10. Hukuk Dairesi 2023/6876 E. , 2023/7095 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1548 E., 2023/60 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/99 E., 2019/297 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverene ait işyerinde 20.11.1996 - 02.12.2013 tarihleri arasında çalıştığını, 1997 yılı haziran ayı ile 1998 yılı temmuz ayı arasında 13 ay kadar çalışmaya ara verdiğini, bunun dışında sürekli çalıştığını, iş akdine 02.12.2013 tarihinde işveren tarafından son verildiğini, 20.11.1996 tarihinde işe girmesine rağmen SGK'ya 2001 yılında bildirim yapıldığını, 2002 yılı 2 inci ayda çıkış gösterilerek 13.08.2002 tarihinde tekrar giriş yapılıp 12.08.2003 tarihinde çıkış, 09.09.2003 tarihinde ise yeniden giriş yapılıp bu tarihten sonraki çalışmaların SGK'ya eksiksiz olarak bildirildiğini belirterek; 20.11.1996-09.09.2003 tarihleri arası bildirimsiz dönemlerin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortaya bildirilen dışında başkaca çalışmasının bulunmadığını ileri sürerek davanın karar verilmesini istemiştir.
Davalı SGK Başkanlığı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, hizmetin kesintili olarak bildirildiği durumlarda hak düşürücü sürenin bildirilen son hizmetin sona erdiği tarihten başlatılması gerektiğini, hizmetinin 2013 yılı Kasım ayında sona erdiğini, dolayısıyla hak düşürücü sürenin dolmadığını, işe giriş çıkış kayıtlarının da gerçek durumu yansıtmadığını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "davacının talep ettiği 03.02.2001 öncesi dönem de hak düşürücü süreye uğramıştır. 03.02.2001 - 09.09.2003 tarihleri ise zaten bildirilmiştir. Bu itibarla, davacının bildirim dışı kalan ve hizmetinin tespitini talep ettiği 03.02.2001 tarihi öncesi dönemin hak düşürücü süreye uğradığı açık olup ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiş, adli yardım talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2. 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3. Değerlendirme
1.Somut olayda, davacının davalı işyerinden 03.02.2001 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal etmiş olduğu, davacının 03.01.2001-28.02.2002, 13.08.2002-12.08.2003 tarihleri arasında aralıklı ve kısmi, 09.09.2003-02.12.2013 tarihleri arasında kesintisiz bildirimi bulunduğu, mahkemece 20.11.1996-02.02.2001 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine ilişkin verilen karar yerinde ise de; davacının tespitini istediği Kuruma bildirimi yapılan süreler dışında kalan 03.02.2001-08.09.2003 tarihleri arasında kesintisiz geçtiği iddia olunan fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
2.Mahkemece, 03.02.2001-08.09.2003 tarihleri arasında geçen dönem bakımından davacı isticvap olunarak birlikte çalıştığı kişiler sorularak beyanı alınmalı, birlikte çalıştığını belirttiği kişiler ve göstereceği bordro tanıkları dinlenilmeli, aynı şekilde aksi yöndeki tanıkların bildirilmesi yönünde davalılara da süre verilerek, tanık bildirilmesi halinde dinlenilmesi, gerekli görülmesi halinde mahkemece de re'sen bordro tanıkları tespit edilerek tanık olarak beyanları alınmalı, buna rağmen bordro tanığı beyanları yeterli görülmediği taktirde gerekirse komşu iş yeri işverenleri ve çalışanları usulüne uygun olarak belirlenmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasında çelişki oluşursa giderilmeli, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
3.Bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacının adli yardım talebinin kabulüne,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üyeler ... ve ...'ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle,20.06.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 20.11.1996-02.12.2013 tarihleri arasında 97 yılı Haziran ayı ile 1998 yılı Temmuz ayı arasında verilen ara dışında blok çalışması olduğunu iddia eden ve işyerinde 03.02.2001 tarihinden itibaren prim günleri kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 03.02.2001 tarihinden sonra 09.09.2003 tarihine kadar aralıklı, sonra ise tam olarak kuruma bildirilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilirken, 02.03.2001-09.09.2003 arasındaki çalışmanın fiili olup olmadığı yönünde araştırmaya yönelik bozulmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 05.08.1999 tarihi ile sonrası kayda giren 06.10.1999 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Davacı bu sürenin deneme süresi olduğunu iddia etmektedir. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Davacının temyizi nedeni ile bu yönde de delillerin toplanması gerektiği gerekçesi ile karar bozulmalıdır. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki gerekçesine katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!