WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/7500 E.  ,  2023/8956 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile aylık bağlanmasına ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının eşinden boşandığını, kurum sigortalısı babasının vefatıyla kuruma başvurusuyla babasından dolayı aylık bağlandığını, kurumca boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığının kesildiğini, devamında yersiz ödeme olarak belirlenen tutarın iadesinin talep edildiğini, aylığın yeniden bağlanması için kuruma başvurudan sonuç alınamadığını, boşanmanın muvazaalı olmadığını, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını, kurum işleminin hatalı olduğunu, davalı kurumca aynı işlemin 2010 yılında da yapılıp ... 18. İş Mahkemesi' nde açılan davanın 2013/371 E., 2015/697 K. sayılı karar ile lehlerine sonuçlandırıldığını, bu nedenle aylığın kesilmesine ve borç çıkarmaya ilişkin kurum işleminin iptaliyle, kesilen aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kurum kontrol memuru denetim ve raporu ile davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca aylığın kesilme işleminin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Getirtilen belgeler ve dosya kapsamına göre; Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 1999/352 E., 309 K. sayılı boşanma ilamıyla ... ile... Sayar'ın 05.05.1999 tarihli karar ile boşanmalarına karar verildiği, sonrasında kurum kontrol memurlarınca yapılan denetim rapor sonucu boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespiti ile aylıklarının kesilerek yersiz ödenen tutarların borç kaydedildiği, davacı tarafından kuruma başvurusunun reddiyle eldeki davanın açıldığı, 29.08.2018 tarihli kontrol memuru tutanak ve ekleri incelendiğinde, Yenimahalle 33155.Sokak, ... Apartmanı, Blok No: 2 İç kapı no: 14 Mezitli/ Mersin olarak belirtilen adrese gidildiği, tahkikat sonucu ...' nin eski eşi... Sayar ile birlikte aynı evde yaşadıklarının tespit edildiği, yine SGK denetim raporuna ekli kayıt ve belgelere göre medula kayıtlarından davacı ve boşandığı eşinin farklı tarihlerde birbirlerine ait ilaç reçetelerini eczanelerden aldıkları, 25.10.2012 tarihinde aynı tarihte aynı aile hekimliğinde tedavi oldukları, yine aralıklı sürelerde aynı aile hekimliğinde tedavi oldukları, adres araştırmasıyla imzadan imtinaden apartman yöneticisi Selahattin Üstüay'ın apartmanın 14 nolu hanesinde ikamet edenleri tanıdığını, hanede ...Hanım, Sinan Turgay Sayar ve iki erkek çocuklarının yaşadığını, ailenin apartmanın muhtelif dairelerinde kiracı olarak uzun yıllardan bu yana ikamet ettiklerini belirttiği, ... Apartmanı görevlisi ...' un ... ve... Sayar' ı tanıdığını, 14 nolu dairede ikamet ettiklerini, öncesinde aynı apartmanın 4 ve 12 numaraları hanelerinde de ikamet ettiklerini, iki çocuklarıyla yaşadıklarını, yaklaşık 10 yıldır ailenin burada ikamet ettiklerini belirttiğinin kayıtlı olduğu, yine SGK denetim raporunda davacının ikamet ettiği adresin ev sahibi ... ile telefon görüşmesinde yaklaşık 4 yıldır kiralanan evde... Hanım ailesine kiraya verildiğini, ailenin bildiği kadarıyla çocuklarıyla yaşadığını duyduğunu belirttiğinin kayıtlı olduğu görülmüş, 5510 sayılı Kanunu'nun 59 uncu maddesi gereği bu şekliyle tutanağın aksi sabit olana kadar geçerli olduğu görülmüş, SGK denetmen raporunda isimleri ve ifadeleri yer alan Selahattin Üstüay, ... talimat yoluyla tanık olarak dinlenmiş, yine davacının kiracı olarak ikamet ettiği evin sahibi ... mahkememizde tanık olarak dinlenmiş, isimleri belirtilen tanıkların kısmen SGK tahkikatındaki ifadelerden farklı beyanda bulundukları görülmüş, toplanan deliller, taraf ve kamu tanık anlatımları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, yine yasaya göre Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksinin usulünce ispatlanamadığı görülmekle, yine SGK denetmen raporundaki tespitler ve medula kayıtlarıyla davacı ve boşandığı eşinin değişik tarihlerde aynı aile hekimliğinde tedavi oldukları, eczanelerden değişik tarihlerde birbirleri adına ilaç reçetelerini aldıkları, ayrıntısı yukarıda SGK denetmen raporu özetlenirken belirtildiği gibi özellikle apartman yöneticisi, apartman görevlisi ve ev sahibi olarak belirlenen kişilerin anlatımıyla toplanan delillere göre denetim tarihinde davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıkları sonucuna ulaşılmış, aksi yöndeki bir kısım davacı tanık anlatımlarına itibar edilmemiş, davacı tarafça sunulan kira sözleşmeleri, abonelik kayıtlarının toplanan bu deliller karşısında davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığına delil oluşturamayacağı görülmüştür.

