10. Hukuk Dairesi 2023/7161 E. , 2023/9126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2241 E., 2023/803 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/385 E., 2021/462 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; kendisinin davalı belediyede 15.04.2014 tarihinde Başkan şoförü olarak çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin aynı tarih itibarıyla Kuruma gönderildiğini, söz konusu tarihten sonra SGK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere primlerinin Kuruma eksik ödendiğini, 5510 sayılı Kanunda sigortalılığın başlangıcı ve bildirimine ilişkin hükümler bulunduğunu, Kendisinin davalı belediyede çalıştığı 15.04.2014 – 06.02.2019 tarihleri arasında ücretlerinin asgari ücret üzerinden banka aracılığıyla ödendiğini, bankaya yatan ödemeler dışında kalan dönemler için ücretlerinin elden ödendiğini, çalışmasının kesintisiz devam etmesine rağmen hizmetlerinin eksik bildirildiğini fark ettiğini, 5510 sayılı Kanunu'nun 86 ncı maddesi uyarınca çalıştığı süre boyunca prime esas kazançlarının tespiti ve Kurum kayıtlarının buna göre düzeltilmesi gerektiğini belirterek kendisinin davalı ... nezdinde çalışmasına rağmen Kuruma yatırılmayan primlerinin işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyaya sunulan 28.01.2021 havale tarihli beyan dilekçesiyle davacı vekili tarafından, müvekkilinin hatalı bilgi vermesi nedeniyle beyan dilekçesi verilmesinin gerektiği belirtilerek, dava dilekçesinde talep edilen çalışmalardan primleri yatırılmayan eksik kısımların tespiti ile çalışılan döneme ilişkin kısımların tamamlatılması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürenin tüketilmesinden sonra açıldığını, davacının davalı ...’de 5620 sayılı Kanun kapsamında geçici işçi veya İş – Kur kapsamında işçi olarak çalıştığını, çalıştığı tarihlerin hizmet dökümünde kayıtlı olduğunu, hizmetlerinin yılda altı ayı geçmediğini, çalıştığı süreler boyunca hizmetlerinin ve prime esas kazançlarının tam olarak Kuruma bildirildiğini, davacının davalı ...’de 2014 – 2019 yılları arasında altı ayı geçmeyen sürelerde geçici işçi olarak taşeron firmalarda çalıştığını, hak ettiği tüm ücretlerin davacıya ödendiğini, bahsi geçen dönemde kesintisiz bir şekilde çalışmadığını, sigortasız çalıştırıldığı dönemde ücretlerinin elden ödendiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kayıtlara girmeyen ödemenin finansmanının da mümkün olamayacağını, davalı belediyenin kadrolu personelinin ücretlerini ödemede zorlanan davalı belediyenin fazladan çalıştırdığı sigortasız personelin maaşını nasıl karşılayabileceğini, davalı ...’nin kamu Kurumu niteliği taşıdığını, bu nedenle davalı Kurumda kayıt dışı sigortalı çalıştırılamayacağını, Belediye’de belgeye dayandırılmaksızın ücret ödenemeyeceğini, kayıtlara girmeyen ödemenin finansmanının mümkün olamayacağını, konu hakkında Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairesinin emsal kararları bulunduğunu, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, eylemli ve gerçek biçimde çalışma saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılık söz edilemeyeceğini, 506 sayılı Kanunu'nun ilgili maddelerinde sigortalılar adına düzenlenmesi gereken belgelerin sayıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına göre davacının davalı ...’de 15.04.2014 tarihinde işe başladığını, 1019589 sicil no.lu işyerinde Nisan 2014 döneminde priminin ödendiğini ve takip eden aylarda da düzenli olarak primlerinin yatırıldığının görüldüğünü, bu nedenle davacının sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti talebinde hukuki yararı bulunmadığını, hizmet döküm cetvelinden de anlaşılacağı üzere hizmetlerinin her ay uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde yatırıldığını, asgari ücretin banka kanalıyla ödendiği kalan gelirin elden verildiği şeklindeki beyanın hukuki mesnedi bulunmadığını, davalı Belediyenin kamu kurumu niteliği taşıdığını, tüm gelir ve giderlerinin yazılı belgeye dayanmak zorunda olduğunu, Kurumun işverenler tarafından bildirilen belge ve bilgiler doğrultusunda işlem tesis ettiğini, bu nedenle bildirilmeyen sigortalılık nedeniyle Kurumun sorumlu tutulamayacağını, Kurum kayıtlarının resmi belgelere dayandığını, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, eksik hizmet süresinin ücret tediye bordrosu, işyeri kaydı, vergi kaydı gibi yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini, konu hakkında yerleşik Yargıtay içtihatları bulunduğunu, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri, alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcılığı hakkında tanık beyanlarının, işyeri kapsam, kapasite ve niteliği dikkate alınarak