10. Hukuk Dairesi 2023/6680 E. , 2024/3475 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2498 E., 2023/274 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/64 E., 2022/373 K.
Taraflar arasındaki, bağlanan yaşlılık aylığının HSK üyeliği yapmış olan davacı bakımından Yargıtay Daire Başkanları kıstas alınarak yükseltilmesi ve ikramiye ödenmesi ve buna göre aylık farkları ile ikramiyenin yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Kurumun istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın, kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tüm taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının avukatlık yapmakta iken Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) üye olarak seçildiğini, 22.10.2010 tarihinde 1/1 Derece-Kademe (D-K) ve 7600 ek gösterge üzerinden göreve başladığını, görevinin 30.10.2014 tarihinde süre bitimi ile kendiliğinden sona erdiğini. 31.07.2017 tarihinde emeklilik müracaatında bulunduğunu, davalı Kurumun 28.12.2017 tarih ve 61239793/65.583.249.0 sayılı aylık bağlama kararı ile 1/4 D-K, 7600 ek gösterge ve 26 yıl 1 ay hizmete karşılık 01.08.2017 tarihinden itibaren 2.325,30 TL aylık bağladığını, bağlanan aylığın 18.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6087 sayılı HSYK Kanununa aykırı olduğunu, 03.01.2018 tarihinde karara itiraz edildiğini, itirazın davalı Kurumca reddedildiğini, 6087 sayılı HSYK Kanunu özel ve sonradan yürürlüğe girdiğinden 5510 sayılı Kanununa göre öncelikli olduğunu. 6087 sayılı HSYK Kanununda seçimle gelen üyelerin (6087 m.2/j) görev süreleri boyunca özlük haklarının ve emekli olduktan sonraki dönemde de 5510 sayılı Kanun kapsamındaki hak ve yükümlülüklerinin Yargıtay Daire Başkanı esas alınarak belirlenmesi gerektiğinin amir olduğunu. HSYK'nın seçimle gelen (6087 m.2/j) üyelerinin)hukuki durumlarının ve resmi protokoldeki yerlerinin Yargıtay Daire Başkanıyla aynı olduğunun, HSYK ’nın seçimle gelen üyelerine 5510 sayılı Kanuna göre bağlanacak aylık, emeklilik ikramiyesi ve sair mali ve sosyal haklar bakımından Yargıtay Daire Başkanına sağlanan haklardan "aynen" yararlandırılacağını, davalı Kurumun "5510 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü madde de belirtilmeyen hiç kimse bu haklardan istifade edemez" şeklinde zorlama ve daraltıcı bir yorumla yaptığı işlemin yasaya aykırı olduğunu, davalı Kurumun: görev süresi içinde tanınan özlük haklarının emeklilik dönemine ilişkin 5510 sayılı Kanuna göre işlem yaparken, geçici 4 m. deki şartlara veya geçmişteki 5434 sayılı Kanunu kapsamından çalışmışlık aramasının; hukukçu, akademisyen veya serbest avukatlıktan seçilen Kurul üyeleri bakımından kanun lafzına ve amacına aykırı olduğunu, davalı Kurumun 28.12.2017 tarih ve 61739793/65.583.249.0 sayılı aylık bağlama kararı ile bu karara ilişkin itirazın reddine ilişkin 05.03.2018 tarih ve 4607646583.249 sayılı kararının hukuka aykırılığının tespitine ve ayrı ayrı iptaline. Emeklilik/aylık bağlama ile sair mali ve sosyal hak ve işlemlerinin 6087 sayılı Kanun 34/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire Başkanı esas alınarak yapılması gerektiğinin tespitine. Emekli aylığının bağlandığı 01.08.2017 tarihinden itibaren emekli aylığına ilişkin eksik ödeme intibakının yapılarak ödenmeyen farkların yasal faiziyle birlikte iadesine, ödenmemiş bulunan emekli ikramiyesinin 01.08.2017 tarihinden bu yana işlemiş bulunan yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Dava konusu ihtilafla ilgili olarak müvekkili Kurumca tesis edilen işlemde kanun ve mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan değerlendirmelere göre; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 1.derece 4.kademe intibakı + 7600 ek gösterge intibakı esas alınarak Yargıtay Daire Başkanı ücreti esas alınmak suretiyle emekli aylığının ve emekli maaşının belirlenmesi gerektiği anlaşılmış, buna göre davanın kabulüne, davalı Kurumun işleminin iptaline, davacının toplam 26 yıl, 3 gün hizmetine, 5434 sayılı kanun kapsamında 1.derece, 4.kademe intibakı artı 7600 ek gösterge intibakı esas alınarak Yargıtay Daire Başkanı ücreti emsal alınmak suretiyle 01.08.2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanan