10. Hukuk Dairesi 2023/7405 E. , 2023/9798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2116 E., 2023/689 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/193 E., 2021/351 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin 06.02.2015-16.02.2015 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında çalıştığını, Kuruma 18.12.2015 tarihinde başvurarak yurt dışı hizmetlerini borçlanmak istediğini bildirdiğini, Kurumun 22.04.2016 tarihli yazısının tebliğ edilmesi üzerine borçlanma bedelini ödeyerek 06.10.2016 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, Kurumca tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.11.2016 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/A maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurum tarafından şirket ortaklığı nedeniyle 20.11.2010 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 4-1-b bendi kapsamında sigortalı olarak tescilinin yapılarak yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğu 18.12.2015 tarihinde en son 5510 sayılı Kanun'un 4-1-b bendi kapsamında sigortalı olması nedeniyle borçlanılan sürenin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edildiğini, bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiğini, 5400 gün primi ödenmiş sigortalılık süresinin bulunması nedeniyle aylık bağlanmadığını, müvekkiline 85.311,40 TL borç çıkarıldığını belirterek, kurum işleminin iptaline, yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen yaşlılık aylıklarının faiziyle ödenmesini 85.311,40 TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Sgk vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumca tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile" davacının, davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında tescil edilen 20.11.2010 - 05.02.2015, 16.02.2015 - 30.04.2015, 01.05.2015 - 31.05.2018 tarihleri arasındaki sigortalılığının 20.11.2010 tarihi itibariyle durdurulması, durdurulan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmemesi ve 20.11.2010 - 05.02.2015, 16.02.2015 - 30.04.2015, 01.05.2015 - 31.05.2018 tarihleri arasındaki bu sürelere ilişkin kurum alacaklarının takip edilmeyerek bunlara kurum alacakları arasında yer verilmemesi gerektiği, davalı Kurum tarafından davacının devam eden limited şirket ortaklığı nedeni ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında 20.11.2010 - 05.02.2015, 16.02.2015 - 30.04.2015, 01.05.2015 - 31.05.2018 tarihleri arasında sigortalı olarak tescil edilmesine ve prim borcu çıkarılmak sureti ile en son sigortalılığının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında olduğu dikkate alınarak 506 sayılı Kanun'un geçici 81/A maddesi uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesine ve fuzulen ödenen 85.311,40 TL borç çıkarılmasına yönelik Kurum işleminin hatalı olduğu, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunuduğu anlaşılmış, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur." gerekçesiyle davanın kabulüne, 12.03.2010 tarihli kurumu işleminin iptaline, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının davalı kuruma 85.311,40 TL borçlu bulunmadığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğini, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda her ne kadar davacının 20.11.2010 tarihinde resen bağkur tescili yapılmış ise de, davacının herhangi bir prim ödemesi olmadığından 5510 sayılı Kanun'un geçici 63 ve 76 ncı maddeleri gereği Bağkur sigortalılığının durdurulduğu, durdurulan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği, bu durumda davacının en son sigortalılığının 4/a kapsamında olduğundan kurumun yaşlılık aylığını keserek borç çıkarması işleminin hatalı olduğundan davanın kabul edilmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle-davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksine Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti ve yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!