10. Hukuk Dairesi 2023/7137 E. , 2023/8730 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ve feri müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili; davacının, davalılara ait ... plakalı dolmuşta 02.08.2001 – 03.01.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar vekili, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacının, davalılara ait 35 M 9075 plakalı dolmuşta 01.12.2005 - 14.04.2008 tarihleri arasında asgari ücret karşılığında çalıştığını, bu tarihler dışında kesintisiz bir çalışmasının bulunmadığını, çalıştığı dönemlerin Kuruma eksiksiz bildirildiğini, davacının iddia ettiği diğer dönemlerde zaman zaman yedekçi şoför olarak 1- 2 saat çalıştığını, davacı, davalılar yanındaki en son çalışmasının 03.01.2010 tarihi olduğunu iddia etmekteyken davalılara ait araçta yedekçi olarak çalıştığı 27.10.2014 ve 27.11.2014 tarihlerine ait 2 adet trafik cezasının daha bulunduğunu, ayrıca 26.01.2004, 11.05.2004, 21.08.2004 ve 31.05.2008 tarihlerinde farklı plakalı dolmuşlarda da aldığı cezaların bulunduğunu, bu durumun da davalılar yanında sürekli bir çalışmasının olmadığını başka araçlarda ve başka işverenler yanında çalıştığını kanıtlar nitelikte olduğunu, dolmuş şoförlerinin devamlı yolcu kapma telaşı içinde olmaları sebebiyle trafik kurallarına uygun hareket etmediklerinden adlarına sık sık trafik cezası yazıldığını, davacının trafik cezalarının tarihlerinin arasının çok seyrek olmasından da adına ceza kesilen tarihlerde yedekçi olarak çalıştığının anlaşılabileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili; diğer davalılara ait işyerinin 01.12.2005 tarihinde kanun kapsamına alındığını, davacının bu işyerinden 01.12.2005 - 14.04.2008 tarihleri arasında bildirimlerinin bulunduğunu, kamu düzenine ilişkin davada iddianın resmi belgelerle ispat edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; dosyada davacının çalışmasına ilişkin olarak sunulmuş ve celbedilmiş trafik ceza kayıtları mevcut olup davacı adına, davaya konu 35 M 9075 plakalı minibüsü kullanırken 07.12.2001 ila 03.12.2009 tarihleri arasında bilirkişi raporunda dökümü yapılan farklı tarihlere ilişkin toplam 26 adet trafik cezası düzenlendiği görülmüştür. Ayrıca Mahkememizce tanık beyanlarına başvurulmuş olup davacı tanığı olan ve davacının çalıştığı Buca-Yeşilyurt hattında 35 M 9077 plakalı minibüsü işleten tanık ..., davacının dava konusu çalışma iddiasını destekler yönde beyanda bulunmuştur. Buca-Yeşilyurt hattında minibüs işleten davalı tanıkları, davacının 35 M 9082, 35 M 9065 ve 35 M 9077 plakalı araçlarda da çalıştığını ve yedekçi şoför olduğunu iddia etmişlerse de; trafik ceza kayıtlarına göre, davacı adına 21.08.2004 tarihinde (Cumartesi günü) 35 M 9065 plakalı aracı kullanırken, 31.05.2008 tarihinde (Cumartesi günü) 35 M 9082 plakalı aracı kullanırken birer adet trafik para cezası uygulandığı, 06.12.2011-13.09.2014 tarihleri arasında ise 35 M 9077 plakalı aracı kullanırken trafik para cezası düzenlendiği görülmektedir. Her ne kadar davalılar adına Kurumda tescilli işyeri 01.12.2005 tarihinde kanun kapsamına alınmış ise de, davalılardan ...’in Bağ-Kur dosyası ve vergi kayıtlarına göre dava konusu dönemi kapsar şekilde minibüs ve dolmuşla yapılan şehir içi yolcu taşımacılığı işinden dolayı vergi mükellefi olduğu, davacı adına dava konusu dönemin bir kısmında muhtelif tarihlerde davalılara ait aracı kullanırken trafik para cezası düzenlendiği, davacının davalılara ait minibüs işletmesi işyerinde işe başladığı ve işten ayrıldığı tarihin tanık beyanları ile hiçbir tereddüte mahal vermeyecek ve her türlü şüpheden uzak bir şekilde belirlenmesi mümkün bulunmadığından; davacının yazılı delillerde yer aldığı şekilde 