10. Hukuk Dairesi 2023/6636 E. , 2023/6863 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2599 E., 2023/529 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/164 E., 2022/268 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı şirket vekili ve fer'i müdahil kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararın davalı şirket vekili ve fer'i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde 23.04.2009 tarihinde şoför, işçi, kalfa olarak işe girdiği, 15.03.2021 tarihinde işten çıkarıldığı, belirtilen dönemde aralıksız ve devamlı çalıştığı, işverenin emir ve talimatları doğrultusunda bütün işleri yaptığı, Isuzu marka kamyonu kullandığı, haftada 2-3 gün kamyonla şehir dışına, ..., ..., ..., Beypazarı, Kaman gibi il ve ilçelere sefer yaptığı, inşaat malzemeleri gibi yükleri götürüp getirdiği, buna karşın SGK hizmet dökümü cetvelinde günlerinin eksik bildirildiğini belirterek, 23.04.2009-15.03.2021 tarihleri arasında SGK hizmetlerinin tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile,
1-Davacının davalı iş yerinde kuruma bildirimi yapılan süreler hariç 02.05.2009-15.03.2021 tarihleri arasında kesintisiz ve asgari ücret ile çalıştığının tespitine,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ve fer'i müdahil kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Şefik İnş. Taah. Oto San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 23.04.2009 - 15.03.2021 tarihleri arasında kesintisiz olarak müvekkil işyerinde çalıştığı iddiası maddi dayanaktan yoksun ve asılsız olup hizmet tespiti davasının lehine sonuçlanması sonrasında hak kazanmadığı kıdem tazminatını müvekkilden tazmin ederek sebepsiz zenginleşme maksatlı olduğunu, bu çalışma süreleri kesintisiz olmayıp davacı, müvekkil işyerinde çalışmadığı süre zarfında, belli dönemlerde hiç çalışmadığı gibi, belli dönemlerde de başkaca iş yerlerinde sigortalı olarak çalıştığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, feri müdahil olması gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile nizalı dönemin bir kısmında dava dışı işyerlerinden bildirimde bulunanlar arasında organik bağ olduğundan, dinlenen kamu tanık beyanlarından da davacının davalı iş yerinde kuruma bildirimi yapılan süreler hariç 02.05.2009-15.03.2021 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmakla kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ve fer'i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil kurum vekili, davacının 23.04.2009 - 15.03.2021 tarihleri arasında kesintisiz olarak müvekkil işyerinde çalıştığı iddiası maddi dayanaktan yoksun ve asılsız olup hizmet tespiti davasının lehine sonuçlanması sonrasında hak kazanmadığı kıdem tazminatını müvekkilden tazmin ederek sebepsiz zenginleşme maksatlı olduğunu, bu çalışma süreleri kesintisiz olmayıp davacı, müvekkil işyerinde çalışmadığı süre zarfında, belli dönemlerde hiç çalışmadığı gibi, belli dönemlerde de başkaca iş yerlerinde sigortalı olarak çalıştığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanlatemyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı şirket vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, feri müdahil olması gerektiğini beyanla temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
HMK 31 madde gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, HMK 31 maddesi ve 119/1-e maddesi gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
3. Değerlendirme
Eldeki davada mahkemece davalı işyeri ile dava konusu dönemde davacı adına hizmet bildirimi yapan işyerlerinin kanun kapsam faaliyet ve kapasite durumlarının, davalı şirket ile dava konusu dönemde davacı adına hizmet bildirimi yapan işyerleri arasında organik bağ olup olmadığı ve davacınn çalışma olgusunun yeterince ortaya koyulmadan eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Davacının 23.04.2009-15.03.2021 arası dönemde davalı şirket nezdinde sürekli çalıştığını iddia etmesi karşısında, Mahkemece, davacının dava konusu dönemde hizmet bildirimi yapan işyerlerinde çalışıp çalışmadığı, çalışmasının nasıl olduğu, ne iş yaptığı, davalı işveren tarafından bu iş yerine çalışmak üzere gönderilip gönderilmediği hususlarında davacının beyanı alınmalı, işverenlerin bordrolarında özellikle davacı adına bildirim yapılmayan dönemde çalışma kaydı olan kişiler resen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.
2.Dava konusu dönemde davacı adına bildirim yapan tüm şirketlerin ve işyerlerinin ticaret sicil belgeleri, vergi kayıtları ve ilgili tüm kayıt ve bilgiler dosya arasına alınarak, hakim sermaye ortaklarının aynı olması, kayıtlı adreslerinin aynı olması, faaliyet konularının aynı olması, aynı adreste faaliyet göstermeleri gibi hususlara bakılarak anılan davalı şirketler arasında organik bağ hususu belirlenmeli, farklı iş yerleri olduğunun tespit edilmesi halinde hak düşürücü süre değerlendirilmeli, davacının farklı iş yerlerinde çalışmadığı iddiası varsa bu hizmetlerin iptali sağlanmadan hizmet tespiti yapılamayacağından, bu durumda dava dışı diğer işverenin HMK 124 üncü maddesi gereğince davaya dahil edilmelidir.
Uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varsa çelişkiler giderilip, hak düşürücü süre değerlnedirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!