10. Hukuk Dairesi 2023/8367 E. , 2024/4693 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/73 E., 2023/503 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/25 E., 2022/327 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karara karşı davacı ve davalı vekillerinin istinafa başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma talebi kabul edilerek tayin olunan 30.04.2024 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ...'nın geldiği görüldükten, gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra murafaaya son verilerek aynı gün yapılan incelemede; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait silivri şubesindeki işyerinde 30.09.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini, geçirdiği kaza nedeniyle çalışma gücünün büyük bir kısmını kaybettiğini, daimi şekilde malul kaldığını belirterek 100 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 42.302,64 TL'ye artırmış, başvurma harcını da yatırmak suretiyle 110.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde özetle; Maddi Tazminat hesabında 10.01.2022 tarihli hesap raporunu dikkate alarak; 506.904,40 TL hesaplanmış olmakla davacı vekili iş bu ek dava mahiyetindeki dava ile dava dilekçesi içeriğinde fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 458.510 TL, talep sonucu kısmında ise 464.600 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl dava dosyasının cevap dilekçesinde özetle; davacının 24.05.2011 tarihinde asgari ücretle vasıfsız yardımıc bulaşık personeli olarak başladığını, davacının sıcak su şofbeninden su alarak bulaşık yıkadığını fakat bazı durumlarda şofben suyu ısıtmadığında suyu ısıtarak kovalarla taşıdığını, olay günü davacının su ısıtarak su kovalarını yemek taşıma aracına yükleyip riskli şekilde suları taşıdığı sırada ayağını burktuğunu ve yemek taşıma arabasındaki su suların davacının üzerine döküldüğünü, davalı şirket yetkilisinin bu konuda ikazı olmasına rağmen davacının eliyle su kovalarını taşıması gerektiği denilmesine rağmen davacının yemek arabası ile taşımaya devam ettiğini, iş yerinde ayrıca su taşıma arabasının olmadığını, davacının talimatlara aykırı şekilde davrandığını, müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı vekilinin birleşen dava dosyasına süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya ait işyerinde çalışırken 30/09/2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, bu iş kazası sonucunda davacının % 69 oranında sürekli iş görmezliğinin bulunduğunun tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde davacının % 15, davalının % 85 oranında kusuru bulunduğu, tanık beyanları, emsal ücret araştırması sonucu ve davacının SGK güvenlik kontrol memuruna verdiği ifade ile davacının yaptığı iş göz önüne alındığında davacının aylık ücretinin AGİ dahil net 880 TL olduğu kabul edilerek, davacının yaşı, kusur durumu, SGK tarafından ödenen peşin sermaye değerli gelir ve iş görmezlik ödeneği göz önüne alındığında davacının maluliyeti nedeniyle 500.914,27 TL maddi tazminat talep edebileceği gözetilerek 500.914,27 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çevre koşulları davacının sürekli iş görmezlik oranı ve olaydan etkilenme durumu, kusur durumu, paranın satın alma gücü, davalının ödeme gücü ile hak ve nesafet kurallarına göre olay nedeniyle davacının çektiği elem ve üzüntüye karşılık 110.000,00 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2 .İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli maddi hatanın düzetilmesine dair şerh ile gerekçeli kararın hüküm kısmında sehven maddi hata yapılarak hesaplanması gereken maddi tazminat miktarında hata yapıldığı anlaşıldığından bu tip maddi hatalar mahkemece resen düzeltilebileceğinden, HMK 'nun 304. Maddesi gereği iş bu kararın hüküm kısmının birinci bendi ve devamında yazılı olan " Maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 500.914,27 TL maddi tazminatın " olan kısmının " maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 500.812,64 TL maddi tazminatın " olarak düzeltildiği anlaşılmıştır.
3. İlk Derece Mahkemesinin 05.12.2022 tarihli tavzih istemi üzerine kararıyla; davacı taraf vekili gerekçeli kararımızın hüküm kısmında yer alan ifade ile 7 nolu bentte oluşan maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiş ise de, hükümde yer alan maddi hatanın düzeltilmesi talebi hükmün değiştirilmesi ve genişletilmesi kapsamında olduğundan, HMK'nun 305/2 maddesi gereğince talebin yerinde görülmediğinden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf sebepleri olarak; davalı adına usulü bir kazanılmış hak doğmaması için mahkeme kararını tüm yönleri ile itiraz ettiklerini bildirmiştir.
