10. Hukuk Dairesi 2023/7773 E. , 2023/8665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/142 E., 2023/445 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.1983 tarihinde... Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına kaydolarak kendi nam ve hesabına 04.01.1991 taihine kadar çalışmasının devam ettiğini, 26.02.1993 tarihinden itibaren ise Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, müvekkilinin 22.04.1983-04.01.1991 dönemine ait tahakkuk eden borçlarını ödeme talebinde bulunduğunu, davalı Kurum tarafından “odaya kayıtlı olduğu tarih ile vergi dairesine kayıt yaptırdığı tarih arasında kendi nam ve hesabına herhangi bir ticari faaliyeti olmadığına” dair 21.03.2001 tarihli dilekçesi bulunduğu gerekçesiyle talebin reddedildiğini, davacı tarafından böyle bir dilekçe verilmediğini, müvekkilin zorunlu sigortalılık döneminin tescilini sağlamak maksadı ile ... 5. İş Mahkemesinin 2009/1032 Esas ve 2012/295 Karar sayılı dosya ile dava açıldığını, davacının 22.04.1983-04.01.1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verildiğini, bu kararın bozularak ... 20. İş Mahkemesinin 2013/597 Esasına kaydedildiğini ve davanın devam ettiğini ancak mahkemenin 10.02.2015 tarihli kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini belirterek; müvekkilin 22.04.1983-04.01.1991 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile bu sürenin kurum tarafından tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/276 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararı ile davacının 27.02.2001 tarihli... Şoförler ve Otomobilciler Odasının ve 28.08.2015 tarihli... SGM yazı cevaplarına göre belirtilen süreler içerisinde kuruma yazılı olarak başvurmadığı ve prim borcunu ödemediği gibi 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 1 inci maddesi ve 1479 sayılı Kanun'a 4956 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi ile eklenen geçici 18 inci maddesine göre, yasayla belirlenen süreler içerisinde önceki vergi mükellefiyet sürelerini borçlanma talebinde de bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 28.03.2019 tarih ve 2016/13368 Esas, 2019/2940 Karar sayılı kararında; eldeki davada 12.01.2015 tarihli dava açılış tarihi dikkate alındığında ve münhasıran davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkin uyuşmazlığın, 11.09.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen 2 nci fıkradaki, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine 3 üncü fıkra olarak eklenen düzenleme gereği, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, eldeki davada, davacı tarafından 5521 sayılı Kanun'un 7/3 maddesine uygun bir şekilde, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, mahkemece, davacı tarafa 6100 sayılı HMK.'nun 115/2 nci maddesi uyarınca, 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme doğrultusunda, davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun ret iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin, ihtaratlı önel verilmeli; bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi; Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 2020/136 Karar sayılı kararı ile davacının Bağ-Kur sigortalısı sayılabilmesi için 08.08.2001 - 02.08.2003 tarihleri arasındaki sürede Bağ-Kur'a giriş bildirgesi vermesi gerektiği veya prim ödemesi yapması gerektiği ya da yazılı talepte bulunması gerektiği, kısaca bu üç başvuru usullerinden birini yerine getirmesi gerektiği, davacının bu şartlardan herhangi birini dahi yerine getirmediği, bunun yanında 4956 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi ile eklenen geçici 18 inci maddede belirtilen 6 aylık sürede de (02.08.2003 - 02.04.2004 dönemi) Kuruma başvuruda bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece 13.01.2022 tarih ve 2020/9952 Esas 2022/385 Karar sayılı kararında; "Davaya konu olayda, davacı, 1479 sayılı Kanun kapsamında, 27.05.1998 tarihinde intikal eden giriş bildirgesine istinaden 26.02.1993 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edildiği ve davacı tarafından 31.08.2000 tarihinde prim ödemesi yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacının, Kuruma tescil edildiği tarihe göre, gerek 619 sayılı KHK’nin geçici 1 inci maddesi hükmünün, gerekse benzer bir düzenlemeyi öngören 4956 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun'un geçici 18 inci madde hükmünün somut olayda uygulanma olanakları bulunmamaktadır. Bu durumda, anılan tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümünde yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kaydının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılacakları bildirilmiş olup, sigortalılık niteliğinin varlığı sorunu da anılan düzenlemeler doğrultusunda çözümlenmelidir. Belirtmek gerekirse anılan düzenlemelerin açıkça değindiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgusunun varlığı zorunlu ve asli unsur olup, vergi dairesine, meslek kuruluşuna ve Esnaf Sanatkar Sicil Memurluğuna kayıtlı olmak; anılan çalışmayı doğrulayan bir şekil şartından ibaret olduğu cihetle aksinin kanıtlanması olanaklıdır. Diğer bir anlatımla, bu gibilerin mesleki faaliyetlerine son verdiklerinin kanıtlanması halinde, artık somut bir çalışmaya dayanmayan, soyut ve sadece evrak üzerindeki oda/vergi/Esnaf Sicil Memurluğu kaydına itibar edilerek kişiyi sigortalı saymak, Kanunun amacına aykırı olacağı açıktır.
Hâl böyle olunca, Mahkemece, davacının belirttiği dönemi yönünden, 1479 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği, vergi, oda ve sicil kayıtları gözetilerek kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığı yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, varılacak sonuç uyarınca, açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında, zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem, kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde tespit edilmeli, varılacak sonuca göre karar verilmelidir." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulüne, davacının taleple bağlı kalınarak 22.04.1983 - 04.01.1991 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile kurum kayıtlarının buna göre tesciline" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararına uyan mahkemenin bozma kararı gereğince işlem yapması gerektiğini, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmasının zorunlu olduğunu, bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmadığını, davacının kayıtlarının da usulüne uygun olması gerektiğini, yasal düzenlemeler çerçevesinde ve gerek 1479 sayılı Kanun'da ve gerekse 5510 sayılı Kanun'da Bağ-Kur sigortalıları için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddelerindeki eş değerde bir hizmet tespiti davası bulunmaması sebebi ile davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 22.04.1983-04.01.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri ve 1479 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!