WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/7434 E.  ,  2023/7776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1407 E., 2021/1403 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/220 E., 2018/236 K.

Taraflar arasında Bölge Adliye Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen husumetten reddine ilişkin karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı şirket ve davalı SGK vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin 01.03.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Yasasına eklenen geçici 10 uncu madde gereği prim teşvikinden yararlanmak için 29.05.2017 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurusunun davalı kurumun 29.05.2017 tarihli yazısı ile reddedildiğini, red gerekçesinin kurumun 2015/10 sayılı genelgesi olduğunu, söz konusu genelgenin bağlayıcı bir hukuk kaynağı olmadığını, SGK kararının normlar hiyerarşisine aykırı olduğunu, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamında işverenlerce kuruma ödenecek primin işveren hissesinin kanunlarda belirtilen kısmına isabet eden tutar hazine tarafından karşılanacağından dava konusu taleplerinden davalıların müşterek müteselsilen sorumlu olduklarını, bu zamana değin tahsil edilen primlerle hazinenin sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek, davalı SGK Başkanlığının 29.05.2017 tarihli red kararının iptalini, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10'uncu maddesindeki işverene sağlanan prim teşvikinden 2016/2-2016/12 arasındaki dönemler yararlanmaya yönelik başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde "4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davanın 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden kaynaklı davacı ile diğer davalı arasındaki uyuşmazlıktan ibaret olduğunu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin süregelen görüşü ve 21. Hukuk Dairesinin son dönemlerdeki uygulamasına göre husumetin diğer davalıya yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 12.07.2018 tarihli ve 2017/220 Esas, 2018/236 Karar sayılı kararı ile "...Maliye Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, 5510 sayılı Kanun'a 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile eklenen ek madde 17 hükmü gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, kendisi hakkında husumetin düşmediğini husumetin diğer davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında olduğunu buna göre bu davalı hakkında karar verilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2020/638 Esas, 2020/2059 Karar sayılı kararı ile, "....Bayındır Asliye Hukuk (iş) mahkemesinin 7103 sayılı Kanun'un 3 ve 4 üncü fıkralarının Anayasa'nın 2, 10 ve 11 maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali yönünde başvuruda bulunulduğu, Anayasa Mahkemesinin 2018/139 Esas 2020/12 Karar ve 19.02.2020 tarihli kararı ile 3 üncü fıkraya yönelik başvurunun reddine, 4. fıkranın ise anayasaya aykırı olduğuna ve fıkranın iptaline karar verildiği, kararın 05.05.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasının uygulanabilirliğinin kalmadığı anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği, ancak tarafların bu yönde istinaf taleplerinin bulunmadığı,istinaf talebi ile yapılan sınırlı incelemede davalı ... Hazinesi yönünden davanın husumetten reddedilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığı,mahkeme kararının bu sebeple düzeltilmesi gerektiği kanaatine varılarak davalı ... Bakanlığının istinaf isteminin kabulüne, ... 20. İş Mahkemesinin 2017/220 Esas, 2018/236 Karar sayılı 12.07.2018 tarihli kararının kaldırılmasına, Maliye Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, 5510 sayılı Kanun'a 7103 sayılı Kanun'un 70 nci maddesi ile eklenen ek madde 17 hükmü gereğince davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2020/638 Esas, 2020/2059 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/3219 Esas, 2021/8736 Karar sayılı kararında; "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “....Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." denilmek suretiyle karar bozulmuştur.

B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2021 tarihli ve 2021/1407 E., 2021/1403 K. sayılı kararı ile; "...01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesinde hazine tarafından karşılanan ve işverenin sorumlu tutulmadığı prim oranının %5 olmasına karşın, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde işverenin primlerinin tamamının hazineden karşılanacağı yönündeki düzenlemenin işverenin daha lehine düzenleme olduğu,davacının başvurusunun Kurum tarafından işleme alınması gerektiği,işlemi yapan Kurumun Sosyal Güvenlik Kurumu olması nedeniyle Maliye Hazinesinin husumet ehliyeti bulunmadığı kanaatine varılarak davalı Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden davanın kabulü ile, davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden 2016/2-2016/12. dönemler yönünden yaralanmaya yönelik 29.05.2017 tarihli dilekçesinin işleme alınması gerektiğinin tespitine, davalı Hazine yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde ise, diğer davalı ... Hazinesi aleyhine vekalet ücreti tayininin gerekmediğini buna göre bu davalı hakkında tayin edilen vekalet ücretinin kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediği hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ilgili maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 22.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının mahsup işlemlerinin dahi tamamlandığı hususunun belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.