WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/6432 E.  ,  2024/4960 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1201 E., 2021/1276 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/205 E., 2020/172 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili 13.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 09.05.2009 tarihli iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 100,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 140.596,34 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın trafik kazasından kaynaklanan tazminat davası olduğunu, olayın olduğu tarihin 2009 yılı olduğunu, tazminat davasının ise 2017 yılında açılmış olduğunu, bu nedenle alacak zaman aşımına uğradığını, davacı kendi kusuru ile kazaya sebebiyet vermiştir, müvekkilin bu olayda herhangi bir etkisinin olmadığını, kaldı ki işyeri kayıtlarına göre davacının iş yeri adına müşteri ziyaretine gittiğine dair bir delil bulunmadığını, davacının herhangi bir maddi ve manevi tazminat hakkının olmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; 09.05.2009 tarihinde saat 12.45 sıralarında 27 KA 759 plakalı araç ile iş görüşmesinden dönerken Çevre yolunu takiben Gaziantep istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli kavşağa gelirken sağ taraftaki stabilize yoldan çıkan Asiye Analan'ın kullandığı ..... plakalı otomobille çarpışarak, çarpışmanın etkisiyle savrulan ..... plakalı karşı yönden gelen sürücü ...'nın kullanmış olduğu .... plakalı kamyonla çarpışması sonucu oluşan yaralanmalı ve maddi hasarlı iş kazası kapsamında 18.10.2019 tarihli kusur raporu kapsamında Asiye Analan'ın %50, kazalı çalışanları iş sağlığı ve güvenliği konusunda vermesi gereken eğitim sorumluluğunu yerine getirmediği işyerinde denetleme ve gözetleme yükümlülüğünü yerine getirmediği için %30, davacı ...'nin kavşağa girerken daha dikkatli ve hızını yavaşlatması kuralına dikkat etmediğinden %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, sürekli iş göremezlik oranı olarak %42 oranı dikkate alınarak, hesap raporuna göre 140.596,34 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin bilgisi ve talimatı olmadan, görev yazısı, izin veya onay almadan iş görüşmesine gittiğini, kaza yapılan aracın davacının şahsi aracı olduğunu, ATK raporunda davalı şirkete herhangi bir kusur atfedilmediğini, davalı şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının davalıya ait Kahramanmaraş Şubesinde mağaza yöneticisi olarak çalışırken kendisine ait şahsi araçla işin işleyişiyle ilgili problemleri çözmek amacıyla yanına yardımcısı olan ...'yu da alarak mesai saatleri içinde iş görüşmesine gittiği, dönüş yolunda davaya konu kazayı geçirdiği, SGK'nun olayı iş kazası olarak kabul ederek davacıya gelir bağladığı, kaza sırasında davacının yanında bulunan ve birlikte çalışan ...'nun ve davacının SGK müfettişine verdikleri ve aşamalarda tekrar ettikleri beyanlarından daha önce de bu tür iş görüşmelerine gittikleri, hatta davacının şahsi aracı olmasına rağmen yol ve yakıt giderlerinin işveren tarafından karşılandığı, bu hususun dahi görüşmelerin işverenin bilgisi dahilinde yapıldığını gösterdiği anlaşılmaktadır. Kurum müfettiş raporları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup, davalı işveren kazanın iş kazası olmadığını ileri sürmüş ise de bu yönde herhangi bir dava açmamıştır. Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı ile yanındaki yardımcısının görev ve sorumlulukları gereği daha önce de bu tür iş görüşmelerine gittikleri, bu ziyaretlerin işverenin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği, dolayısıyla dava konusu kazanın trafik iş kazası olduğu davalının sorumluluktan kurtulmak için ileri sürdüğü aksi yöndeki itirazlara itibar edilmediği, somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan 18.10.2019 tarihli kusur raporunun 19.11.2018 tarihli kusur raporu ile de örtüştüğü, her iki raporunda da kusur oran ve aidiyetlerinin aynı şekilde tespit edildiği, raporların, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, her ne kadar davalı taraf Adli Tıp Kurumu raporunda kendilerine kusur atfedilmediğini ileri sürmüş ise de dosyanın tetkikinde kazaya karışan davacı ile yardımcısı ...'nun davalılar Asiye Alan ile sigorta şirketine karşı açtıkları ve yargılamanın sonuçlandığı Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/241 E, 2015/997 K. sayılı dosyası üzerinden aldırılan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 27.11.2014 tarihli raporunda davalı sürücü Asiye Alan'ın %70, davacı ...'nin %30 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiş ise de eldeki dava ile belirtilen davanın dayanaklarının farklı olduğu, eldeki davanın iş kazasından kaynaklanan ve işverene karşı açılan maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesindeki dosyada işverenin taraf dahi olmadığı anlaşıldığından söz konusu kusur raporunun eldeki dava yönünden sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından kaza tarihinden çok sonra işverene karşı açılan işçilik alacakları dosyasındaki davalı yanın yorumuna dayalı tespitlerin eldeki davaya herhangi bir etkisinin olmayacağı dikkate alınarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın iş kazası olarak kabul edilemeyeceğini, davacının kendi aracında kaza geçirdiğini, davacının iş kapsamında görüşemeye gitmediğini müvekkili şirketin yönlendirmesi dışında kazanın gerçekleştiğini, mağaza yönetici olarak iş yaptığı işyerini gezme yükümlülüğünün olmadığını, aynı olayla ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada müvekkiline kusur yüklenmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesi yönünden kararı temyiz ettiği anlaşılmıştır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98.maddeleri ile giderek aynı kanunun 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 ve 420 ıncı maddesi hükümleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ve ilgili mevzuat hükümleridir. "İşleten ve Sigorta şirketinin sorumluluğu" açısından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 85 ila 92 nci maddelerinde yer alan düzenlemeler ile sigorta genel şartlarıdır.

