WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/8266 E.  ,  2023/8586 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 2010 yılı Şubat ayında...Hali No:98 Görükle/... adresinde sebze ve meyve komisyoncusu olan davalının işyerinde indir bindir işçisi olarak çalışmaya başladığını, yaklaşık 4 yıl kesintisiz çalıştıktan sonra 2014 yılı Mart ayı sonunda hiçbir gerekçe gösterilmeden tazminatsız olarak işten çıkartıldığını, çalıştığı bu sürede sigortalı bildiriminin yapılmadığını, davalı aleyhine işçilik alacakları talepli açtığı ... 10.İş Mahkemesinin 2014/869 E. sayılı dosyasında görülen davada davalı tarafından müvekkilinin işyerinde iş oldukça çalıştığının kabul edildiğini çalışmanın sürekli olmadığının ileri sürüldüğünü beyanla iş bu dava ile müvekkilinin belirtilen tarihlerde davalıya ait işyerinde sürekli ve aralıksız çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şahıs vekili; müvekkilinin ... Halinde 98 nolu işyerinde 2012 yılı Ocak ayında faaliyete başladığını, müvekkilinin yanında devamlı olarak sadece .... isimli muhasebecinin çalıştığını, davacının iş olduğunda günlük yevmiye ile mal indirmesi ve yüklenmesi işi yaptığını, bu şekilde zaman zaman davacıya müvekkili tarafından günlük hamaliye işi verildiğini aralarında bir iş akdi olmadığını davacının taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Feri Müdahil SGK vekili: Yargıtay kararlarına göre hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle iddia olunan fiili çalışmanın yöntemince ispatı gerektiğini, dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğinden bahisle yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamayacaklarını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2018 tarih, E.2016/141, K.2018/622 sayılı kararıyla; "Kurum kayıtlarının tetkikinde, tespiti istenen 2010/Şubat-2014/Mart ayı sonuna kadar olan dönemde 01.07.2010-11.10.2010 tarihleri arasındaki dönem dışında davacı adına davalı işyerinden veya başkaca bir işyerinden sigortalı bildirim bulunmadığı, davalı işyerinin 12.10.2010 tarihinden itibaren Encümen kararı ile davalı adına tahsis edildiği, 2012 yılından itibaren de Kanun kapsamında olduğu anlaşılmakla, iddia olunan hizmetlerin tespitine ilişkin başkaca yazılı delil/kayıt bulunmadığından, tanık beyanlarına başvurulmuş, tespiti istenen dönemde...Halinde 15 nolu dükkanda 2011 yılından itibaren halen çalışan bordro tanığı ..., yine 2010 yılından beri Halde 99 nolu dükkanda bir yıl çalışıp, ara vermeden 64 nolu dükkanda çalışmaya devam eden ..., davalıya ait 98 nolu dükkanda 2009 yılında hamal olarak işe başlayan sigortalı yapılmadığı için bir yıl çalışıp ayrılan Durmuş Akınca (2010 yılı Mart aylarındaki yoğunluk sebebiyle bir kişiye daha ihtiyaç duyulduğunu davacının bu şekilde işe başladığını beyan etmiştir) Yeni Kent Halinde çay ocağında 2009 -2015 arasında çaycı olarak çalışan (yaşı küçük olduğu için sigortasının yapılmadığını, 2015 yılında sigortalı olarak işe başladığını) ..., Yeni Kent Halinde No:99 sayılı mülkiyeti kendisine ait vergi kaydı Amcasına ait işyerinde 2002 den beri halende çalışan komşu işyeri çalışanı-sahibi ..., Yeni Kent Halinde No:96 sayılı dükkan sahibi kamu tanığı ...'nın beyanları davacının tespiti istenen dönemde 1166824,16 sicil sayılı dava dışı Bülent Atalay unvanlı işyerinden bildirim yapılan 01.07.2010-11.10.2010 tarihleri arasındaki dönem dışındaki dönemlerde davalıya ait işyerinde sürekli ve kesintisiz çalıştığını ispatlar güçte bulunmuştur.

Bu itibarla davacının 12.10.2010-31.03.2014 tarihleri arasında 1201628,16 sicil sayılı dosyada işlem gören davalı ...'a ait işyerinde sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespiti gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, müvekkilinin 05.01.2012 tarihinde işe başladığını, bu tarihin tanık... ifadesiyle teyit edildiğini, en son dinlenen tanık ...'nın ifadesi ile bunu desteklediğini, ... Büyükşehir belediyesinin 12.10.2010 tarih ve 2010/2019 sayılı Encümen kararı ile müvekkiline halde yer tahsisi yapması bu tarihlerde işe başladığının delili olamayacağını, vergi ve SGK mükellefiyetinin doğduğu tarihin resmi olarak belli olduğunu, bir kısım davacı tanığının kesin tarih belirtmeyip tahmini belirttiği tarih aralıklarıyla sonuca gidilemeyeceğini, 05.01.2012 den evveli ile ilgili yorumların somut ve kesin delile dayanmadığını, davacının SGK kaydını gerektiren sürekli, devamlı ve işçi statüsünde bir çalışması olmadığını, dinlenen davacı tanıklarının sigortalılık başlangıçları ve süreleri ile davacını iddia ettiği çalışma süresi bir biriyle çeliştiğini, hak düşürücü süre yönünden de hatalı değerlendirme yapıldığını," sürekli ve kesintisiz "çalışma olgusu, ... kent halinde rastlanmayan bir hadise olduğunu ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

