10. Hukuk Dairesi 2023/6984 E. , 2023/7466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/319 E., 2023/14 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki teşvikten faydalandırılmak üzere kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen husumetten reddine dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.01.2016 tarihli ... SGM'ye yaptıkları başvurunun (2011/4,9-12; 2012/1, 3, 12; 2013/1, 3, 5, 7-12; 2014/1-12; 2015/1-11;) sayılı Kurum iç genelgesi gerekçe gösterilerek işleme, alınmadığı, ancak bu durumun yasa ve yönetmeliklere aykırı olduğu belirtilerek işlemin iptali ile başvurunun işleme alınmasını belirttiğinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı SGK başkanlığı vekili, cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev yönünden davanın reddi talebinde bulunmuş, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduklarını, aynı zamanda kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 30.01.2018 tarihli ve 2016/687Esas, 2018/59 Karar sayılı kararı ile "davanın kısmen kabülü kısmen reddi ile ... SGM'nin davacı şirkete yönelik 05.02.2016 tarih 734866 sayılı işlemin iptali ile davacı şirketin 28.01.2016 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğundan işleme alınması gerektiğinin tespitine, davanın Maliye Bakanlığı yönüyle reddine, dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk derece Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2016/687 Esas, 2018/59 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 29.141.2018 tarihli ve 2018/4766 Esas, 2018/8832 Karar sayılı bozma kararı ile "...27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yapılacak iş, İlk derece Mahkemesince Kurumdan davacının yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapmak, Kurumun başvuruyu kabul etmemesi halinde işin esasına girerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir." denilerek verilen karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2019/5 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararı ile; "...5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi uyarınca geriye yönelik prim teşvikinden yararlanmaya yönelik davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verileceği yasa hükmü haline getirildiği anlaşıldığından (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin ilamında davalı ... yönünden mahkememizce verilen kararın onanarak kesinleştiğinden vekalet ücreti taktir edilmiştir.) dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 08.01.2019 tarihli ve 2019/5 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 18.12.2019 tarihli ve 2019/2923 Esas, 2019/7884 Karar sayılı bozma ile"...Somut olayda, Bozma ilamında belirtildiği şekilde, 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde kapsamında, davacının kuruma başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması, Yasa kapsamında değerlendirmenin yapılması, başvurunun bulunması ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından talebin kabul edilmemesi halinde işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bozma ilamındaki hususların yerine getirilmemesi usule ve yasaya aykırı olmuştur." denilmiş ve karar 2. Kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin: 19.11.2020 tarihli ve 2020/49 Esas, 2020/425 Karar sayılı kararı ile "...Mahkememizce bozma ilamına uyulmuş, bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada davalı kurumdan, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi kapsamında kuruma dava konusu ile ilgili başvuruda bulunup bulunmadığı ve davacı şirkete bu hususta gerekli ödemelerin yapılıp yapılmadığı sorulmuş, kurumdan gelen yazı cevabından şirketin geçmişe dönük teşvik indiriminden faydalanma talebinin kurumca kabul edildiği, bakiye şirket alacağının hesaplanarak şirketin daha sonraki prim borçlarından mahsup edildiği anlaşılmıştır.
Bu bağlamda konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş, öte yandan davanın konusunu davalı SGK işleminin oluşturması, Maliye Bakanlığı yönünden herhangi bir uyuşmazlık bulunmaması ancak davanın açıldığı tarihte yerleşik hale gelmiş yargıtay içtihatları uyarınca Maliye Bakanlığı'nın davalı olarak gösterildiği hususları da dikkate alınarak Maliye Bakanlığı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve davanın Kısmen Reddine, Davalı SGK yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2020/49 Esas, 2020/425 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum ile Maliye Hazinesi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 05.10.2021 tarihli ve 2021/7355 Esas, 2021/11545 Karar sayılı ilamı ile "...5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı sonrasında tahkikat yapılarak ilk kaldırma kararı öncesi toplanan deliller kapsamında davalı kurumun yasa ve yönetmelikte yapılan düzenleme ile işverenlere tanınmış bir hakkı yasa ve yönetmelikte yeni bir düzenleme bulunmaksızın genelgeyle ortadan kaldırması veya hakkı sınırlamasının mümkün olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ve davacının başvurusunun hukuka uygun olduğundan işleme alınması gerektiği kanısına varılmıştır.
Davacının bu başvurusunun işleme alınması halinde kurumca fazladan ödendiği tespit edilen primler usule ve yasal şartlara uygun olarak tespit edilip öncelikle şirketin prim borçlarından düşülecektir. Bu bağlamda primlerin iadesi hususu kararın infazı aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olduğundan davacı şirketin fazladan ödenen primlerin şimdilik 1.000,00 TL'sinin taraflarına ödenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan dava konusu işlem davalı SGK tarafından tesis edilen bir işlem olup Maliye Bakanlığının eldeki dava açısından hasım gösterilmesi doğru değildir. Bu bağlamda davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanısına varılmıştır. Ancak davanın açıldığı tarih itibariyle o dönemde davada SGK nın değil Maliye Bakanlığının taraf olarak gösterilmesi gerektiğine yönelik verilmiş Yargıtay kararları dikkate alındığında davacının Maliye Bakanlığına husumet yöneltmesinde kusuru bulunmadığı dikkate alınarak davalı ... lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Buna göre, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... SGM tarafından davacı şirketin talebinin reddine dair tesis edilen 05.02.2016 tarih, 734866 sayılı işlemin iptaline, davacı şirketin 28.01.2016 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ,davacının fazla ödediği tespit edilecek prim tutarlarının 1.000,00 TL'sinin davalılardan tahsili talebi yönünden hükmün infazında dikkate alınacağından karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, kendisi lehine doğan prim alacakları bakımından verilen kararın hatalı olduğunu ayrıca diğer davalı ... Bakanlığına karşı da dava açıldığını ve bu nedenle bu davalının da sorumlu olduğunu belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ise, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında dava tarihindeki yasal mevzuat kapsamında işlem yapıldığını ve davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya yönelik olarak verilen belgelerin işleme alınması gerekip gerekmediğine ve Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 4447 Sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümleridir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
8.Eldeki davada, mahkemece, "... SGM tarafından davacı şirketin talebinin reddine dair tesis edilen 05.02.2016 tarih,734866 sayılı işlemin iptaline, davacı şirketin 28.01.2016 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine" dair karar verildikten sonra, "davacının fazla ödediği tespit edilecek prim tutarlarının 1.000,00 TL'sinin davalılardan tahsili talebi yönünden hükmün infazında dikkate alınacağından karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde karar verilmesi ile yapılan başvurunun işleme alınması gereğine dair verilen karar ile çelişki oluşturulduğu gibi, davacının talebi ve şarta bağlı olarak karar verilemeyeceği hususunun dikkate alınmaksızın karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
,
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!