Yargılama ve dosya kapsamına göre; davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi olup, aynı Kanunu'nun 59/2 nci maddesinde "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir.Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir." hükmünün düzenlendiği, az önce özetlenen delil durumu, yapılan tespit, kontrol memuru tutanağı, medula kayıtları, zabıta araştırma yazı cevabı, kamu tanığı anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı eşinden boşanmış ise de, boşanmadan sonra da boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği, dolayısıyla 5510 sayılı Kanunu'nun 59/2 nci maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksinin usulünce ispatlanamadığı, sonuç olarak davacının eşinden boşanıp fiilen birlikte yaşadığının sabit olduğu anlaşılmakla 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi gereği babasından dolayı bağlanan yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğu görülmekle davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 1987 yılında evlendiği, 1999 boşandığı, davacıya babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, Kuruma davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle ihbar yapıldığı, ihbar üzerine Kurum tarafından araştırma ve inceleme başlatıldığı, araştırma kapsamında davacının oturduğu adres itibariyle oturduğu binada kapıcı ve yönetici olan şahıslar davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığını belirttikleri, davacının adres itibariyle oturduğu taşınmazın kirasını boşanılan eşin ödediği, ev sahibinin denetmene verdiği beyanda taşınmazı davacı ile eşi... beye kiraya verdiğini, kirayı... beyin ödediğini belirttiği, medula kayıtlarında, boşanılan eşin 2014/Ocak ayındaki tedavisinde belirttiği adresin davacının adresi olduğu, yine davacı adına reçete edilen 2015/1,8 2016/6 2017/6,9 ve 10. aylardaki ilaçları boşanılan eşin eczanelerden teslim aldığı, davacı tanıkları davacının ayrı yaşadığını belirttikleri, kurum denetim görevlilerine beyanda bulunan şahıslar mahkemedeki beyanlarında, Kurum denetim görevlilerine verdikleri beyanlardan farklı beyanda bulundukları anlaşılmaktadır.

Somut olayda, her ne kadar Kurum görevlilerine davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadıklarına yönelik beyanı olan şahıslar, mahkemede farklı beyanda bulunmuşlar ise de, bunu haklı, kabul edilebilir ve makul bir sebebe dayandıramadıkları ortadadır. Öte yandan kuruma ihbar yapılmış ve ihbar üzerine yapılan incelemede davacının oturduğu taşınmazın kirasının ve aidatlarının boşanılan eş tarafından ödendiği tespit edilmiş olup, dolayısıyla denetim raporunun aksinin ispat edilemediği ve mahkeme kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali, davacının kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faizle ödenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanunu'nun 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56'ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20 inci, 5510 sayılı Kanunu'nun 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunu'nun 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 inci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava, kurumca boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığının kesildiğini beyanla kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkin olup davanın reddine karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davalı kurum denetmeni tarafından düzenlenen tutanaktaki imzalı beyanında kapıcı ...'un davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşadığını beyan etmesine rağmen, Mahkemede tutanak içeriğinin aksine yönelik beyanları ile okuma yazması olmadığına yönelik beyanı karşısında oluşan çelişki giderilmeli, tanığın okuma yazma bilip bilmediği araştırılmalı, ayrıca soruşturma raporunda şikayetçi olarak adı geçen Hasan Şenocak tanık olarak dinlenilmeli, davacının boşandığı eşinin adreslerinde zabıta araştırması yapılarak bu adreslerde tespit edilecek komşular, varsa komşu işyeri sahipleri, mahalle muhtarı/azaları dinlenilmeli, kocasının bu adreslerde kiminle yaşadığı belirlenmeli, davacı ve boşandığı eşinin dosyada bulunan Medula kayıtları ve birbirlerinin reçetelerini yaptırmaları/teslim almaları hususu birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.