10. Hukuk Dairesi 2023/7579 E. , 2023/9089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1899 E., 2023/604 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/60 E., 2021/360 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Büyükelçilikte 01.10.1986-16.05.2007 tarihleri arasında çalıştığını, son aldığı ücretin 680 USD olduğunu, çalıştığı süre içerisinde fazla mesai, UBGT, hafta tatili, yılık izin alacaklarının ödenmediğini, SSK primlerinin yatırılmadığını, davacının sağlık yönünden güvencesiz bırakıldığından, mesai saatleri dışında kısa zamanlı başka işyerlerinde çalışarak kısmi primlerinin yatırılmasını sağladığını ileri sürerek, davacının 01.10.1986 - 16.05.2007 tarihleri arasında davalı büyükelçilik nezdinde kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı ... vekili aşamalardaki beyanında; SGK’nın 1988 yılındaki genelgesi gereği, elçilikte çalışanların sigortalı olarak bildirilmediğini, 2006 yılına kadar elçilikte çalışan işçilere sigorta uygulaması yapılmadığını, sigortalı çalıştırılma zorunluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; işbölümü, yetki, görev, husumet ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini, yasal hasım durumunda bulunduklarından aleyhlerine ücreti vekalet ve yargılama gideri hükmedilmemesini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Dosya kapsamına göre, davanın 14.05.2012 tarihinde açıldığı, davacı adına farklı işverenler tarafından yapılan tam süreli hizmet bildirimlerinin bulunduğu, davacı adına bildirim yapan işyerleri ile ... arasında organik bağ bulunduğunun ispatlanamadığı, farklı işverenler tarafından davacı adına bildirilen hizmetler dikkate alınarak, davacının davalı işverenliğe ait işyerinde kesintili çalıştığı kanaatine varıldığı, davalı ... Krallığı ... Büyükelçiliği vekilinin genelge uyarınca sigortalı bildirimi yapılamayacağına ilişkin beyanının 506 sayılı Kanun ve diğer ilgili yasal hükümler uyarınca yerinde olmadığı, tanık ...'ın davacının kendisinden sonra işten ayrıldığını, kendisi 2007 Mart ayında ayrıldığında davacının halen çalıştığına yönelik beyanı dikkate alınarak, usul ve yasaya uygun olan bilirkişi kök ve ek raporunun karara esas alınması uygun görülerek, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işverenliğe ait iş yerinde 01.01.2007- 16.05.2007 tarihleri arasında işveren nezdinde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece hatalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı Büyükelçilik tarafından verilen resmi görev yazılarının dosyada mevcut olduğunu ve davacının en son 680 USD maaşla işverenlik bünyesinde çalıştığını belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı SGK Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının iddia olunan sürelerde kuruma bir bildiriminin olmadığını, işveren tarafından yatırılmayan sigorta primlerinden Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından, davacının 2006/12 aya kadar dava dışı işyerlerinden bildirimleri olduğundan, 2006/12 aydan önceki çalışmalarının hak düşürücü süreye uğradığı, Mahkemece dinlenen tanıklar, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının hüküm altına alınan 2007 yılına ait çalışmalarının sabit olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
2.Davalı SGK Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının, davalı Büyükelçilik nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.10.1986 – 16.05.2007 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sürelerde çalıştığının tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği
kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu) maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3.Değerlendirme
İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı Büyükelçilik nezdinde 01.10.1986 – 16.05.2007 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, hükümde belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Somut olayda, öncelikle davacının davasını açıklaması sağlanmalı, 1990-2006 yılları arasında birçok işyerinden bildirimi bulunduğu gözönüne alınarak bu işyerlerinde geçen çalışmaların davalı ile ilgisi sorulmalı, bildirilen çalışmaların ve ara dönemlerde bildirimsiz geçen sürelerin tespitini talep edip etmediği, bu kapsamda bildirilen çalışmaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorulmalı, bildirimlerin gerçek işveren davalı dışındakilerin iptalinin talep edilmesi halinde, bu işverenlerin de hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle davaya dahil edilerek delilleri sorulup bordro, işyeri sicil kaydı getirtilerek, kuruma bildirimleri bulunduğundan hak düşürücü sürenin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!