10. Hukuk Dairesi 2023/7944 E. , 2023/10607 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/530 E., 2022/530 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; uzun bir süredir nizasız ve tartışmasız davacının sigortalılığını kabul eden, ödediğini primleri mal varlığında değerlendiren, tutum ve davranışlarıyla sosyal ve güvenlik beklentisi yaratan, anayasal inceleme, uyarma ve araştırma görevini yapmayan davalı Kurumun davacının Kurumdaki günlerinin eksik olduğu iddiasıyla davacının almakta olduğu maaşları sağlık güvencesini kesmesi ve geriye yönelik ödenen maaşları talep etmesinin objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, anılan nedenlerle 17.12.1982 ile 23.03.2011 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinin ve Şoförler Odası kaydının geçerliliğinin tespitine, müvekkilinin emekliliğinin tespiti ile emeklilikten kaynaklı tüm haklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.06.2014 tarihli ve 2011/614 Esas, 2014/209 Karar sayılı kararıyla; davacının davasının kabulüne, davacının 17.12.1982 - 23.03.2011 tarihleri arasındaki çalışma sürelerinin ve Şoförler Odası kaydının geçerliliğine, davacının emeklililiğinin tespitine, emeklilikten kaynaklı tüm haklarının hakediş tarihinden itibaren talebinin atiye bırakılması sebebi ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 26.05.2015 tarih, 2014/21451 Esas, 2015/10089 Karar sayılı bozma kararında; davaya konu somut olayda; davacının, 16.12.1982 - 13.06.1984, 12.10.2005-31.01.2010 ve 01.02.2010 - 28.02.2011 tarihleri arasında vergi ve 07.09.1968 - 23.03.2011 tarihleri arasında Bitlis Şoförler ve Otomobilciler Odasında nakliyeci-şoför olarak kaydının bulunduğu, 06.06.1984 tarihinde vergi kaydına istinaden 16.12.1982 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında resen sigortalı olarak tescil edildiği, 13.06.1984 tarihli başvurusu üzerine Bağ-Kur kaydının silindiği, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17 nci maddesi kapsamında 16.04.2011 tarihinde tüm prim borcunu ödediği, Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde oda kaydına itibar edilmeyerek sigortalılığının ve ihya borçlanmasının iptal edildiği, davacının, 15.06.2011 tarihinde iade edilen primleri Kurumun talebi olmaksızın 25.07.2011 tarihinde banka kanalı ile yeniden ödediği ve tahsis talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, Mahkemece, uyuşmazlık konusu dönemde, hangi plakalı araçlara sahip olunduğu, sürücü belgesinin olup olmadığı, nakliyecilik faaliyetinin (mesleki faaliyetin) terk edilip edilmediği, vergi ve işyeri kayıtları da getirtilmek suretiyle, davacının kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasına son verip vermediği, böylece Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde düzenlenen sigortalı olma koşullarının devam edip etmediği üzerinde durularak, taraflardan bu yoldaki kanıtları sorulmalı ve 1479 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, anılan yasal düzenlemenin davaya konu uyuşmazlık yönünden uygulanabilirliği ile anılan düzenleme kapsamında Kurumca uyuşmazlığın sürdürülüp sürdürülmediği hususları araştırılıp varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, kamu düzeniyle ilgili olup, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle, başlangıç tarihi belirtilmeksizin ve davacı talebinin yaşlılık aylığı olarak nitelendirilmesi gereği gözetilmeksizin “Davacının emekliliğinin tespitine” şeklinde verilen kabul kararı, infaza elverişli değildir.
Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 24.03.2016 tarihli ve 2015/340 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararıyla;
Davacının davasının reddine karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarih, 2016/17722 Esas, 2017/6345Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece Dairece verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, ilk bozma kararı çerçevesinde ve uyuşmazlık konusu dönemden 01.10.2008 sonrası bakımından, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi gereği vergiden muaf olup olmadığı araştırılmalı, vergiden muaf olduğu anlaşılırsa sicil kaydının varlığı ve bağımsız çalışmasının varlığı araştırılarak sonucuna göre zorunlu sigortalılık durumu değerlendirilmeli ve “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemenin bozma kararına uyarak verdiği 17.12.2020 tarihli ve 2017/534 Esas, 2020/431 Karar sayılı kararıyla;
Davacının ilk talebi olan emeklilik talebinin reddine, davacının 01.03.2013 tarihi itibari ile tüm mali ve sosyal hakları ile birlikte emekliliği hak ettiğinin kabulü ile davacının 01.03.2013 tarihi itibari ile tüm mali ve sosyal hakları ile birlikte emekliliği hak ettiğinin tespiti ile davacı ...'in 01.03.2013 tarihi itibari ile emeklilik talebinin kabulüne karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.06.2022 tarih, 2021/3629 Esas, 2022/9068 Karar sayılı bozma kararında; eldeki davada, Mahkemece davacının talebinin terditli olduğu dikkate alınarak, sigortalılık süresine ilişkin talebinin kabul edilip edilmediği veya hangi kısmının kabul edilip, hangi kısmının reddedildiği hususunun net bir şekilde karar yerinde tespiti ve devamında davacının tahsis talebi hakkında infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi ile hükmün kısmen kabul mü yoksa tam kabul niteliğinde mi olduğu hususu tereddüde yer bırakılmayacak şekilde belirtilmesi gerekirken, hüküm fıkrasının birbiri ile uyumlu olmadığı ve bu şekilde verilen kararın da Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olmaksızın infazı mümkün olmayacak şekilde ve hükmün niteliği belirlenmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında 26.06.2020 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin denetime elverişli olduğu, davacının her ne kadar 12.10.2005 - 28.02.2011 tarihleri arasında hizmet kaydı yapılmış ise de, söz konusu dönemde davacının yapılandırma borcunu ödediği ancak ödenen miktarın davalı Kurum tarafından davacıya iade edildiği ve bu döneme ilişkin prim borçlarının ödenmediği dikkate alınarak davacının 16.10.1982 - 13.06.1984 ve 22.03.1985 - 15.08.2005 tarihleri arasındaki hizmet süresinin tespiti yapılmış, davacının ilgili hizmet süresi dikkate alındığında 25 yıl hizmet süresini tamamlamadığı anlaşılmakla, 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi uyarınca 19.02.2013 tarihi itibariyle kısmi yaşlılık aylığına hak kazanacağı dikkate alınarak karar vermek gerektiği; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dava tarihi itibariyle davacının emekliliğe hak kazanmadığı ve yapılan Kurum işleminin doğru olduğu, eş deyişle davanın açılmasına davalı Kurumun sebebiyet vermediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılması gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının 16.12.1982 - 13.06.1984 ve 22.03.1985 - 15.08.2005 tarihleri arasında sigortalı olduğunun tespitine, süre yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, davacıya 01.03.2013 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, bu tarihten önceki döneme ilişkin talebin reddine, davacı tarafça her bir ay ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi yönündeki talebin geri alındığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına
karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava dilekçesinin aylık talebi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının oda kaydının geçerliliği ile 17.12.1982 ile 23.03.2011 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın geçerliliğine karar verilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi ile 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!