davacıya ikramiyeye esas 4 tam yılına karşılık emeklilik ikramiyesi miktarının 18.593,02 TL olarak tespitine, davacının emekli maaşlarının ayrı ayrı tespitine ve davacının emekli maaşının 01.08.2017 tarihinden başlatılmasına, 01.04.2022 tarihi itibari ile toplam alacak miktarının ise 504.714,05 TL olarak tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili, Mahkemece yeniden yargılama yapılması gerektiği, davanın reddini gerektiği, yersiz açılan davanın red olması gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, müvekkil Kurumca yapılan işlemlerde hata bulunmadığı gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, uyuşmazlık, davacının HSYK üyeliği yapmış olması sebebiyle aylığının hesabında Yargıtay Daire Başkanı aylık hesabı uygulanıp uygulanmayacağı, aylık hesabının hangi kriterler esas alınarak uygulanacağı ve 4/c sigortalılığı dönemi için emekli ikramiyesi alıp alamayacağına ilişkindir.
5982 sayılı Kanunla Anayasa'ya eklenen geçici 19 uncu maddesinin beşinci fıkrasında "İlgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar.' denilmektedir.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 34 üncü maddesi gereğince, "Kurulun seçimle gelen üyeleri; görevleri süresince, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatta öngörülen tüm malî ve sosyal haklardan yararlanırlar. Kurulun seçimle gelen üyelerinin, sosyal güvenlik bakımından 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu7nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki hak ve yükümlülükleri, Yargıtay daire başkanı esas alınarak tespit edilir.
(2) Başkan dışındaki Kurul üyelerine, (30.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir. Bu tazminata hak kazanılması ve ödenmesinde 2802 sayılı Kanun'un aylıklara ilişkin hükmü uygulanır ve bu tazminat damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaz. (3) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, kadro ve eski görevleriyle ilişkileri kesilir. (4) Kurulun seçimle gelen üyeleri, bu Kanunda belirtilenler dışında kalan özlük işleri ve hakları bakımından Kurul üyeliği görevi süresince, Yargıtay daire başkanı hakkındaki hükümlere tâbidirler."
Aynı Kanun'un "Mali ve Sosyal Haklar ile Emeklilik" başlıklı geçici 2 nci maddesi gereğince, "07.05.2010 tarihli ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla değiştirilen Anayasanın 159 uncu maddesi uyarınca oluşturulan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun seçimle gelen üyelerinden, 5510 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesi kapsamında bulunanların, emeklilik hak ve yükümlülükleri; 2802 sayılı Kanun'un geçici 16 ncı maddesi kapsamına giren Yargıtay daire başkanı esas alınarak tespit olunacağı belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un geçici 4 üncü maddesinde, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiş ve 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte, 5434 sayılı Kanun’a göre iştirakçi olanlar hakkında sosyal sigortalar bakımından bu Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmüştür. Buna göre 5510 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ile önceden 5434 sayılı Kanun’a tabi çalışmış olup da 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ve bunların dul ve yetimleri hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
2802 sayılı Kanun’un geçici 16 ncı maddesinde ise 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, 2802 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinde unvanları belirtilen kişilerin emeklilik kesenek ve karşılıkları ile emekli aylıkları ve ikramiyelerinin hesaplanmasında 5536 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki bu hususlara dair hükümlerin uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. Buna göre ilk defa 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına giren 2802 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinde unvanları belirtilen kişiler kural kapsamında değildir. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden önce iştirakçi olan anılan kişilerin, emekli kesenek ve karşılıkları ile emekli aylık ve ikramiyeleri hesaplanırken 5536 sayılı Kanun’dan önceki mevzuat hükümleri uygulanacaktır.
Buna göre davacının 01.10.2008 öncesi 5434 sayılı Kanun kapsamında hizmeti olmadığından Kurumun aylık bağlama ve hesaplamaya yönelik işleminde isabetsizlik bulunmadığı, Kurumun bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davada, aynı zamanda emekli ikramiyesi ödenmesi talebi de bulunmaktadır.
2829 sayılı Kanun'un "Emekli İkramiyesi" başlıklı 12 nci maddesi "Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara,T.C. Emekli Sandığına tabi daire,kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir." düzenlemesinde geçen "Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ibaresi Anayasa Mahkemesinin 2005/40 E, 2009/17 K, 05/02/2019 tarihli kararı ile iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin ilgili kararının gerekçesi " 2829 sayılı Kanunda benimsenen sistemle, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli olanlara yaşlılık aylığı bağlandığı halde, itiraz konusu ibareyle son defa bağlı olunan sosyal güvenlik Kurumuna göre ayırım yapılarak Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara, 5434 sayılı Kanun'a tabi çalışma süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesi, Anayasa'nın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, adil sonuçlar doğurmadığından 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine de aykırıdır. Bu nedenle itiraz konusu ibare, Anayasa'nın 2 ve 10 uncu maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." şeklindedir.
Yukarıda belirtilen iptal kararı gözetildiğinde davacıya 4/c kapsamında çalıştığı süre için emekli ikramiyesi ödenmesi gerekmekte olup davacının 4 yıllık çalışmasına karşılık emeklilik ikramiyesi miktarının 18.593,02 TL olduğu belirlenmiştir.
O halde dava konusu aylık bağlanması ve miktarının hesaplanmasına ilişkin Kurum işlemi doğru olup,emekli ikramiyesinin ödenmesi talebinin reddi işlemi hatalı olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalının istinaf başvurusu kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve dosyada mevcut delillerin hüküm kurmak için yeterli olduğundan delil toplanmasına ve duruşma açılmasına gerek olmaksızın davanın kısmen kabulüne, davacının, emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin reddine ilişkin dava konusu Kurum işleminin iptaline, davacının emekli ikramiyesine hak kazandığının ve emekli ikramiyesinin 01.08.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik dava konusu Kurum işleminin iptali talebinin reddine, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece esas alınan raporun hatalı olduğunu, esasen taleplerinin hukuki ve yasal mevzuata uygun olduğunu, HSK üyeliği nedeniyle 6087 sayılı Kanunda herhangi bir ayrım gözetilmediğini, Anayasa ve diğer tali mevzuat hükümlerine göre tüm talepleri ve bu arada ikramiye talepleri bakımından da davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı SGK vekili, davacı lehine hatalı karar verildiğini, vekalet ücreti ve yargılama giderinden idarenin sorumlu tutulmaması gerektiğini, dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini, davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerin mevzuata ve yasaya uygun olup hatalı bir işlem bulunmadığını, buna göre davacı hakkında tüm taleplerinin reddine dair karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, HSK üyeliği yapmış olan davacı bakımından 01.08.2017 tarihi itibari ile bağlanan yaşlılık aylığının Yargıtay Daire Başkanları kıstas alınarak yükseltilmesi gerekip gerekmediği ve HSK üyeliği nedeniyle 5434 sayılı Kanun'un ek 82 ile 89 uncu maddeleri hükümlerine göre ikramiye ödenmesi ve buna göre aylık farkları ile ikramiyenin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan yasal faizi alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Anayasanın geçici 19 uncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 359 uncu maddesi ile 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci ve geçici 4 üncü maddeleri, 5434 sayılı Kanun'un 89 ile ek 82 nci maddesi, 6087 sayılı Kanun'un 34 ve geçici 2 nci maddesi, 2802 sayılı Kanun'un geçici 16 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,
29.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!