10. Hukuk Dairesi 2023/7039 E. , 2023/7866 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/13 E., 2023/178 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde prime esas kazanç tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 17.07.1998 - 26.06.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, yurt dışına davalı firmanın şoförü olarak, ayda 2-3 sefer yaparak çalıştığını, harcırah ödemeleri elden yapılırken, ayrıca banka hesabına da asgari ücretin bir miktar üzerinde ödemelerin yapıldığını, davalı işverenin sadece banka hesabına ödediği asgari ücret düzeyindeki ödemeleri baz alarak, sigorta primlerini ödediğini, sigorta priminin eksik ödendiğini iddiada ederek, 17.07.1998 - 26.06.2012 tarihleri arasındaki sigorta primlerine esas teşkil eden kazançların tespitini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, tüm yasal hakları bakımından müvekkil şirketi gayrikabili rücu ibra ettiğini, davanın taleplerinin hak düşürücü süreye tabi olduğunu, 6100 Sayılı yeni HMK Md. 200 hükmü çerçevesince yazılı sınırı aşan ücret talebi iddialarının ancak yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, prime esas ücret kavramı ile kıdeme esas ücret kavramının farklı olduğunu, kıdeme esas ücreti belirlenirken 4857 sayılı İş Kanunu dikkate alınarak kıdem tazminatı hesaplamasında ücrete eklenecek ücret ekleri ve giydirilmiş ücret esas alındığını, Prime esas ücret kavramı ise 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun dikkate alınarak belirlendiğini, Yüksek Mahkeme kararlarında kıdeme esas ücret tespitinde dikkate alınan harcırah ödemesinin prime esas alınamayacağını ortaya koyduğunu, Yüksek mahkemenin sefer başına tır şoförlerine ödenen paraların niteliğini sosyal güvenlik hukuku çerçevesinde tartışmış ve şoförlere ödenen paranın yolluk kavramına dahil olabileceğini ve dolayısıyla yolluk kavramı tartışılmadan prime esas kazanca dahil edilmesini hukuken isabetsiz bulduğunu, başka kararlarında da tır şoförlerine ödenen paraların ne harcırah ne de sefer primi olduğu sadece ek ödeme olduğunu belirttiğini, ödenen paraların görev yolluğu niteliğinde olduğunu, bir şoför sefere çıkarken kendisine harcırah ve avans kalemi şeklinde iki ödeme yapıldığını, avans kaleminin şoförün ülke geçiş masrafları, otoban ücretleri, mazot ücretleri, gümrük masrafları, evrak masrafları, tren bilet ödemeleri gibi araca ve göreve ilişkin masrafları kapsamakta olduğunu, şoföre ödenen harcırahın yani görev yolluğunun ise şoförün seferde iken gündelik yemek, dinlenme ve şahsi harcamaları ile yer değiştirme masraflarını kapsadığını, dolayısı ile yasaların amir hükümleri, Yüksek Mahkemelerin içtihatları ve hukukun evrensel ilkeleri tır şoförlerine ödenen paraların prime esas kabul edilemeyeceği yönünde olduğundan davacı yanın açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili, Sigorta Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı yanın iddialarına ilişkin kayıt, bilgi ve belgelerin celbi Sayın Mahkemenizce istendiği, gelecek cevap tetkik edildikten sonra çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusu titizlikle araştırılması gerektiği, Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiği, davalı işverenin ve davacının Sosyal Sigortalar Kurumu nezdindeki kayıtların, getirtilmesi ve davacının iddiaları değerlendirilmesi gerektiği, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa, tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi gerektiği, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2015 tarih, E.2013/734, K.2015/357 sayılı kararıyla; "davacının davalıya ait iş yerinde 17/07/1998-26/06/2012 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışmış olduğu, bu süreye ilişkin prime esas kazanç tutarının tespitinin dava konusu yapıldığını, dosya içerisinde bulunan bordrolarda her ay değişen miktarlarda"yurtdışı harcırah şo" adı altında tahakkuk yapıldığı, ancak bu miktarın prim matrahına yansıtılmadığı, belirtilen miktarların salt iş verenin işi için harcanması gereken bir miktar olmadığı gibi davacının iaşesine veya yol masraflarının karşılanmasına yönelik yolluk veya harcırah mahiyetinde de olmadığı, her ay yapılan sefere bağlı olarak ücret mahiyetindeki ödeme niteliğinde olduğu, ve davacının ücret bordrolarında ücret miktarı belirtilen asgari ücret olarak tahakkuk ettirilmiş ayrıca harcırahlar ilave edilerek ücretle birlikte ödenmiş olduğu, anlaşılmaktadır. Bilir kişi raporundan davalı iş verenlik tarafından kuruma bildirilmeyen prime esas kazançların bu esas üzerinden hesaplanmış olduğu, anlaşılmış olmakla"
Davanın Kabulü ile;
Davacının davalı işveren yanında, çalıştığı süre içerisinde kuruma bildirilmeyen prime esas kazançlarının; özetle; 17.07.1998 - 26.06.2012 arası değişen gün sayısı kadar günlük değişen miktarlar üzerinden çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 01.12.2015 tarih ve E.2015/19863, K.2016/21085 sayılı kararında; "...uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverene ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “sefer primi”, “sefer yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77 inci maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dâhil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu dosyada yer alan yazılı belgeler irdelenmeli, ödemeler değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır." gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2015 tarih, E.2013/734, K.2015/357 sayılı kararı ile; açılan davanın kısmen kabulüne,
Davacının davalı işveren yanında çalışmaları sırasında Ağustos 2002- Haziran 2012 dönemleri arasındaki kuruma bildirilmeyen prime esas eksik günlük kazancının; aylar prime esas günlük ücret Ağu.02 -Haz.12 değişen miktarlarda Türk Lirası olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 28.11.2019 tarih ve E.2019/1244, K.2019/9220 sayılı kararında; "...Somut uyuşmazlıkta,mahkemece verilen ilk karar, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Dairemizin 01/12/2015 tarih ve 2015/19863, 2016/21085 E-K sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuştur. Ancak bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bu nedenle bozma sonrası verilen karar, bozulan ilk karardaki gerekçelere dayandığından hatalıdır. Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverene ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “sefer primi”, “sefer yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dâhil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu dosyada yer alan yazılı belgeler irdelenmeli, ödemeler değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır." gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;Açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
Davacının, davalı işveren yanında; Ağustos 2002-Haziran 2012 tarihleri arasında değişen oranlarda günlük asgari ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı kurum vekili; prime esas kazancının kuruma bildirilenden daha yüksek olduğunu yazılı delillerle şüpheye mahal vermeyecek şekilde açık ve net olarak ispat edilemediğini, eksik araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Şirket vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, harcırah ödemesinin prime esas kazanç olmadığının dikkate alınmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatları ile de davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3.üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'unun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 Sayılı Kanun 79 uncu maddesi,
3. Değerlendirme
1.Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin onuncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesinin dokuzuncu uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 inci ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'unun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 200 üncü ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
2.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3.5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80.inci maddesinin 1.inci fıkrasının (a) bendinde prime esas kazanca dahil edilecek kazançların neler olduğu düzenlenmiş, (b) bendinde ise sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacak ödeme ve yardımlar sıralanarak bunlar arasında yolluklara yer verilmiştir. Buna göre, maddenin 2. bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır.
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde yolluk; yol gideri olarak ödenen para, harcırah olarak tanımlanmış, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 3.üncü maddesinde, bu Kanunda geçen harcırahın, bu Kanuna göre ödenmesi gereken yol gideri, gündelik, aile gideri ve yer değiştirme giderinden birini, birkaçını veya tamamını ifade ettiği, 5 inci maddesinde, harcırahın; yol gideri, yevmiye, aile gideri ve yer değiştirme giderini içerdiği, ilgilinin, bu Kanun hükümlerine göre bunlardan birine, birkaçına veya tamamına hak kazanabileceği belirtilmiştir.
4.Diğer taraftan 28.08.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.10.2008 günü yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 103 üncü maddesinde, değinilen 77 inci ve 80 inci maddelere koşut düzenleme yapılmış, 28.09.2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1.inci fıkrasının (a) ve (b) Bentleri Kapsamındaki Sigortalılar İle Sadece Genel Sağlık Sigortasına Tabi Sigortalıların Prime Esas Tutulacak Kazançlarına Dair Tebliğ’in “Prime tabi tutulmayacak kazançlar” başlığını taşıyan 2.3.üncü maddesinde,
“2.3.1 - Ayni yardımlar;
2.3.3 - Görev yollukları;
Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği, işverenlerin sigortalılar için ödediği yollukların neleri kapsadığı, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 3 üncü maddesinde açıklanmıştır.
Buna göre, anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır.
Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir….” düzenlemesine yer verilmiş, 01.09.2012 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girip anılan Tebliği ilga eden İşveren Uygulama Tebliği’nin “Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı 7 nci maddesinde,
“7.8 - Prime Tabi Tutulmayacak Kazançlar
7.8.1- Ayni Yardımlar
7.8.3- Görev Yollukları
Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği 6245 sayılı Harcırah Kanununun 3 üncü maddesinde açıklanmıştır.
Anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır.
Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.” hükmü öngörülmüştür.
5.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
6-Eldeki davada ise, mahkemece verilen iki karar, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması gereği belirtilerek Dairemizin 01.12.2015 tarihli, ve 28.11.2019 tarihli ilamlarıyla bozulmasına karar verilmiş, Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuştur. Ancak bozmaların gereği yerine getirilmemiştir dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelenmesinde "firma defter ve muhasebe kayıtlarına ve Şoför Harcama Raporu veya Masraf Bordro dökümlerine bakılmaksızın bire bir olarak harcama/gider ayrımı yapılamayacağı, öte yandan defter ve kayıtların incelenmesinde dahi şoför bazlı kayıt tutulmamış yani toplu kayıt düzenlenmiş ise Şoföre düşen yalnızca araca bağlı zorunlu giderlerin birebir tespitinin mümkün olamayacağı hususunu belirtmekle beraber..." şeklinde raporda tespit ve değerlendirme yapılmış olmasına rağmen ve yine davalı şirket defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmadan sadece davalının gönderdiği belgeler üzerinde inceleme ile hazırlanan eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması bozma nedenidir.
7.Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında irdeleme yapılarak, davacıya söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dâhil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu dosyada yer alan yazılı belgeler irdelenmeli, davalı şirket defter ve belgeleri üzerinde gerektiğinde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, ödemeler değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!