10. Hukuk Dairesi 2023/7634 E. , 2023/8002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/294 E., 2019/69 K.
KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında ilk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma yersiz ödenen tutarın iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen husumetten reddine, kısmen 5510 Sayılı Kanunun ek 17 nci maddesi hükümlerine göre konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamında sigortalıları çalıştıran özel sektör işvereni olduğunu, aynı yasanın aynı hükmüne göre SGK’ya malullük, yaşlılık, ölüm ve diğer primlerin işveren hissesine tekabül eden kısmını ödediğini, ... Büyükşehir Belediyesi tarafından belediyeye yetki ve sorumluluk alanı içinde yer alan orta refüjler, kaldırımlar ve yeşil alanların budama, çim biçme, çim ekimi, ağaç etraflarının temizlenmesi, bitki diplerine çanak açılması, yabancı ot temizliği, mevsimine göre topraklarının havalandırılıp yeniden tanzimi, mevsimlik çiçek dikimi, ağaç ve çalış dikimi, gübreleme, mevsime bağlı olarak bitkilerin ve çimlerin sulanması, bütün bilimsel bakımların yapılması hizmet alımı konusunda yapılan ihaleyle hizmet alımı işi işini üstlendiğini, 01.01.2011 tarihinde başlayan işin 31.12.2011 tarihinde tamamlandığını, ihalenin başladığı tarihte yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunun 81/1 bendi gereği SGK’ya ödenmesi gereken işveren hissesinin yüzde beşlik kısmının hazine tarafından karşılandığının düzenlendiğini, müvekkili şirketin bu düzenlemeden yararlanmanın koşullarını taşıdığını, ancak 25.02.2011 tarihinde yayımlanan 6111 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde yapılan değişiklikle sözü edilen teşvik uygulanmasına son verildiğini, aynı kanunun geçici 8 inci maddesiyle yapılan düzenleme ile 4734 Sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz hükmünü getirdiğini, bu nedenle müvekkili şirket hakkında teşvik uygulamasının devam ettiğini beyan ederek; müvekkilinden haksız tahsil edilen 32.042,65 TL asıl alacak ile 15.231,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.898,29 TL alacağının 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizli ile birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Hâzinesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ihaleyle üstlendiği işin müvekkili kurumla ilgisinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu işverenin hissesinin 5 puanlık kısmına tekabül eden ve hâzinece karşılanacağı belirtilen tutarın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca “işveren prim indirimi” başlıklı bütçe tertibinden karşılandığını, Maliye Bakanlığınca yapılan bir ödemenin bulunmadığını, davanın Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili bakanlığına mevzuat çerçevesinde verilen görevin, teşvikin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ... ve Hazine Müsteşarlığıyla müştereken/tespitiyle sınırlı olduğunu, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, 6111 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler gereği müvekkilinin işverenin hissesine düşen beş puanlık primi ödeme yükümlülüğüne son verildiğini, sözü edilen kanunun geçici 8 inci maddesinde yapılan değişikliklerin 6111 sayılı Kanunun 176, 177, 178 ve 179 uncu maddelerine ilişkin olduğunu, komisyon raporunda değişikliğin kömür temini ve bankaların yapım ihalelerine ilişkin olduğundan davacının bu düzenlemeden yararlanamayacağını beyanla davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2017 tarihli ve 2016/1048 Esas, 2017/148 Karar sayılı kararı ile; "....Somut olayın dosyadaki delillerle birlikte değerlendirilmesinde; Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/17474 E sayılı kararında; "... İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106. maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde ve 506 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanunun 79 uncu maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Aynı zamanda yasanın ifadesinde geçen “işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır.” Hükmü ile davanın Hazine’ye karşı açılması gerekeceği veyahut husumetin hazineye düşeceği sonucu çıkartılamaz. Zira 5510 sayılı Kanun kapsamındaki teşvik ile işverenin hissesine düşen tutarın beş puanlık kısmının Hazine’den karşılanmasına dair talep hakkı, davacı veya başka herhangi bir kimseye değil sadece davalı kuruma tanınmış olup, şartlar oluştuğunda Kurum istemi ile, kurumca faydalandırılan teşvik tutarları Hazinece karşılanır. Salt işverenlerin bu konuda Hazine’den doğrudan talep hakkı bulunmadığı gibi Hazinenin de işverenler bakımından yasal şartların varlığını araştırma ve değerlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Çünkü teşvikten faydalandırılması gerektiğine dair yasal şartların oluşup oluşmadığına dair inceleme, değerlendirme, kabul etme ve reddetme yetkisi davalılardan Kuruma tanınmış olup, tüm aşamalarda davalı kurumun davacı hakkında yaptığı baskın işlemleri nedeniyle ve özellikle, yersiz tahsil edildiği iddia edilen primlerin iade yükümlülüğünün primi tahsil eden Kurumda olduğu gözetilerek, işin esasına girilerek, davacının, yukarıda belirtilen yasal düzenleme kapsamında beş puanlık Hazine yardımından yararlanma şartlarını taşıyıp taşımadığı irdelenerek ve görevli mahkemenin de iş mahkemeleri olduğu gözetilerek, .... " belirtildiği üzere primlerin iade yükümlülüğünün primi tahsil eden kurumda olduğu gözetilmiş ve davalı yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2017 tarihli ve 2016/1048 Esas, 2017/148 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekilil istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14/09/2017 tarihli ve 2017/931 Esas, 2017/1204 Karar Sayılı kararıyla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce; "...01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124 üncü maddesinde belirtilen, bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu; ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği; yine, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebileceğine ilişkin düzenlenme karşısında; mahkemece davalı ... Bakanlığının taraf sıfatının bulunmadığına dair kabul isabetli ise de, anılan madde gereğince husumetin hatalı şekilde yöneltildiği belirgin olmakla, doğru hasım olan ...’na husumet yöneltilmesi sağlanarak, bu hatanın giderilmesi..." gereklerine işaret edilerek verilen kararın bozulmasına dair karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Karun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede: "..Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirildiğinden, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan dava hakkında konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine, Davalı SGK yönünden açılan davanın yasa gereği konusuz kalması nedeniyle hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına ilişkin karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: esasen kendisince ek 17 nci madde hükümlerinden de faydalandırılması için davalı Kuruma başvuruda bulunulmasına rağmen kurumca dava ve karar sonrasında da herhangi bir işlem yapılmadığını, bu kapsamda dava konusunun devam ettiğini, ayrıca verilen kararın vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirterek, işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğini beyan ile, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ve fazladan ödenen primlere dayalı olarak davacının alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendi ile, ek 17 nci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.
Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur.
Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'a Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkra hükümleri dışında, ik üç fıkra hükümleri gereğince işlem yapılarak, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde davanın tüm yasal dayanakları dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğu gibi, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendinin 6 ncı cümlesinde, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 38 inci maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde; “(Değişik cümle: 13.02.2011 - 6111 S.K./38. md.)Bu bent hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.” hükümleri getirilmiş ise de, davacının aldığı ihale tarihinin 01.03.2011 tarihi öncesinde olması ve davacının bu tür ihalelere ihale tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde katıldığı ve kanunun değişmeden önceki halinde de, ihaleli işlerin kapsam dışı bulunduğuna ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı hususunun dikkate alınmaması da isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!