değerlendirilmesi, çalışıldığı iddia edilen iş yerindeki görevli personel ile birlikte o işyerine en yakın işyerinden o iş yerini bilen ve tanıyan şahısların dinlenmesi suretiyle tanık beyanlarının sağlığının denetlenmesi konularında yapılacak inceleme ve araştırma çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya mahal vermeyecek şekilde ortaya konulması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 3746 sicil no.lu davalı ...’sinde 15.04.2014 – 06.02.2019 tarihleri arasında sürekli ve aralıksız bir şekilde ilgili dönemde geçerli asgari ücret karşılığında hizmet akdine tabi olarak çalıştığı, çalışmalarının bir kısmının davalı ... tarafından bir kısmının ise davalı belediyenin işyeri adresi olarak gösterildiği dava dışı farklı işyerleri üzerinden Kuruma bildirildiği, Kuruma bildirilen bu hizmetlerin tespitinde hukuki yararının bulunmadığı, eksik hizmet bildiriminde bulunulduğu anlaşılan dönemlerin aylık dönemler halinde ve kaç gün eksik bildirimde bulunulduğu da belirtilmek suretiyle aşağıdaki tabloda gösterildiği, tespit edilen bu sürelerde ilgili dönemde geçerli asgari ücretle çalıştığı,
-Davacının 15.04.2014-06.02.2019 tarihleri arasında;
2015 yılı Mart 28 gün, Nisan 30 gün, Mayıs 30 gün, Haziran 25 gün, Ekim 21 gün, 2016 yılı Ocak 13 gün, Ağustos 4 gün, Eylül 19 gün, 2017 yılı Ocak 7 gün, Şubat 30 gün, Mart 30 gün, Nisan 20 gün, Temmuz 9 gün, Ekim 6 gün, Kasım 30 gün, Aralık 30 gün, 2018 yılı Ocak 30 gün, Şubat 30 gün, Mart 30 gün, Nisan 30 gün, Mayıs 8 gün, Kasım 30 gün, Aralık 18 gün, 2019 yılı Ocak 7 gün, Şubat 6'şar gün davalı ... Başkanlığında asgari ücret ile sigortalı olarak çalıştığının Tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle,
"Davacının davasının kabulüne,
1-Davacının 15.04.2014-06.02.2019 tarihleri arasında;
2015 yılı Mart 28 gün, Nisan 30 gün, Mayıs 30 gün, Haziran 25 gün, Ekim 21 gün,
2016 yılı Ocak 13 gün, Ağustos 4 gün, Eylül 19 gün,
2017 yılı Ocak 7 gün, Şubat 30 gün, Mart 30 gün, Nisan 20 gün, Temmuz 9 gün, Ekim 6 gün, Kasım 30 gün, Aralık 30 gün,
2018 yılı Ocak 30 gün, Şubat 30 gün, Mart 30 gün, Nisan 30 gün, Mayıs 8 gün, Kasım 30 gün, Aralık 18 gün,
2019 yılı Ocak 7 gün, Şubat 6'şar gün davalı ... Başkanlığında asgari ücret ile sigortalı olarak çalıştığının tespitine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının davasını kanıtlayamadığını, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu edilen dönem içerisinde dava dışı Ahi 71 Temizlik İnş. Teks. Tur. İml. İth. İhr., İkra Grup Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti., Birlik Hizmet Grup İnş. Teks. Oto Mak. Tem. unvanlı ve davalı ... iş yerinden kısmi olarak bildirimlerinin yapıldığı, dava dışı iş yerleri ile ilgili olarak ihale evrakları getirtilmemiş olsa da Ahi 71 Temizlik İnş. Teks. Tur. İml. İth. İhr. unvanlı iş yerinin adresinin davalı ... adresi olması nedeniyle aralarında bağ bulunduğunun kabul edildiği, diğer iş yerlerinden yapılan bildirimlerin hak düşürücü süreye neden olmadığı, davacının sigortalı çalışmaları dışında kalan sürede Tarım Bağ-Kur sigortalılık tescili bulunsa da 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince sigortalı çalışmalara öncelik tanınması gerektiği, davacıya Ziraat Bankası aracılığıyla yapılan ücret ödemelerinin Belediyeden yapılan bildirimleri ile uyumlu olduğu, dava konusu dönemde Belediyede çalışan tanıkların davacının çalışmalarını doğruladıkları ve davacının bildirim dışında kalan süreleri bakımından eksik günlerinin tespitinin yapıldığı anlaşıldığından mahkemece kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davalı ... vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf gerekçelerine benzer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) Dava, 5510 sayılı Kanun'un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, dava konusu dönemde dava dışı işyerlerinden bildirimler yapıldığı anlaşılmakla HMK 31 inci maddesi kapsamında davacıya davasını somutlaştırması yükümlülüğü çerçevesinde dava dışı işyerleri nezdinde geçen hizmetlerini iptal etmek isteyip istemediği sorulmalı, davalı Belediyeden dava dışı işverenlerle yapılan sözleşmeler celp edilip incelenmeli, hizmetin iptalini istemesi halinde, açılan hizmet tespiti davası, dava dışı işyeri sahiplerinin de hak alanını ilgilendirdiğinden ve davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle, adı geçen işyeri sahiplerine karşı husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli, davaya katılımı sağlanan işyeri sahiplerinin göstereceği bütün deliller toplanmalı, sonucuna göre talep edilen hizmet süreleri yönünden hak düşürücü süre bakımından bir değerlendirmede bulunulmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!