10. Hukuk Dairesi 2023/7620 E. , 2024/1862 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1749 E., 2022/1017 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2010/944 E., 2020/120 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 09.10.2000 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş olduğunu, bu sebeple zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, müvekkiline ait işyerinde gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alındığını, güvenlik organizasyonunun başında iş güvenliği sertifikasına sahip bir inşaat mühendisinin bulunduğunu, iş güvenliği konusunda gerekli eğitimlerin yapıldığını, müvekkilinin işbu kazada kusur ya da ihmalinin olmadığını, işbu kazanın davacının kendi kusuru neticesinde meydana geldiğini, davacının asli kusurlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine, yargılama yapılır işin esasına girilirse de müvekkilinin kusur ve sorumluluğu olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 95.297,41 TL maddi kazanç kaybının kaza tarihi olan 09.10.2000 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabı yönüyle, davacının ücretinin asgari ücretin 5,31 katı olarak belirlendiği 04.07.2019 tarihli rapora göre belirlenmesi gerekirken, asgari ücretin 1.95 katı olarak belirlendiği, 31.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil olmaması nedeniyle tazminat alacağından indirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden indirilmesinin hatalı olduğunu, belirlenen manevi tazminatın az olduğunu, verilen kesin süre üzerine ıslahın yapıldığını, ancak sonrasında 3 rapor daha aldırıldığını, tazminat miktarının raporda daha az belirlenmesi üzerine de, karşı vekalet ücretine hükmedildiğini, kendilerinden kaynaklı olmamasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca AAÜT' nin 13/3 maddesine aykırı olarak maddi tazminat yönünden davalı lehine, hükmedilen vekalet ücretinin, davacı lehine hükmedilenden daha fazla belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, kaza tarihinden 10 yıl 2 ay 23 gün sonra açılıp, 13 yıl 9 ay 24 gün sonra ıslah edildiğini, zamanaşımı için öngörülen 10 yıllık sürenin geçtiğini, bu nedenle reddi gerektiğini, kusura ilişkin 2 rapor arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının, kazadan sonra çalışıp çalışmadığının araştırılarak, çalışmış ise elde ettiği gelirin belirlenerek maddi tazminat miktarından indirilmesi gerektiğini, malüliyet oranının %60'ın altında olması nedeniyle, Yargıtay 10. H.D.'nin içtihatlarına göre pasif devre kazanç kaybının hesaplanmaması gerektiğini, ayrıca maddi zarar hesabında, her yıl ücretinin %10 artırılarak hesap yapılmasının usule aykırı olduğunu, maddi tazminatın tamamına kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, olay ve hüküm tarihi arasındaki ortalama tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, HGK'nun 1995/9-679 Esas ve 1995/898 sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden vekalet ücretinin belirlenmesi gerekirken ayrı ayrı belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına ve toplanan tüm delillere ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/(21)10-196 E 2021/195 K sayılı; 07.07.2020 tarihli ve 2017/21-1593 E., 2020/535 K. sayılı; 03.12.2019 tarihli ve 2017/21-2180 E., 2019/1275 K. sayılı kararlarına göre, iş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik nedeniyle meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı kazalı sigortalıya bağlanacak gelir ve hüküm altına alınacak tazminatın miktarını doğrudan etkilediğinden bu oranın hiçbir duraksamaya yol açmayacak biçimde saptandığı tarihten itibaren zamanaşımının başlatılması gerektiğini, davacının İzmir Sigorta İl Müdürlüğüne hitaben, 16.10.2007 tarihinde yazmış olduğu dilekçe ile maluliyetinin tespiti hususunda talepte bulunmuş olduğu ve SGK tarafından davacının maluliyeti %37 olarak belirlendiği ve bu oran üzerinden 01.10.2008 başlangıç tarihli gelir bağlanmasına göre, davanın zamanaşımına uğramadığı, ayrıca davalı yanın itirazı üzerine maluliyet oranı hususunda adli tıp incelemesi yapıldığı, Adlı Tıp Kurumu Başkanlığı 3.Adlı Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 12.11.2018 tarih 20868 Karar sayılı raporu ile davacının %37,0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına oy birliğiyle karar verilmekle maluliyet hususundaki çekişmenin giderilmiş olması dikkate alındığında ıslah edilen alacağın da zamanaşımına uğramadığı, ayrıca kararın dayandığı gerekçeye göre kararda hatalı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği, davacı lehine maddi tazminat yönünden 13.003,25 TL vekalet ücretine, davalı lehine ise 20.223,36 TL vekalet ücretine hükmedildiği, AAÜT'nin 13/3 maddesine göre karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücretin, davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği anlaşıldığından kararın bu yönüyle düzeltilmesi gerektiği, davacı tarafın istinaf itirazının bu yönüyle yerinde olduğu gerekçesiyle; davalının istinaf talebinin HMK. 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüyle, Karşıyaka 1. İş Mahkemesinin 2010/944 Esas - 2020/120 Karar sayılı kararının (HMK 353/b-2) ortadan kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 95.297,41 TL maddi kazanç kaybının kaza tarihi olan 09.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13, 16, 20 ve 21 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekilinin manevi tazminata, davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMK'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin manevi tazminata yönelik, davalı vekilinin ise maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce de ileri sürüldüğü, işbu sebeplerin Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, böylelikle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin manevi tazminata, davalı vekilinin maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!