Fer'i Müdahil kurum vekili, öncelikle dava süresi içerisinde açılmadığından, açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiğini, söz konusu hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağını beyanla ilk derece mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2019 tarih ve E.2019/1218, K.2019/2285 sayılı kararı ile "Somut olayda, davacının 01.07.2010 - 11.10.2010 tarihleri arasında 1166824.16 sicil sayılı dosyada işlem gören Yenikent hali No:64 ... adresinde sebze meyve komisyoncusu olarak faaliyet gösteren dava dışı ... ünvanlı işyerinden sigortalı çalışmalarının SGK 'ya bildirildiği, tespiti istenilen dönemde bunun dışında davacı adına Kuruma bildirilen çalışma olmadığı, davalı işverene ait 1201628.16 sicil sayılı dosyada işlem gören Yenikent hali No:98 ... adresinde yaş sebze meyve komisyonculuğu faaliyetinde bulunan işyerinin 05.01.2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı, halen kapsamda olduğu, davalı işyerinin 12.10.2010 tarihli encümen kararı ile davalı adına tescil edildiği görülmektedir. Davacı talep edilen dönem içerisinde 01.07.2010 - 11.10.2010 tarihleri arasında başka bir işyerinde çalışmıştır. Davanın 29.02.2016 tarihinde açıldığı gözetildiğinde 2010 yılı Şubat ayından 01.07.2010 tarihine kadar olan dönem ile ilgili talep hak düşürücü süreye uğramıştır. Bu durum Mahkemeninde kabulündendir. İşe giriş bildirgesi verilmeyen durumlarda hizmet tespitini talep edilen dönemin en son 2014 yılı Mart ayı sonu tarihi olduğu ve"hak düşürücü süre hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde talep edilmesi gerektiği" esas alındığında davanın hak düşürücü süreye uğramadığı anlaşılmakla fer'i müdahil vekilinin buna ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.

Davacının talep ettiği dönemi kapsar davalı işyerine ait bordrolara göre bordro tanığı sıfatıyla dinlenilen Emine Şakar'ın 2012 yılı ocak ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığı ve çalışmasının devam ettiği, davacının davalı işyerinde çalışmadığını beyan ettiği görülmektedir. Bordro tanığının davalı işyerinde halen hizmet akdi ile çalıştığı ve işverene bağımlı olduğu gözetildiğinde salt bu tanığın beyanlarına itibar edilmesini mümkün kılmamakta olup diğer delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dinlenen davacı tanıkları hizmetin geçtiği yerde çalışan şahıslardır. Davacının yevmiye usulü ile değil sürekli bir biçimde hamal olarak çalıştığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece komşu işyeri sahipleri de dinlenilmiş, gerekli kolluk araştırması yaptırılmıştır. Dinlenen davacı tanıkları ve komşu işyeri sahipleri davacının davalı işyerinde hamal olarak sürekli bir biçimde dava konusu dönemle ilgili olarak fiili çalışmasına şahit olduklarını beyan etmiştir. Davacının davalı işyerinde hak düşürücü süre dışlandıktan sonra 12.10.2010-31.03.2014 döneminde sigortasız olarak çalıştığı ispatlanmakla davalı ve SGK vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 30.09.2020 tarih ve E.2019/6847, K.2020/5217 sayılı kararında; "1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2) Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı 2010 yılı Şubat ayı ile 2014 yılı Mart ayı sonu arasında davalıya ait işyerinde sürekli ve kesintisiz şekilde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup mahkemece 12.10.2010-31.03.2014 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de; öncelikle davacı ile davalı arasında hizmet akdi kurulup kurulmadığı, hizmet akdi kurulduğunun tespiti halinde işyerinin fazla iş yapmadığı, kamu tanığı olarak dinlenen Serkan'ın davacıyı haftanın bazı günleri görmemiş olabileceği ve yine Gökmen'in davacının yaklaşık 1 yıl çalıştığı ve işyerinin çok fazla mal alım satımı yapılan bir yer olmadığı yönündeki beyanları göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece işyerinin büyüklüğü, kapasitesi, her gün mal gelip gelmediği, davacının başka yerlerde de çalışıp çalışmadığı, komşu işyerlerinde varsa bordrolu tanıkların dinlenmesi suretiyle davacının, davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi olup olmadığı belirlenmeli, çalışmanın kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni" olduğu gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bozma ilamı "çalışmanın kısmi olup olmadığıın belirlenmesi" ve sonucuna göre hüküm kurulması hususuna değindiği anlaşılmakla bu yönde tanıklar dinlenmiş, özellikle kamu tanıkları ... ve ...'nin beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacının davalıya ait işyerinde sürekli çalışan olduğu, işverenlerin, orta hamal tutmanın daha pahalı olması nedeni ile sürekli işçi çalıştırma yoluna gittikleri, davacının da bu surette çalıştırılan sürekli işçi olduğu anlaşılmış , usuli müktesap haklar gözetilerek davanın kısmen kabul - kısmen reddi ile; davacının, davalıya ait 1201628.016 sicilde kayıtlı işyerinde 12.10.2010 - 31.03.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı ve tüm sigorta kollarına tabi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, vazgeçme nedeniyle kısmen kabul kararı verilmesinin aleyhe yargılama gideri yükletilmesine neden olmayacağını, davanın kabulü gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, tanık beyanlarının alınmadığını, oda üyelik başlangıç tarihi ve dosyadaki diğer belgeler ile tanık beyanları gözönünde bulundurulduğunda davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Fer'i müdahil kurum vekili, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz sebeplerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf ve fer'i müdahil kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililere yükletilmesine,

21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.