WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/7630 E.  ,  2024/6057 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2659 E., 2022/2426 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/116 E., 2020/617 K.

Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ilk kez 506 sayılı Kanun’a tabi olarak 19.06.1986 tarihinde Düzce Özel Mercedes servisi ... Usta isimli işyerinde çalışmaya başladığını, davacının çalışmasının hizmet cetvelinde gözükmediğini, bu konuda 09.03.2018 tarihinde Kuruma başvurduğunu ve sigorta başlangıç tarihinin düzeltilmesini istediğini ancak talebinin reddedildiğini, Kurumun davacının talebini işe girişinin olmaması nedeniyle reddettiğini, ancak işyerinin dönem bordrolarında davacının isminin yer aldığını, Kurum'un haksız işleminin davacının mağduriyetine neden olduğunu beyanla davacının 19.06.1986 tarihinden itibaren en az 1 gün ...-Mercedes Benz isimli işyerinde çalıştığının ve işe başladığı tarihin 19.06.1986 olduğunun tespiti ile kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK cevap dilekçesinde, davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının çalıştığı işyerinin Bolu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden nakil geldiğini, Düzce Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde tescilli dosyasının 01.02.1981 tarihinde kanun kapsamına alınıp 28.02.1981 tarihinde kanun kapsamından çıkartılmış olduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihte işyerinin faal olmadığını, davacının Kurum'a 1401199602901 sigorta sicil numarası ile tescilli olduğunu ve ilk çalışmasının 08.07.1996 tarihine ait olduğunu, ... unvanlı işyerinde 1986-1987 yıllarına ait işe giriş bildirgesine ve başkaca tescil kaydına rastlanmadığını, Kurum kayıtlarının resmi belge sıfatında olduğunu ve çalışma olgusunun geçerli ve kesin delillerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 10.04.1987 tarihinde işveren ...'e ait 16424.14 sicil sayılı işyerinde en az 1 gün çalıştığının, 10.04.1987 tarihinde 1 gün çalışmaya yönelik ödenecek sigorta priminin, prim gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin, 506 sayılı Kanun'un 60/ g maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinin davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 20.04.1987 tarihi olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, Kurum kayıtlarının incelenmesi sonucunda davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin olarak söz konusu iş yerinde fiilen çalıştığına dair müvekkil Kuruma verilmiş işe giriş bildirgesi ve başkaca tescil kaydına rastlanmadığı tespit edildiğini, yargılama esnasında dinlenen tanıklardan bir kısmı davacının söz konusu iş yerinde işe başladığı tarih hakkında bilgi sahibi olmadığını, bir kısmı ise her nasılsa davacının işe başlama tarihi ile çalışma sürelerini net olarak söyleyebilmiş olup; uzun yıllar öncesine dayanan bu bilgiyi tanıkların nasıl hafızasında taşıyabildiği hususu sorgulanası bir durum olduğunu, çalışma olgusu somut ve inandırıcı belgeler ile ispat edilemediğini, yine, Bolu Valiliği İzzet Baysal Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünden gönderilen Kalfalık Belgesinin belge tarihinin 13.02.1989 olduğu görünmekte olup; resmi kurum belgeleri karşısında tanık beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığını, davacının 18 yaşını doldurduğu 20.04.1987 tarihinde dava dışı işyerinde çalıştığı hususu geçerli delillerle ispat edilemediğini, dolayısıyla davacının 18 yaşını doldurduğu 20.04.1987 tarihinde çalışmaya başladığının tespiti mümkün olmadığını, yalnızca tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmesi hatalı olduğunu, yazılı delil niteliğini taşıyan resmi Kurum kayıtları karşısında, davacının iddialarına dayanak olarak yazılı belge sunamamasına rağmen, yalnızca tanık beyanları ile yetinilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık 19.06.1986 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci,16 ncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir.

506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.

506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.

Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.

05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16 ncı maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür.

Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır.

Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.

Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (... Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).

3. Değerlendirme
1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, 20.04.1969 doğumlu davacının dava konusu ettiği dönemde 17 yaşında olduğu, davacı adına dava dışı ... unvanlı işveren tarafından verilmiş bir işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarında mevcut olmadığı ancak anılan işverenin 424 sicil no.lu işyerinden verilen 1987/1-3 arası dönem bordrolarında davacının adının mevcut olduğu, ancak yanında sigorta sicil no.su olmayan bu döneme ait sigortalılığın davacıya mal edilmediğinin Kurumdan bildirildiği, öte yandan işyerinden dava konusu 1986 yılına ilişkin bir dönem bordrosunun da mevcut olmadığının bildirildiği, oto tamiri mahiyetli işyerinin 01.02.1981-24.07.1999 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, öte yandan davacının İzzet Baysal Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünden oto-kaporta tamirciliği konusunda aldığı 13.02.1989 tarihli kalfalık belgesi bulunduğu, dava konusu dönemden önceki ve sonraki yıllarda aynı işyerinde çalışanların dinlendiği, emniyet vasıtasıyla yapılan araştırmada komşu iş yerinin tespit edilemediğinin bildirildiği, davacının 13.02.1989 tarihli kalfalık belgesi öncesi özellikle dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre Mahkemece, davacının çalıştığı işyerinde yapılan iş ile uyumlu şekilde oto kaporta tamirciliği konusunda 13.02.1989 tarihli kalfalık belgesinin olduğu anlaşıldığından bu tarihten öncesi dönem için özellikle dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı, bu kapsamda çıraklık sözleşmesi olup olmadığı, bu dönemde teorik eğitiminin meslek eğitim merkezinde, pratiğine yönelik çalışmasının dava konusu işyerinde yapıp yapmadığı araştırılmalı, dava konusu dönemde işyerinden bordro verilmemiş olduğu da gözetilerek dava dışı işyerine dava konusu dönemde komşu işyerleri sahipleri ile kayıtlı çalışanları SGK, vergi, belediye nezdinde de yapılacak araştırma ile belirlenmeli, bu kişilerin sigortalık vergi kayıtları da getirtilerek davacının işyerindeki çalışma ilişkisi aydınlatılarak, iş yerinde davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, komşu işyerinin tespit edilememesi halinde işyerinde dava konusu dönem öncesi ve sonrası çalışanlar yukarıdaki hususları aydınlatacak şekilde yeniden dinlenmeli, dinlenen tanık beyanları arasında varsa çelişkiler giderilmeli, böylelikle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.