07.12.2001-03.12.2009 tarihleri arasında davalılara ait 35 M 9075 plakalı araçta şoför olarak kesintisiz ve tam süreli çalıştığı iddiasının kabulünün mümkün olduğu, davacının başka türlü bir iddiası ve ispatı bulunmadığından dönemin asgari ücreti ile çalıştığı değerlendirilmiş, bilirkişi raporunda tespiti yapılan ve davacının fiilen çalıştığı mahkememizce kabul edilen süreler dikkate alınarak davacının davalılara ait işyerinde hizmet akdine istinaden kesintisiz olarak ve asgari ücretle 07.12.2001-03.12.2009 tarihleri arasında toplam 2878 gün çalıştığının ve bu çalışmanın 2024 gününün SGK' ya bildirilmediğine dair; davanın kısmen kabulü ile; 24592280978 TC kimlik numaralı, 3501018544169 Sigorta sicil numaralı davacının kurumda 1266538.035 sicil sayılı dosyada işlem gören ... - ... - ... adına tescilli iş yerinde hizmet akdine istinaden kesintisiz olarak ve asgari ücret ile 07.12.2001-03.12.2009 tarihleri arasında toplam 2878 gün çalıştığı 854 günlük çalışmasının SGK' ya bildirildiği, 2024 günlük çalışmasının ise SGK'ya bildirilmediğinin tespiti ile fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar vekili, davanın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde aydınlatılmadığını, re'sen araştırma yapımadığını, kamu tanıklarının dinlenmediğini, yetersiz ve gerçeğe aykırı tek bir tanık söylemi ile yetinildiğini, taraflarınca araştırılması istenen hususların araştırılmadığını, 4 tanığın ifadelerinin göz ardı edildiğini, tanık ... beyanlarının çelişkili ve gerçek dışı olduğunu, ancak davacının anılan tanığın minibüsünde 2011/12, 2012/4, 2013/2, 2014/1, 2014/9 aylarında trafik cezalarının bulunduğunu, davacının bu tanığın minibüsünü 2014 yılında satmasından sonra aldığı 35 T 7118 plakalı takside çalıştığı ve 2015/4- 2018/4 aylarında trafik cezası aldığını, durağın çaycısı, şoför ve araç sahibi tanık beyanlarında davacının bildirilen süre dışında durakta farklı araçlarda yedekçi olarak çalıştığının ifade edildiğini, davacının kesintisiz olarak davalılar yanında çalıştığı ve sigortasının tam olarak bildirildiği 01.12.2005-14.04.2008 tarihleri arasında 35 M 9075 plakalı araçta 5 adet trafik cezası bulunduğu, 26.01.2004 - 11.05.2004 - 21.08.2004 ve 31.05.2008 tarihlerinde 35 M 9073 - 35 M 0075 - 35 M 9065 - 35 M 9082 gibi farklı plakalı dolmuşlarda ceza aldığını, tüm bu cezalar çıktığında yedekçi olarak çalıştığı dönemde davacıya 35 M 9075 plakalı araç için kesilen trafik cezasının 26 değil 17 adet olduğunu ve 17 adet cezanın yedekçi olan kişi için çok olmadığını ve kesintisiz çalışmaya karine olamayacağını, davalı ... hakkında ise 50 adet trafik cezası olduğunu, yine diğer şoför Onur Vardar adına da bir çok ceza olduğunu, davacının 07.12.2001, tarihinden 1 yıl sonra, daha sonra 6 ay, daha sonra ise 15 ay geçtiğinde trafik cezası aldığını, başka plakalı dolmuşlardan da bu tarihler arasında cezasının olduğu, suç duyurusuna yönelik talebin İlk Derece Mahkemesi tarafından reddinin yerinde olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.İstinaf kanun yoluna başvuran fer'i müdahil Kurum vekili; diğer davalılara ait işyerinin 01.12.2005 tarihinde kanun kapsamına alındığını, davacının, 01.12.2005 – 15.05.2008 tarihleri arasında bildiriminin bulunduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamından, 03.09.2019 tarihinde açılan eldeki davada, davacının, 03.04.2014 tarihinden itibaren dava dışı işyerinden sigortalılık bildirimi bulunduğu, istem sonucunun 03.01.2010 tarihi olduğu görülmekle, davalılar adına kayıtlı 1266538,35 sicil sayılı işyerinden sigortalılık bildiriminin 01.12.2005 tarihinden öncesine yönelik davacı isteminde hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından, isteme konu 