WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/7922 E.  ,  2024/7076 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında Mahkemece görülen hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalı Kurum ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum, ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili Mahkememize verdiği 09.07.2012 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıların ikamet ettiği ... ve ... Apartmanlarında 01.06.2008 tarihinden itibaren kapıcı olarak çalışmaya başladığı ve merkezi kalorifer sistemi mevcut olan binanın doğalgaza geçmesi sonrasında müvekkilinin iş akdinin 01.01.2013 tarihinde haksız ve bildirimsiz olarak fesh edildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, müvekkilinin çalıştığı süre 04.30, 05.00 'de kalorifer yakma sebebi ile işe başladığını ve gece saat 21.00 'e kadar çalıştığını, hafta tatili, günleri ile bayram ve genel tatil günlerinde çalışan müvekkiline bu çalışmaların karşılığı olan ücretin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, müvekkiline yasal asgari ücretin altında ayda 450,00 TL ücret ödendiğini, müvekkilinin çalışmalarının SGK'ya bildirilmediğini ve primlerinin yatırılmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere 01.06.2008-01.01.2013 tarihleri arasında geçen çalışmalara ilişkin hizmetin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekilleri Mahkememize verdikleri ve duruşmada tekrar ettikleri cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. MAHKEME KARARI
Şanlıurfa 3. İş Mahkemesinin 27.01.2016 tarih 2013/101-2016/39 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalılara ait işyerinde 01.06.2008-13.05.2009, 07.02.2010-23.03.2010, 13.11.2010-22.02.2011, 01.06.2011-09.08.2011 ve 11.10.2011-11.01.2012 tarihleri arasında sigortasız geçen çalışmalarının asgari ücret üzerinden sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemiz kararında; Somut olayda; davacının çalıştığını iddia ettiği ve kat mülkiyetine tabi apartmanda, apartman yönetiminin olmadığı ve yöneticinin bulunmadığı, kat maliklerinin zorunlu dava arkadaşı olduğu, davacının talebine konu 01.06.2008- 01.01.2013 tarihleri arasında kat maliki olanların tamamının davaya dahil edilmesi gerektiği, .... ve ......'ün davaya dahil edilmediği, yine anılan dönemde tapuda kat maliki olmadıkları halde davalı sıfatı ile aleyhine hüküm kurulanların bulunduğu, davalı ...'in 07.01.2016 tarihinde öldüğü ve tapuda ...'in malik olması ve davanın ...'e açılmasının yeterli olduğu gerekçesi ile ...'in uyaptan silinmesine karar verilmiş ise de gerekçeli karar başlığında yer alması nedeniyle aleyhine hüküm kurulduğu, bu durumda, taraf teşkili tam olarak sağlanmadan ve yanlış kişilere davanın yöneltilmesi ile karar verildiği anlaşılmış olmakla, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve tapuda talebe konu dönemde kat maliki olmayanlar yönünden husumet durumunun gözetilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğu gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1-Davacının davalılara ait işyerinde 01.06.2008 - 13.05.2009, 07.02.2010 - 23.03.2010, 13.11.2010 - 22.02.2011, 01.06.2011 - 09.08.2011 ve 11.10.2011 - 11.01.2012 tarihleri arasında sigortasız geçen çalışmalarının asgari ücret üzerinden sigortalı sayılması gerektiğinin tespitine,

2-Davanın ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum, davalılar ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalılardan ..., kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalılardan ... vekili kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Kanunu'nun 26 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

2.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.

Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.

Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).

3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

2. İnceleme konusu dava dosyasında, uyulan bozma ilamı gereğince dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ancak tapuda malik olarak yazılı olmayan kişilerin durumları araştırılmalı, veraset ilamı yada nüfus kayıtları getirtilerek mirasçılar belirlenmeli, tüm malikler ve tüm mirasçılar davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı, davalının göstereceği deliller toplanmalı, devamla yapılacak araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

4. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.