bulunmayan alelade bir belge olduğunu, söz konusu belgenin hiçbir anlamı olmadığını, bir kaç kişinin imzaladığı ıslak imzalı dahi olmayan alelade herkes tarafından sonradan düzenlenebilecek belgelerin davacının davalı iş yerinde çalıştığının kanıtı olarak ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini, sadece tanık beyanlarının davacının davalı müvekkil iş yerinde çalıştığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacının kesintisiz çalışma iddialarını yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, yazılı belge sunamadığını, davacının, davalı şirkette belirtilen tarihlerde çalışmadığını, kararının kaldırılmasını, davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kabul edilen tarihlerde davalı işyerinde çalıştığı davacı tanıkları ile bordro tanıklarının beyanlarından ve davacının sunduğu şikayet dilekçesi ve toplantı tutanağından anlaşıldığı, davalı iş yerinden Kuruma bildirilmiş çalışmalarının bulunmadığı, dava konusu dönemde kesintisiz çalıştığı, hak düşürücü sürenin geçmediği, işyerinin faal ve yasa kapsamına alınabilecek mahiyette olduğu, davacının fiili çalışmasının toplanan deliller ile ispat edildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Esastan Reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle birlikte verilen kararın davacı tarafından iddia edilen şikayet dilekçesi ve toplantı tutanağına dayandığını, ancak söz konusu delilin davacının dava dilekçesi ve delil dilekçesinde yer almadığını, davacı tarafından delil sunma süresi geçtikten sonra dosyaya sunulduğunu, bu delilin sunulmasına muvaffakat etmediklerini beyanda davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86/9 uncu maddesi olup, aynı kanunun 92 nci maddesi hükümlerine göre "kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı olması zorunlu olup, sigortalılığın devrine azaltılmasına vazgeçilmesine veya hak ve yükümlülüklerin ortadan kaldırılmasına yönelen sözleşme hükümleri geçersizdir."

Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.

Uyuşmazlıkta uygulanması gereken diğer bir yasal dayanak ise 5510 sayılı Kanun'un Geçici 14/1-a maddesi olup, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malûllük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında; bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlar hariç olmak üzere sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir. Ancak; a) Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışanlar için sosyal güvenlik destek primi oranı 80'inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançlar üzerinden 81 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen prim oranına yüzde 30 oranının eklenmesi suretiyle bulunan toplamdır. Yüzde 30 oranının dörtte biri sigortalı, dörtte üçü işveren hissesidir. Bu kapsamda sayılan kişilerden sosyal güvenlik destek primine tabi olanların prim ödeme yükümlüsü bunların işverenleridir. Bunlar hakkında sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır.” hükmüne amirdir.

Yukarıda açıklanan yasal dayanaklar kapsamında 01.10.2008 tarihinden önce sigortalı olduğu ve hatta yaşlılık aylığı bağlanan davacı hakkında maddedeki atıf gereği uygulanması gereken 506 sayılı Kanun'un 63/A bendi hükmüne göre ise "yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmektedir. Ancak aynı Kanunun 63/B bendi kapsamında sigortalının istemi bulunması halinde sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenerek aylığı kesilmeden çalışmaya devam etmesi mümkündür.

Diğer taraftan HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava, 10.04.2017-11.11.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmalarının tespiti ile son aldığı maaşın 2.250,00 TL olduğunun beyanla prime esas kazançlarının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece bu dönemde asgari ücret üzerinden çalışmaların tespitine dair karar verilmiş ise de, verilen hükmün yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının 01.08.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece,506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı alan davacıya, HMK'nun 31 inci maddesi çerçevesinde, talebinin 5510 sayılı Kanun'un Geçici 14 üncü maddesi ve 506 sayılı Kanun'un 63/A maddesi kapsamında, yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi hizmetin tespitine mi yoksa, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespitine mi yöneldiği hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi