WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/6853 E.  ,  2023/7429 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/766 E., 2022/74 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının 01.09.2003 - 31.05.2007 tarihleri arasında sigortasız çalışmalarının tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle tespite konu olamayacağını, davacının fiilen 2007 yılı Haziran ayında çalışmaya başladığını, bu tarihten önce farklı yerlerde çalışmalarının bulunduğunu, davacının talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, diğer davalıya ait işyerinde 01.06.2007 - 31.05.2009, 15.11.2010 - 31.05.2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin kayıt altına alındığını, Kurum kayıtlarına geçen başka hizmeti olmadığını, 5 yıldan önceki taleplerin hak düşürücü süre nedeniyle reddi, çalışma olgusunun ispatı gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2014/276-2018/389
Karar sayılı kararıyla; Davacının iddiasını kanıtladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalıya ait ... sicil numaralı işyerinde 01.09.2003 - 31.05.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/3024-2019/437 Karar sayılı kararıyla; “davacının, avukatlık yapan ölen davalıya ait bulunan işyerinde 01.06.2007 - 31.05.2009 tarihleri arasındaki hizmetlerinin kayıt altına alınmış bulunması, çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi, çalışmanın sona erdiği tarih ile davanın açılış tarihi gözetildiğinde, dava konusu edilen dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmemiş olması, uyuşmazlık konusu dönemde davacı ile birlikte aynı işyerinde çalıştığı kayıt altına alınmış olan dönem bordrosu tanığı ... ile dinlenen diğer tanıkların ve komşu işyeri çalışanlarının, davacının hüküm altına alınan 01.09.2003 - 31.05.2007 tarihleri arasında da ölen davalıya ait işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını doğrulamaları, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ilk derece mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu…” gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarih ve 2019/2670 -2020/787 sayılı kararında; "Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının ,davalı işyerinde 01.06.2007 - 31.05.2009 ve 15.11.2010 - 31.05.2012 dönemlerinde hizmet kaydının bulunduğu, davacıya Kurum tarafından 2009/6-11. aylar için işsizlik sigortası ödemesi yapıldığı, dinlenen bordro tanığı avukatla davalının husumetli olduğu, hakkında ağır cezada görülmekte olan dava bulunduğu, davacının işten ayrıldıktan sonra bordro tanığı olan ...’nun yanında çalışmaya başladığı, bir kısım icra dosyasında davacının imzasının ve adını yer aldığı, dinlenen tanıkların çalışmayı doğruladıkları anlaşılmaktadır.

Somut olayda, hizmet tespiti kabul kararının ... Adliyesi’nde çalışan memurların beyanları doğrultusunda verildiği ve beyanda bulunan tanıkların 01.09.2003 - 31.05.2007 tarihleri arasındaki dönem yönünden açıklamalarının çalışma olgusunu hiçbir tereddüte ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde yeterli olmadığı, çalışmanın kesintisiz ve sürekli olup olmadığının anlaşılamadığı, davalı müteveffanın görme engelli olduğu ve yaptığı avukatlık mesleği gereği adına davacı tarafından Bankalardan veya İcra Müdürlükleri’nden para çekme işleminin yapılabileceği değerlendirildiğinde araştırmanın genişletilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş, davalı müteveffanın görme engelli olduğu gözönünde bulundurularak Bankalardan para çektiği esnada davacının yanında olup olmadığının, icra ödemeleri yapılırken davacının imzasının bulunup bulunmadığının araştırılması, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir. " gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının Davacının ... sicil numaralı iş yerinde 01.09.2003 - 31.05.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; bir hukuk bürosunda çalıştığı iddiasında olan bir kişinin yıllarca sigortasız, her türlü sosyal ve sağlık güvencesinden ari çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dinlenen tanıkların bu hususta bir beyanda bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme ve detaydan yoksun eksik tanık ifadelerine dayanılarak karar verildiğini, hak düşürücü süre konusundaki tespitin de yanlış olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 80 ve 86/9 uncu maddeleri, 6100 sayılı Kanunu'nun 31 inci ve 119/1-e maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

2. İnceleme konusu dava dosyasında, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında "Bankalardan para çektiği esnada davacının yanında olup olmadığının, icra ödemeleri yapılırken davacının imzasının bulunup bulunmadığının araştırılması" gerektiği hususları açıkça belirtilmiş ise de Mahkemece bu hususta araştırma yapılmadan yazılı şekilde sonuca gidilmiştir.

3. Somut olayda, davacının uyuşmazlık konusu olan 01.09.2003- 31.05.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine dair kurulan hükmün yetersiz ve soyut tanık beyanları esas alınarak oluşturulması hatalı olmuştur. Yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.

4. HMK 31. maddesi kapsamında davacıya davasını somutlaştırması yükümlülüğü çerçevesinde ihtilaflı dönemde avukatlık faaliyetinin yürütülmesi kapsamında hangi dosyalarda işlem yaptığı, para çektiği ve iştirak ettiği icra dosyaları, dava dosyaları ve yürütülen işle ilgili kullanılan banka hesapları, haciz işlemlerine katılıp katılmadığı, hususları sorulmalı, bankalardan para çektiği esnada davacının yanında olup olmadığının, icra ödemeleri yapılırken davacının imzasının bulunup bulunmadığının araştırılmalı, davacıya iddiasına konu avukatlık bürosunda geçen çalışmalarını bilebilecek nitelikteki komşu işyeri ve konut sahipleri ayrıntılı olarak açıklatılmalı, davacının bildireceği şahıslar ile re'sen tespit edilebilecek şahısların (yönetici, kapıcı gibi şahıslar detaylı olarak araştırılarak) çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde, duruşmalarda yöntemince tanık olarak beyanlarına başvurulmalı, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.