3. Değerlendirme
1.Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi oluşturmaktadır.

2.4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.

3.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler

4.Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.

5.Trafik İş Kazaları yönünden ise Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 sayılı İLO Sözleşmesi'nin 5 ve 6 ncı maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatleri belirlenmiş, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dâhil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırk sekiz saati aşamayacağı düzenlenmiştir.

6.Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98 inci maddesinin B bendi gereğince yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenleri ile bu araçları sürenlerden; araç işletenlerinin:

1) Otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları,

2) Araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, işyeri yoksa araçlarında muhafaza etmeleri veya ettirmeleri,

3) Trafiğe çıkardıkları taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunu, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yeri kaydettikleri bir defter veya liste düzenleyerek kayıtlarını tutmaları,

4) Yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almaları,

5) Şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda, bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaları, zorunludur.

7.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacının davalı işveren şirket nezdinde mağaza yönetici olarak çalıştığı, olay günü olan 09.05.2009 tarihinde saat 12.45 sıralarında .... plakalı araç ile iş görüşmesinden dönerken çevre yolunu takiben Gaziantep istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli kavşağa gelirken, sağ taraftaki stabilize yoldan çıkan Asiye Analan'ın kullandığı ...... plakalı otomobille çarpışarak, çarpışmanın etkisiyle savrulup, karşı yönden gelen sürücü ...'nın kullanmış olduğu ..... plakalı kamyonla çarpışması sonucu oluşan kaza neticesinde %42 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.

8.Davaya konu olayla ilgili Ceza Dava dosyasında Adli Tıp Kurumundan alınan 22.06.2010 tarihli rapora göre: davacı ...’nin; “kavşağa yaklaşarak, sağ taraftan ana yola giren ve sol şeride kadar gelen otomobile tedbirsizce çarpmış olmakla olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olduğu belirtilerek” tali derecede kusurlu olduğu, Sürücü Asiye Analan’ın; “sevk ve idaresindeki vasıta ile seyrettiği katılım yolundan, tek yönlü ana yola girmeden evvel yol kenarında durması, sol arka taraftan gelebilecek araç trafiğini gerektiği şekilde kontrol etmesi, yolun araç trafiği itibariyle müsait olması halinde ana yola girerek seyrini sürdürmesi gerekmekte iken, bu hususlara riayet etmemiş, sol arka taraftan ana yolu takiben seyreden otomobile rağmen kısa mesafede seyrettiği katılım yolundan ana yola girerek trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, ilk geçiş hakkına sahip ana yolda seyreden vasıtaya ilk geçiş hakkını tanımamış olup dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı seyri ile olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla” asli derecede kusurlu olduğu, sürücü ...’nın; “sevk ve idaresindeki kamyonu ile nizami kurallar dahilinde seyrini sürdürdüğü sırada, karşı yol platformunda çarpışan iki araçtan biri refüj aralığından geçerek sevk ve idaresindeki kamyonla çarpışması ile karıştığı olayda” kusursuz olduğu tespit edilmiştir.

9.Aynı olayla ilgili davacının, davalı sıfatıyla Asiye Analan ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı şirkete karşı Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açtığı davada alınan rapora göre davalı Asiye Analan’a %70 ve davacıya %30 kusur verildiği anlaşılmıştır. İş bu temyize konu dava dosyasında alınan kusur raporlarında ise dava harici şoför Asiye Analan’a %50, davalı işveren şirkete “ ilk raporda; iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermemesi, işyerinde denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, geniş kontrol mekanizması oluşturmadığından, ikinci raporda ise çalışanlarına iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim verdirmediği, işyerine ait risk değerlendirmesi yapmadığı ve yaptırmadığı, işyerini ve çalıştırdığı işçilerini denetleme ve gözetleme yükümlülüğünü yerine getirmediği, müşteri ziyaretleri için çalışanlarına şirket aracı tahsis etmediği, çalışanlarını kendi imkanları ve kendi araçlarıyla müşteri ziyareti yapmaya mecbur bıraktığı, çalışanlar kendi özel araçlarını kullandıkları, bu araçların benzin ve yol masraflarını maaşlarının içinde şirket tarafından kendilerine ödendiği(ifade tutanaklarından anlaşıldığı üzere), müşteri ziyaretlerinin yapılması konusunda her ne kadar görevlendirme yazısı olmasa dahi, İşverenin; müşteri ziyaretleri için görev formu oluşturulmadan işyeri dışına çıkılmaması konusunda herhangi bir yazılı talimat oluşturması gerekirken oluşturmadığı, trafik iş kazasının meydana geliş şekli dikkate alındığında, kazalı işçiye iş sağlığı ve güvenliği konularında mevzuattaki sürelere göre eğitim verilmemesi, işverenin işçilerini, mesleki yönden ve iş sağlığı ve güvenliği yönünden gereği gibi eğitmemiş, bilgilendirmemiş, bilinçlendirmemiş, emniyetli çalışma alışkanlığı kazandırmamış, denetlememiş, emniyetsiz şekilde çalışmasını engellememiş olması, sahada çalışanların iş güvenliği kurallarına uyulup uyulmadığının kontrol edilmediği, bu nedenle işveren tarafından kazalının yaptığı işten kaynaklanan Mesleki riskler ve bunlardan kaçınma konusunda kazalı çalışana emniyetli bir çalışma alışkanlığı kazandırılmadığı, işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izleme yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği, işe başlamadan önce riskleri tespit etmediği ve çalışanlarını sahada yeterince kontrol etmediğinden, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesine göre yükümlülüklerini yerine getirmediğinden” %30 ve davacıya %20 oranında kusur verilmiş ise de diğer dava dosyaları kapsamında alınan raporlara göre trafik-iş kazasının iş bu dava kapsamında üçüncü kişi konumunda olan Asiye Analan’ın ağır kusurlu eylemi neticesinde gerçekleştiği, davacının kullandığı araca uygun geçerli bir ehliyeti olduğu, işverenin mağaza yöneticisi olan ve işi gereği müşteri ziyaretlerinde bulunan davacıya araç kullanması konusunda ve iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimi vermesinin, giderek risk değerlendirmesi yaptırmasının iş kazasının gerçekleşmesini engellemek noktasında etkisinin bulunmadığı, olayda davacı ve dava harici Asiye Analan'ın kusurları nedeniyle, iş kazasını davalı işverene bağlayan illiyet bağının kesildiği değerlendirilerek davalı yönünden davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.

10.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11.O halde, davalı vekilinin bu duruma yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesin kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.