WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8382 E.  ,  2024/6636 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/216 Esas, 2022/368 Karar
HÜKÜM/KARAR : Esastan red, Red, Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hekimhan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/37 Esas, 2021/422 Karar

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ...Ş açısından davanın reddine, diğer davalılar açısından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ile davalı ... Beton Kum Ocağı Nak. Harf. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... Beton Kum Ocağı Nak. Harf. Tic. ve San. Ltd. Şti.‘nin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davalı ...Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... Beton Kum Ocağı Nak. Harf. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili özetle müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle eş ... için 129.409,55 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, anne ... ve baba Musa için 40.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarih, 2013/426 Esas, 2017/162 Karar sayılı kararıyla kazanın meydana gelişinde ... sigortalının %20, davalı ...'ın %20, davalı ... şirketinin %20, davalı ... %40 oranında kusurlu oldukları, davalı ...’ın haksız fiil sorumluluğu bulunduğu, diğer davalıların ise asıl işveren ve alt işveren olarak gerekli tedbirlerin alınmamasından, denetimlerin yapılmamasından dolayı sorumlu oldukları kabulünden hareketle davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne, eş lehine 45.000,00 TL, anne ve baba lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarihli bu ilk kararına karşı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalılar Acemoğlu şirketi ve ...’in ortak vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, davalı ... vekili tarafından kanun yoluna başvurulmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2018 tarih, 2018/957 Esas, 2018/1644 Karar sayılı kararıyla Mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren olarak kabul edildiği görülmüş ise de bu kabulün dayanağının ne olduğunun gerekçelendirilmediği, kaldı ki Mahkemece davalıların arasındaki ilişkinin tespiti için gerekli teknik sözleşme, ihale evrakı ve şartnamelerin de dosyaya getirtilmediği, eksik inceleme yapılması bir yana hiçbir somut gerekçe belirtilmeksizin tarafların arasındaki ilişkinin asıl işveren-al işveren ilişkisi olduğu kabulünün doğru olmadığı gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra yeni bir kusur raporu alınmamış, aynı olaya ilişkin rücuan tazminat dava dosyasında alınan kusur raporunun dosyaya celp edilmiş, anılan kusur raporunun eldeki hak sahibi tazminat dosyasında kaldırma kararından önce alınan kusur raporunu teyit ettiği görülmüş, Mahkemece resen 10.05.2021 tarihli bilirkişi hesap raporu alınmış, raporda davacı eşin maddi zararı 117.092,13 TL olarak belirlenmiş ve sonuç olarak İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2021 tarih, 2019/37 Esas, 2021/422 Karar sayılı kararında kaza günü Güzelyurt Atık Su Arıtma Tesisi yapımında davacıların murisi olan kepçe operatörü ...'in geçirmiş olduğu iş kazasında öldüğü, beton pompasının yönetiminin davalı ...’te olduğu, ...’in diğer davalı ... Ltd. Şti. adına çalıştığı, söz konusu asıl iş verenin ... olduğunun anlaşıldığı, İller Bankasının işin tamamını bir yükleniciye bıraktığı, söz konusu yerde personel istihdam etmediğinden dolayı ihale makamı olduğu gerekçeleri ile davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davacı eş lehine 117.092,13 TL maddi tazminat ödenmesine, yine davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2021 tarihli son kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı ...Ş. yönünden verilen pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararının hatalı olduğunu, maddi tazminat talebi yönünden verilen kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, Mahkemece verilen ilk kararda taleplerinin tam olarak kabul edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince kararın ihale evraklarının getirtilmesi yönünde kaldırıldığını, hesaplamaya ilişkin herhangi bir kaldırma kararının bulunmadığını, Mahkemenin hükme esas aldığı son aktüerya raporunu farklı bir bilirkişiye hazırlattığını, bu kez maddi tazminatın hatalı olarak 117.092,03 TL olarak belirlendiğini, ıslahlarına esas aldıkları raporun yerinde olduğunu, maddi tazminat taleplerinin tümüyle kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin diğer davalı işveren ...'ın alt işvereni olmadığını, bu hususun Mahkemece irdelenmediğini, müvekkilinin sorumluluğunun sadece beton dökümüne ilişkin olduğunu, gerekli tüm güvenlik önlemlerini almakla yükümlü olanın diğer davalı işveren ... olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, kusur raporunda kendilerine atfedilen kusurun hatalı olduğunu, dosyaya sundukları belgelerden anlaşılacağı üzere ... adlı kişinin gerekli iş eğitimlerini alıp bu konuya dair belgesinin bulunduğunu, olayın meydana gelmesine asıl görevi kepçe operatörü olan maktulün mikserin etrafından gezmesinin neden olduğunu, maktulün tam kusurlu olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2022 tarih, 2022/216 Esas, 2022/368 Karar sayılı kararı ile davalı ... Bankasının ihale makamı konumunda olduğu, İller Bankası yönünden verilen husumet yokluğu nedeniyle ret kararının yerinde olduğu, davalı ... Şirketince davalı ... Bankasından ihaleyi alan davalı ...'ın alt işvereni olmadığı, sadece beton dökümü işini yaptığı, davaya konu alacaklardan sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüş ise de, iki davalının beton dökümü işine ilişkin sözlü olarak anlaştıkları, olay günü ... Şirketinin işçisi beton pompası operatörü olarak çalışan davalı ...'in beton dökümü işini yapıp bitirdikten sonra makinenin ayaklarını topladığı esnada, işyerinde kepçe operatörü olarak çalışan müteveffanın beton dökme makinesinin arka kısmında destek ayağına sıkışması sonucu hayatını kaybetmesi şeklinde olayın gerçekleştiği, davalı ... ile ... arasında asıl-alt işveren ilişkisinin olduğu, Mahkemece verilen 17.10.2017 tarihli ilk karara esas alınan 31.03.2016 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı anne ve baba için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması yapılmadığı, müteveffanın hesaplamaya esas ücretinin kaza tarihinde yürürlükte olan asgari ücretin 2,163 katı olarak belirlendiği ve SGK tarafından davacı eş ...'e bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin işveren kusuruna tekabül eden %80'inin hesaplanan maddi tazminattan mahsup edildiği, davacı yanca bu rapora itiraz edilmeyerek davanın ıslah edildiği, Mahkemece de bu doğrultuda karar verildiği, bu karara karşı davacıların sadece manevi tazminat miktarı ve vekalet ücreti yönünden itiraz ettikleri, kaldırma kararı sonrası aldırılan ve hükme esas alınan 10.05.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunda ise davacının itirazına uğramadığı halde davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmeksizin davacının ücretinin asgari ücretin 2,258 katı olarak belirlendiği; davacı anne babanın maddi tazminat talebi olmadığı halde anne ve baba için de maddi tazminat hesabı yapıldığı; ilk peşin sermaye değeri için rücuya tabi kısmın %60 olarak belirlendiği görülmekle Mahkemece bu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, Dairece 11.07.2017 tarihli ek hesap raporunun gerekçeli, ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun bulunduğu, davacılar vekilinin ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda davacı ... için 129.409,55 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle davalı ... şirketinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden eşin maddi tazminat isteminin kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf bozma kararında; davalılar arasında alt işveren üst işveren kavramlarının irdelenmesi gerektiği bu yönüyle eksik araştırma neticesinde hüküm kurulması nedeniyle Mahkeme kararı bozulmuş yeniden yapılan yargılama neticesinde ise alt işveren üst işveren kavramlarının irdelenmediğini, keza davalı ... ile müvekkili arasında beton satış anlaşması olmakla birlikte işbu anlaşmada müvekkilin sorumluluğunun sadece beton dökümüne ilişkin olduğunu, gerekli tüm güvenlik önlemlerini almakla yükümlü olanın diğer davalı işveren ... olduğunu, müvekkili şirketin diğer davalı işveren ...'ın alt işvereni olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkilinin işçisi diğer davalı ...'in gerekli iş eğitimlerini almış olup bu konuya dair belgesi bulunduğunu, müteveffanın tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
a. Davalı ... şirketi vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin 129.409,55 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, anne ... ve baba Musa için 40.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava ettiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli kararı ile davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden eşin maddi tazminat isteminin kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığı anlaşıldığından davalı ... şirketi vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.

b. Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davalı ...Ş.'nin Malatya ilinin Güzelyurt ilçesinde atık su arıtma tesisi ve kısmi kanalizasyon inşaatı yapılması için ihale yaptığı ve bu işi dosya kapsamında yer alan 19.01.2012 tarihli sözleşme ile müteveffanın işvereni olan davalı gerçek kişi ...’a verdiği, davalı ...'ın da inşaat sırasında kendisine lazım olan betonu sözlü bir anlaşma ile davalı ... şirketinden fatura karşılığı temin ettiği, davalı Acemoğlu Şirketinin beton talep edildiğinde kendisine ait araçlarla inşaata betonu getirdiği ve yine kendi işçisi olan davalı operatör ... vasıtası ile betonu gösterilen yere döktüğü, ... sigortalının kaza tarihi olan 2012 yılında 37 yaşında olup, davalı gerçek kişi ...’a ait bu inşaat iş yerinde iş makinesi operatörü olarak çalıştığı, aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/2477 Esas, 2015/16801 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek onandığı, ceza dava dosyasında kabul edilen maddi vakıaya göre olay tarihinde Güzelyurt beldesinde atık su arıtma tesisi ve kısmi kanalizasyon inşaatında davalı ...'in sevk ve idaresindeki beton pompası aracının (Kamyon) iş bitimi sonrasında denge ayaklarını yerleştirmek isterken inşaat alanında kepçe operatörü olarak çalışan ve beton pompa aracı ile ilgili herhangi bir görevi bulunmayan ... ...'in denge ayaklarının yerleştirildiği yerden geçmek istediği esnada denge ayakları ile kamyonet arasında sıkışarak göğsünden yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, Mahkemece alınıp itibar edilen 07.09.2015 tarihli bilirkişi kusur raporunda müteveffanın %20, davalı işveren ...'ın %40, davalı ... Şirketinin %20, davalı operatör ...'ın %20 oranında kusurlu oldukları, davalı ... Bankasının kusurlu olmadığı yönünde görüş bildirildiği, aynı olaya ilişkin Malatya 2. İş Mahkemesinin 2015/326 Esas sayılı rücuan tazminat dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporunun da aynı yönde olduğu, Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce alınan 31.03.2016 tarihli kök hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 129.409,55 TL olarak tespit edildiği, davacılar vekilinin 26.05.2016 tarihli celsede rapora bir diyecekleri olmadığını beyan ettiği, davacı eşin maddi tazminat isteminin bu tutara arttırıldığı, Mahkemece alınan 11.07.2017 tarihli ek hesap raporunda davacının maddi zararının 137.813,62 TL olarak tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarihli ilk kararında manevi tazminatlarla birlikte davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ... dışındaki tüm taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince alınan 10.05.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 117.092,13 TL olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince verilen 20.12.2021 tarihli ikinci kararda manevi tazminatlarla birlikte davacı eş lehine 117.092,13 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği, bu ikinci karara karşı da davacılar vekili ile davalı ... Şirketi vekilince istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda açıklanan gerekçe ile davacı eş için 137.813,62 TL maddi zarar hesaplayan 11.07.2017 tarihli ek hesap raporunun gerekçeli, ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun bulunduğu, davacılar vekilinin ıslah dilekçesindeki talebi doğrultusunda davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi kusur raporunda belirlenen oranların olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince alt işveren olmayıp aslında üçüncü kişi konumunda bulunan davalı ... Şirketinin alt işveren olarak nitelendirilmesi isabetsiz olduğu gibi, karar gerekçesinde; davacılar vekili tarafından açıkça kabul edilen ve davacı eşin maddi zararını 129.409,55 TL olarak belirleyen 31.03.2016 tarihli birinci kök hesap raporuna göre miktar olarak davalıların daha lehine olacak şekilde davacı eşin maddi zararını 117.092,13 TL olarak belirleyen 10.05.2021 tarihli hesap raporuna göre karar verilmesinin "davalılar lehine" oluşan usuli kazanılmış hakların ihlali olduğu sonucuna varılması doğru değildir. Usuli kazanılmış haklara dair aynı gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesince davacı eşin maddi zararını 137.813,62 TL olarak hesaplayan 11.07.2017 tarihli bilirkişi hesap raporunun hükme dayanak kılınması da davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup yerinde görülmemiştir.

Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir..

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davalı ... Şirketi vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının;
a. Gerekçe bölmünün hüküm fıkrasından önceki son 7 paragrafının tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;
"Davalı ... Şirketi, İller Bankasından ihaleyi alan davalı ...'ın alt işvereni olmadığını, sadece beton dökümü işini yaptığını, davaya konu alacaklardan sorumlu tutulamayacağını yönünde itirazlarda bulunmuş olup İlk Derece Mahkemesince alt işveren olarak nitelendirilmiş olması nedeniyle davalı ... Şirketinin istinaf istemi bu yönden yerinde ise de davalı işveren ... ile davalı ... şirketinin beton temini ve dökümü işine ilişkin sözlü olarak anlaştıkları, olayın ... işçisi beton pompası operatörü olarak çalışan ...'in beton dökümü işini yapıp bitirdikten sonra makinenin ayaklarını topladığı esnada, işyerinde kepçe operatörü olarak çalışan müteveffanın beton dökme makinesinin arka kısmında destek ayağına sıkışması sonucu hayatın kaybetmesi şeklinde gerçekleştiği anlaşıldığına göre davalı ...'ın alt işvereni olmayıp üçüncü kişi konumunda bulunan davalı ... Şirketine atfedilen kusur oranı yerinde görülmüştür.

Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle iş yerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir şekilde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranını hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptayan hükme esas alınan iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 07.09.2015 tarihli raporun dosya kapsamına uygun olup, gerekçeli ve hukuka uygun bulunduğu , ayrıca bu raporun SGK tarafından işverene karşı açılan rücuan tazminat dosyasında aldırılan kusur raporu ile de uyumlu olduğu, olayın meydana gelmesinde müteveffanın %20, davalı üçüncü kişi ...'ın %20, davalı üçüncü kişi ... Şirketinin %20, davalı işveren ...'ın %40 oranında kusurlu olduğu, ihale makamı konumundaki davalı ...Ş.'ye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davacılar ve davalı ... Şirketi manevi tazminat yönünden kararı istinaf etmiş ise de davacının talebi gibi karar verildiğinden davacının istinafı yerinde olmadığı gibi, hükmedilen manevi tazminat miktarı makul ve hakkaniyete uygun olduğundan davalı yanın istinaf itirazı da yerinde değildir.

Hükmedilen maddi tazminat miktarı bakımından davacıların istinaf itirazlarının incelenmesinde; Dairemizin kaldırma kararından önce alınan 31.03.2016 tarihli kök hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 129.409,55 TL olarak tespit edildiği, davacılar vekilinin 26.05.2016 tarihli celsede rapora bir diyecekleri olmadığını beyan ettiği, davacı eşin maddi tazminat isteminin bu tutara arttırıldığı, Mahkemece alınan 11.07.2017 tarihli ek hesap raporunda davacının maddi zararının 137.813,62 TL olarak tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarihli ilk kararında manevi tazminatlarla birlikte davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ... dışındaki tüm taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince alınan 10.05.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 117.092,13 TL olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince verilen 20.12.2021 tarihli eldeki istinaf incelemesine konu ikinci kararda davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eş lehine 117.092,13 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği, tarafların 129.409,55 TL zarar hesaplayan 31.03.2016 tarihli hesap raporuna karşı beyan ve itirazları, İlk Derece Mahkemesinin bu raporu hükme esas alan ilk kararına karşı istinaf itirazlarının kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece 129.409,55 TL zarar hesaplayan raporun hükme dayanak kılınması gerekirken yazılı şekilde davacı eş lehine 117.092,13 TL maddi tazminat alacağı hesaplayan bilirkişi hesap raporuna itibar edilmesi hatalıdır. Ne var ki Dairemizin 03.03.2022 tarih, 2022/216 Esas, 2022/368 Karar sayılı kararına karşı yalnızca davacılar ve davalı ... Şirketi tarafından temyiz yoluna başvurulduğundan bu kez davacı eş lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle davacı eşin temyiz yoluna başvurmayan davalılar ... ve ...'dan talep edebileceği maddi zarar tutarının 137.813,62 TL olduğunun tespitine, adı geçen bu iki davalı yönünden davacı eşin fazlaya ilişkin maddi tazminat talep hakkının saklı tutulmasına karar vermek gerekmiştir.

Bu sebeplerle davacılar vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." ibarelerinin yazılması,

b.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1) İstinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ORTADAN KALDIRILMASINA,
2)Davanın davalı ...Ş açısından pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine,
129.409,55 TL maddi tazminatın 21.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davalılar ... ve ... yönünden davacı eş ...'in fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına,
a- 60.000,00 TL manevi tazminatın 21.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b- 40.000,00 TL manevi tazminatın 21.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
c- 40.000,00 TL manevi tazminatın 21.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
d- Alınması gerekli 18.403,37 TL karar ve ilam harcından peşin ve ıslah ile alınan 920,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 17483,12 TL harcın davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
e- Davacı tarafından yatırılan 920,25 TL harcın davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
f- Davacı tarafça yapılan bilirkişi ücreti, müzekkere, posta ve tebligat gideri olmak üzere toplamda 3.412,00 TL yargılama giderinindavalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
g- Davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti. Tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
ğ- Davalı ...Ş kendisini vekil marifetiyle temsil ettirdiğinden dolayı yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine,
h- Hükmedilen maddi tazminat yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 16.243,91 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den alınarak bu davacıya verilmesine,
ı- Hükmedilen manevi tazminat yönünden; davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 17.250,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... Beton Kum Ocağı Beton Harfiyat Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacılara verilmesine,

3) İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde ilgilisine iadesine,

4)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf yargılaması için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5)Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,

6)Kararın taraflara tebliği ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

7)İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan harçların tahsil edilmiş olması halinde tahsil edilen miktarın hüküm altına alınan harçtan mahsup edilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içinde başvuru halinde Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere 03.03.2022 gününde oy birliği ile karar verildi." ibarelerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.