02.08.2001 - 30.11.2005 tarihleri arasındaki dönemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davalılara adına tescilli minibüste, davacı adına düzenlenen trafik cezaları ve ilk derece yargılama aşamasında beyanları alınan tanıkların, davacının, fiili çalışmalarına yönelik beyanları, davacının, davalılar adına kayıtlı 1266538,35 sicil numaralı işyerinden tam gün bildirimli çalışmaları dikkate alındığında, davacının, davalılar adına kayıtlı 1266538,35 sicil sayılı işyerinde 01.12.2005 - 03.12.2009 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz asgari ücrete tabi 1.143 gün çalıştığı, 854 gün çalışmasının fer'i müdahil SGK Başkanlığı'na bildirildiği, 289 gün çalışmasının fer'i müdahil SGK Başkanlığı'na bildirilmediği dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararının, bu gerekçelerle, isabetsiz olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerektiğinden bahisle; davalılar vekili ile fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüyle ... 16. İş Mahkemesi'nin, 26.01.2021 tarihli, 2019/9 E, 2021/36 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının, 02.08.2001 - 30.11.2005 tarihleri arasındaki isteminin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davacının, davalılar adına kayıtlı 1266538,35 sicil sayılı işyerinde 01.12.2005 - 03.12.2009 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz asgari ücrete tabi 1.443 gün çalıştığının, 854 gün çalışmasının fer'i müdahil SGK Başkanlığı'na bildirildiğinin, 589 gün çalışmasının fer'i müdahil SGK Başkanlığı'na bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Hizmet süresinde kesinti olmayıp işbu sebeple hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; yetersiz ve gerçeğe aykırı tek bir tanık söylemi ile yetinildiğini, taraflarınca araştırılması istenen hususların araştırılmadığını, 4 tanığın ifadelerinin göz ardı edildiğini, tanık ... beyanlarının çelişkili ve gerçek dışı olduğunu, davacının yedekçi şoför olduğunu, farklı plakalı araçlarda ceza aldığını, davacının sürekli ve devamlı olarak çalıştığı 01.12.2005-14.04.2008 tarihlerinde davacının sigortasını tam ve kesintisiz olarak kuruma bildirildiğini, bu tarihler dışında ise davacının davalılar yanında sürekli bir çalışması olmadığı, 27-28 yıldır durakta olan 4 adet tanığın ayrıntılı beyan ve anlatımı, davacının tanık ...'a ait olan 35 M 9077 plakalı araçta 06.12.2011–13.04.2012–10.02.2013–03.01.2014–13.09.2014 tarihlerinde aldığı trafik cezaları, davacının tanık ...'ın eşi üzerinden çalıştırdığı 35 T 7118 plakalı takside 09.04.2015 ve 04.04.2018 tarihlerinde aldığı trafik cezaları olduğundan bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Feri müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; tanık beyanlarında davacının yedekçi şoför olarak çalıştığını beyan ettiklerinin dikkate alınmadığını, dava konusu dönemde farklı plakalardan trafik cezalarının kesildiğini, davacı tarafça somut ve yeterli delil sunulmamış olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ..., ... oyları ve oy çokluğuyla,
26.09.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.
506 sayılı Kanun'un 79/1 inci maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.
Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda da, davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği bir kısım çalışmalarının 01.12.2005 tarihinden itibaren Kuruma bildirildiği 28.01.2001 tarihinden itibaren çalışmalarına ara vermediği anlaşıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Bölge Adliye Mahkemesince aksinin kabul edilmesi isabetsizdir. Kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun kararına bu nedenle katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!