WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/757 E.  ,  2024/2874 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2451 E., 2022/1674 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/632 E., 2021/203 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 06.08.2011 tarihinde ambar görevlisi olarak çalışmaya başladığını, 22.07.2013 tarihinde iş kazası geçirerek yaralandığını ve iş gücü kaybına uğradığını, işverenin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, işyerinde iş sağlığı ve güvenlik tedbirlerinin alınmadığını ileri sürerek sigortalı lehine 1.000,00 TL maddi ve 750.000,00 TL manevi tazminat ile sigortalının eli lehine 500 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayda müvekkilinin yerleşim yeri dikkate alınarak İstanbul Anadolu İş Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; davacı ...'in davalı işverenlik nezdinde belirsiz süreli hizmet akdiyle çalışmakta iken, 22.07.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle %7,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, alınan kusur bilirkişisi raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin % 60 ve davacının % 40 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, alınan raporun bilimsel, mantıklı açıklamalar içermesi sebebiyle hükme esas alınmasına karar verildiği, aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alındığını belirterek bilirkişi raporundaki (6.3566,82 TL) tutarındaki hesaplama ve davacının talebi dikkate alınarak davacı sigortalı ... lehine 1.000 TL maddi tazminatın kabulüne, davacı eş ... yönünden ise şartları oluşmadığından maddi isteminin reddine, olayın meydana gelmesinde davacının %7,2 oranında iş göremezliğe uğraması, tedavi sürecinin geçirdiği ameliyatlar sosyal ekonomik durum, duyulan üzüntü ve manevi sarsıntı nazara alınarak manevi tazminat isteminin de kısmen kabulü ile sigortalı lehine 15.000 TL, eşi lehine 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporunu kabul etmediklerini, belirlenen kusur oranının çok fazla olduğunu, müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, maddi tazminat hesabının yanlış olduğunu, hesaplama yapılırken hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretteki artış miktarları nazara alınarak işçinin gerçek zararının belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiş, verdiği 01.10.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminata yönelik istinaf istemlerinden vazgeçtiklerini belirtmişlerdir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin olayın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, tanıkların da olayın davacının dikkatsizliği nedeni ile meydana geldiğini belirttiklerini, davacının maluliyet oranına yapılan itirazlarının da değerlendirilmediğini, Yüksek Sağlık Kurulu'na gönderilmesi gerektiğini, ayrıca kazalı sigortalının eşi ...'in tüm taleplerinin reddi gerektiğini, kazazede ...'in hayatta olduğunu, olayın mağduru veya destek yoksun kalan kişi olmadığını, davacı Ayşe yönünden hükmedilen manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacı ... yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının ise fahiş olduğunu ileri sürerek, kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle somut uyuşmazlıkta, davacının davalıya ait işyerinde fabrika bölümünde değirmen işçisi olarak çalışırken 22.07.2013 günü saat 06:15 sıralarında fabrikanın değirmen bölümünde bulunan dik pompa çamur havuzunda yıkama yaparken havuzun tıkanması üzerine, havuzun tıkanıklığını gidermek için havuza girdiği, yerlerin ıslak olması nedeni ile kayarak düştüğü, daha önce dik pompa motorunun korumalığının fazla ısınması sebebiyle çıkarıldığı, korumalığın olmaması sebebiyle davacının sol elinin motor kayışı ile kasnağı arasında sıkıştığını ve sol yüzük ve orta parmaklarının koparak iş kazasının meydana geldiği sabittir. Davacının Kurum tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz edilmesi üzerine Mahkemece davacıya Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz etmesi için süre verildiği ve yapılan itiraz sonucunda Yüksek Sağlık Kurulu'nun 02.04.2018 tarihli kararı ile maluliyet oranını %7,2 olarak belirlendiği ve bu belirlemeye taraflarca itiraz edilmediği anlaşılmakla, Mahkemece maluliyet oranının %7,2 olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmaktadır. Kazanın oluşumundaki kusur oranının belirlenmesi açısından yapılan inceleme sonucunda, iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 17.02.2020 tarihli raporda; kazanın oluşumunda işverenin % 60 oranında, işçinin ise % 40 oranında kusurun bulunduğu belirlenmiştir. Kusur raporu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri doğrultusunda düzenlenmiştir. Kazanın oluşumuna uygun bu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur. Öte yandan; manevi zarar, hukuka aykırı eylem sonucu kişisel değerlerde meydana gelen eksilmedir. Kişisel değerlerin soyut niteliği nedeniyle, meydana gelen eksilmenin rakamsal karşılığını, parasal değerini ifade etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kişisel değerlere yapılan saldırı neticesi ruhsal dengenin bozulması, yaşama sevincinin eksilmesi kaçınılmaz olduğundan, yasa koyucu belli bir miktar paranın verilmesi suretiyle zarar görenin tatmin edilmesini amaçlamıştır. Kazanın oluşumunda ki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği dikkate alındığında, davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamı ile uyumludur. Ancak, davacı eş tarafından davacı işçinin zarar görmesinden doğan yansıma nedeniyle manevi tazminat talep edilmiş olup, TBK m.56 "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklinde ki düzenleme karşısında, davacı ...'in %3 maluliyet oranı göz önüne alındığında ağır bedensel zararın oluşmadığı görülmekle davacı eşin manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından Mahkemece bu talebin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı ...'in manevi tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçeleriyle "Davacılar vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince, düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; maddi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ... lehine taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... yönünden açılan davanın reddine, Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ...’in manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile geçirilen iş kazası tedavi süreci maluliyet oranı kusur durumu sosyal ekonomik durum nazara alınarak takdiren 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.07.2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden manevi tazminat isteminin reddine," dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur tespitinde iş kazasının gerçekleştiği iş kolundan bilirkişi yer almadığını, kusurda kaçınılmazlık değerlendirilmediğini, tanıkların beyanlarının dikkate alınmadığını, iş kazası yaşanmasa idi müvekkilleri hangi ekonomik durumda olacak ise onun tespit edilerek maddi tazminat olarak bu miktarın hüküm altına alınması gerektiğini, hükme esas alınan ücret tespitinin hatalı olduğunu, manevi tazminata ilşkin kararın hatalı ve az olduğunu, davacı eş lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin tamamen reddinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve eşinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir.

3. Değerlendirme
A) Davacılar vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2 nci fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.

2. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.

3. Aynı zamanda 6100 sayılı HMK.' daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce ilk derece mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar ilk derece mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık ilk derece mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi yani "atlamalı kanun yolu incelemesi" mümkün değildir

4. Somut olayda, davacılar vekilinin 01.10.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat hükümlerine yönelik istinaf başvurusundan vazgeçtiğini ve istinaf incelemesinin manevi tazminat hükümleri yönünden yapılmasını talep ettiği, bu şekilde kanunen atalamalı kanun yolu incelmesi imkanının bulunmadığı gözetildiğinde, davacılar vekilinin istinaf yolunda değerlendirilmeyen maddi tazminata ilişkin itirazlarınını kanun yolu sebeplerini temyiz yoluna getirmesinde hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

B) Davacılar vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle kusur oran ve aidiyeti ile sürekli iş göremezlik oranı gözetildiğinde davacı sigortalı lehine hükmedilen manevi tazminat ile davacı eşin yansıma manevi tazminat isteminin reddine dair kararın Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre, anılan manevi tazminat hükümlerine yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile bu hükümlerin onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin maddi tazminat istemleri nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının, temyiz başvurusunda bulunmakta hukuki yarar bulunmadığından REDDİNE,

2. Davacılar vekilinin tazminat istemleri nedeniyle kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlere ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının davacılardan tahsiline,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.