WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/6884 E.  ,  2023/8156 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiası nedeniyle almakta olduğu aylığın kesildiğini, ancak davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını, herhangi bir araştırma yapılmaksızın aylığının kesildiğini belirterek, aylığın tekrar bağlanmasına ve alamadığı yetim aylığının 250,00 TL'sinin tahsiline dair karar verilmesini talep etmektedir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylığın kesildiğini belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmaktadır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın boşanmadan sonra birlikte yaşama iddiası ile aylığın kesilmesi işleminin iptali, borçlu olunmadığının tespiti ve aylıkların ödenmesi istemi ile açılan dava olduğu, tanık olarak dinlenen kamu tanıkları, muhtar ve aza beyanları, zabıta araştırması, nüfus araştırması, kurum tahkikat evrakları ve tüm dosya kapsamından davacının boşanma tarihinden sonra boşandığı eşi ile aynı adreste yaşamayı sürdürdüğü gerekçeleri ile davanın reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, tek bir tanığın beyanına dayalı olarak davanın reddedildiğini, tanık ile aralarında husumet bulunduğunu belirterek kararın kaldırılması gerektiğinden bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı Kurum vekili, 250,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, vekalet ücretine ilişkin kararın yerinde olmadığını belirterek vekalet ücreti bakımından kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2020 tarih ve 2018/2540 E., 2020/935 K., sayılı kararı ile, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı ile boşandığı eşinin 2007 ve 2013 yıllarında aynı adreste kayıtlı oldukları, davacının kardeşinin tarafların boşandıklarından haberdar olmadığı, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 2011 yılında düzenlenen davacının boşandığı eşi adına düzenlenen abonelik sözleşmesindeki adresin davacının adresi ile aynı adres olduğu, Kurum denetmeni tarafından yapılan tespitin aksinin davacı tarafından ortaya konulmadığı, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiği gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen kararın mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği, bu haliyle davanın esası hakkında verilen kararın yerinde olduğu, ancak davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 250,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından davalı Kurum vekilinin buna yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. O halde kararın bu yönü ile kaldırılması gerekmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 355 inci maddesinde, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353 üncü maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nın 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği belirtilerek;

A)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Malatya 2. İş Mahkemesinin 04.10.2018 tarih, 2017/91 Esas, 2018/526 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı HMK'nın 353/1. maddesinin (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına,

B) 1-Davanın reddine, " karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında; "Uyuşmazlık konusu dönem olan 01.12.2009 – 12.02.2015 tarihleri arasında davacının ve boşanmış olduğu eşi ...’ın kayıtlı bulunduğu adreslerinde kolluk araştırması yapılmalı, bu adreslerin bulunduğu mahallerde görev yapmış/yapmakta olan, muhtar ve azalar ile resen tespit edilecek kişilerden (köy imamı, çevre esnaf, komşular vb.) kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, her ikisi bakımından MEDULA sistemindeki kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından istenilmeli, tüm bu hususlar tespit edildikten sonra, “boşanılan eşle uyuşmazlık konusu dönemde eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığı altında yeniden değerlendirilmeli ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. " hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kardeşi ...'nın hem mahkeme aşamasındaki hem de denetmene verdiği beyanları, davacının adresi olmasına rağmen boşandığı eşini tanıyan ve bu sitede oturduğunu beyan eden ...'in beyanı (Fazilet Sitesi), davacının boşandığı eşine ait adres olan fakat bu adresde davacının oturduğunu beyan eden tanık ...'ın beyanı (Mesut Apartmanı), tanık ...'ın beyanını destekleyen tanık ...'ın beyanı (Mesut Apartmanı) dikkate alındığında davacının boşandığı eşiyle aynı adreste ikamet ettiği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar tanık ..., ... ve ... eşlerini görmediklerini beyan etmiş iseler de davacının boşandığı eşinin adresinde oturduğunu, boşandığı eşinin de davacının evinde oturduğunu beyan etmeleri ve bu şekilde kişileri tanımaları nedeniyle birlikte yaşama olgusunu destekledikleri değerlendirilmiştir. Öte yandan, bir kısım tanıklar davacının boşandığı eşinin boşandıktan sonra ...'a çalışmaya gittiğini beyan etmiş iseler de Kurum tespitinden önceki tarihlerde davacının boşandığı eşinin halen Malatya ilinde çalışmaya devam ettiği, tanıkların bu beyanlarının tespitten çok sonraki bir dönem için geçerli olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle, Dairemizce oluşan kanaat; birlikte yaşama olgusunun sübuta erdiği, davacının Kurum işleminin aksini ispatlayamadığı yönünde olduğundan davanın reddine dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, tek bir tanığın beyanına dayalı olarak davanın reddedildiğini, tanık ile aralarında husumet bulunduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yetim aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 56/son fıkrasıdır. Maddenin başlığı gelir ve aylık bağlanamayacak haller olup, maddeye göre; "ölen sigortalının hak sahiplerinden; ... eşinden boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır. "

Madde 96 hükmüne göre "Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
...itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır..."

Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tesbit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.