2.Davalı vekili istinaf sebepleri olarak; hükme esas bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dosyada aldırılan 09.12.2016 tarihli rapora davacı tarafça itiraz olmadığı halde daha uzun yaşam tablosu ve artan yüksek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılamasının hatalı olduğunu, davacının hukuken geçerli manevi tazminat talebi olmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, zamanaşımı itirazlarının dinlenmediğini, birleştirme kararının taraflarına tebliğ edilmediğini ve savunma haklarının kısıtlandığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça ilk raporda yapılan hesaplamalara göre talep miktarı artırılarak ıslah dilekçesi sunulmuşsa da, dosyada davalı tarafça SGK ya karşı açılan maluliyet tespitine itiraz davasını sonucunun beklendiği, davacı tarafça ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda ek dava açıldığı ve bu dosya ile birleştirildiği, hükme esas ek bilirkişi raporunda güncel Yargıtay kararları doğrultusunda, TRH 2010 adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" esas alınarak ve asgari ücret artışları dikkate alınarak yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, davacı vekilinin dosyaya sunduğu 27.12.2016 tarihli ıslah dilekçesinde: maddi tazminat alacağını ıslah ederek 42.302,64 TL ve 110.000,00 TL manevi tazminat alacağı olmak üzere toplam 152.302,64 TL tazminat alacağının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği ve ıslah harcı ve başvuru harcını yatırmış olduğu, bu durumda, davacı vekilinin dosyaya sunduğu ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilmeyen manevi tazminatı ıslah dilekçesi ile başvuru harcını ve nispi harcı yatırılmak sureti ile talep ettiğinden, bu halde, davacı tarafın bu talebini ek dava olarak kabul edilerek manevi tazminat talebi yönünden karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat davalarında uygulanması gereken zamanaşımı süresi kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre belirlenecek olup kazanın 30/09/2013 tarihinde gerçekleşmiş olmasına göre 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olduğundan kaza tarihinden itibarende 31.03.2015 dava ve 13.09.2022 birleşen dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi söz konusu olmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, mahkemenin 31.10.2022 tarihli duruşmasında birleşen Bakırköy 36. İş Mahkemesinin 2022/256 Esas sayılı dosyası yönünden ön inceleme duruşması yapıldığı, davacı ve davalı vekilinin beyanlarının alındığı, davalı vekilinin ek davanın zamanaşımına uğradığı yönünden itirazının bulunduğu, tahkikat aşamasına geçildiği, savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılması isteminin karşılanmadığı, istinaf itirazlarının karar gerekçesinde karşılanmadığı, usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiğini, 09.12.2016 tarihli Kök rapor ve verilerine karşı davacının ücret tutarı , yaşam süresi, gelir kaybı yönünden itirazı olmadığı halde PMF tablosundan TRH tablosuna geçilmesinin yerinde olmadığını ilk ücretle son esas alınan ücret arasındaki farkın rapora yansıtılmasının hatalı olduğunu, Rücu davasında hesaba esas alınan rapordaki veriler ile bu dosyada hesaba esas alınan verilerin çeliştiğini, SGK tarafından bağlanan ilk peşin değeri gerçekte 131.369,29 olduğu halde bu davada 126.316,86 TL üzerinden hesaplama yapılarak davacı lehine fazla ödemeye karar verildiği, tedavi masrafı gerçekte 17.836,73 olduğu halde 17.035,98 üzerinden hesaplama yapılarak eksik mahsupla davaca lehine fazla ödemeye karar verildiğini, birleşen davada savunma hakkının ihlal edildiğini, birleşen davanın hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, Birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, manevi tazminatın ıslah ile istenilemeyeceğini, manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 ve 114 üncü madde delaletiyle uygulama imkanı bulan 49, 50, 51, 52, 54 ve 55 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 12, 18,19 ve 95 inci maddesi, 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 4857 sayılı İş Kanunu 2 ve 77 nci maddeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149 uncu (HMK’nun 28 inci) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 297 nci maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde ise:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
4.Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.
5.Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/21-23 E., 268 K., 2012/6–97 E., 203 K., 2012/10–149 E., 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
6.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304 üncü maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiş, “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305 inci maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır.
7. Somut olayda, mahkemece 31.10.2022 tarihli duruşmada açıklanan kısa kararda maddi tazminat yönünden asıl ve birleşen davalar kapsamında bir bütün olarak 500.914,27 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, 08.11.2022 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasında da aynı miktarda maddi tazminatın hüküm altına alındığı belirtilmişken, 10.11.2022 tarihinde düzenlenen maddi hata şerhiyle birleşen davada dava değeri olarak gösterilen miktar gözetilerek maddi tazminat olarak miktarın azaltılarak 500.812,64 TL olarak talep edildiği, davacı vekilinin bu şerh üzerine mahkemeye sunduğu 01.12.2022 tarihli dilekçesiyle harca esas değer dikkate alınarak reddedilen bir miktar olmadığı gözetilerek davalı lehine yargılama giderinin düzeltilmesine yönelik tavzih talebinin ise mahkemenin 05.12.2022 tarihli kararıyla reddedildiği dikkate alındığında, mahkemenin karar vererek dosyadan elini çektikten sonra (HMK’nun 305/A maddesindeki hükmün tamamlanması hali saklı kalmak üzere) tashih şerhi veya tavzih kararıyla gerekçe dahil hükmü genişletip, değiştiremeyeceği hususu dikkate alınmadan, yukarıda işaret olunan şekilde çelişkiler içeren ve hükmün icrasında tereddütler oluşturacak mahiyette karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
8. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi kanunun emredici hükümlerine aykırı olup bozma nedenidir.
9. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkate alınarak davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekili tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalının temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
4. Dairemizde icra edilen duruşmada davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!