10. Hukuk Dairesi 2023/6310 E. , 2023/8087 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/793 E., 2022/1633 K.
DAVA TARİHİ : 21.09.2018
KARAR : Husumet yokluğundan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/461 E., 2020/173 K.
Taraflar arasındaki yalnız davalı Vakıf bünyesinde geçen hizmetlere göre davalı Vakıf üzerinden aylık bağlanması davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı Kurum yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, 21.11.1986 - 15.11.2002 tarihleri arasında davalı vakfa tabi çalışmalarının bulunduğunu ve 15.11.2002 tarihinde istihdam fazlası olarak 4603 ve 4046 sayılı Kanunlar uyarınca ... Veteriner Kontrol Müdürlüğü'ne atandığını, burada ise 15.11.2002 - 15.12.2010 tarihleri arasında çalışarak 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekliye ayrıldığını, davalı vakıf nezdinde geçen çalışmalarının emeklilik için yeterli olduğunu beyan ederek vakıf nezdinde geçen hizmeti dikkate alınmak suretiyle davalı vakıf üzerinden yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Vakıf vekili, davacının 15.11.2002 tarihinden itibaren davalı vakıf ile bir bağı kalmadığını, Emekli Sandığı tarafından kendisine 2010 yılında yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, 08.09.2018 tarihinde başvuru yaparak yeniden yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu ancak zaten yaşlılık aylığı mevcut olduğundan talebinin yasal olarak mümkün olmadığını savunmuş, davanın reddini talep etmiştir.
2.Dahili davalı SGK vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, emeklilik işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını ve kendi bağlı bulunduğu sağlık sigortası yönünde emekli olabileceğinden talebinin yasal olarak mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sunulan emsal kararlar ile dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu, hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu savunarak mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davacının 506 sayılı Kanun geçici 81 inci madde kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının değerlendirilmesi gerekmekte olup koşulların sağlanması halinde davacıya yalnızca davalı vakıf nezdinde geçen çalışmaları sebebiyle aylık bağlanabilecektir.
Davacı 15.09.1986 doğumlu olup davalı vakıfta 21.11.1986 - 15.11.2002 tarihleri arasında toplam 5755 gün sigortalı hizmeti bulunmaktadır. Davacıya 15.12.2010 tarihinden itibaren 4/c kapsamında aylık bağlanmıştır.
506 sayılı Kanun geçici madde 81/C-a "Yeniden düzenleme: 23.05.2002 - 4759/3 md.) a) 23.5.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır...." şeklinde olup bu madde hükmüne göre tahsis talep tarihi itibariyle aylık bağlanması şartları oluştuğundan Mahkemece davanın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacı, davalı vakfa başvuru tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitini istemiş olup taleple bağlı kalınarak karar verilmiştir.
Bununla birlikte davacı, vakıf tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiş olup, 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlayan SGK'nın işbu dava yönünden dava açılmasına sebebiyet vermediği gibi aylıkların vakıf tarafından bağlanacağından SGK'ya husumet yöneltilmesi hatalı olmuştur." gerekçesiyle "I-HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yukarıda Esas ve Karar sayılı mahkeme kararının kaldırılmasına, II-Davanın kısmen kabulüne,
A- Davacıya münhasıran davalı vakıf nezdinde geçen hizmeti dikkate alınarak 08.09.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine,
B-Dahili davalı SGK yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine;" dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Vakıf vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Vakıf vekili temyiz dilekçesinde; hizmetlerin vakıf ile ilişkilendirilemeyeceğini, prim kesintilerinin 5434 sayılı Kanun kapsamında olduğunu, 5434 üzerinden bağlanan aylığın iptal edilmesi gerektiğini, iptal edilmeden aylık bağlanamayacağını, dolayısıyla idari yargının görevli olduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, salt vakıf hizmetlerine göre davalı Vakıf üzerinden aylık bağlanıp bağlanamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2829 sayılı Kanun 8 inci maddesi, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamı incelendiğinde, 15.09.1956 doğumlu davacının 21.11.1986 - 15.11.2002 tarihleri arasında davalı vakıf bünyesinde çalıştıktan sonra ... Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü'ne gönderildiği, kendisine 15.12.2010 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlandığı, davacının vakıf nezdinde geçen hizmetleri dolayısıyla aylık bağlanmasını talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
2.Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar yukarıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuş ise de, davacıya 5434 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlandığının sabit olduğu, söz konusu mahkeme kararının doğal sonucu olarak 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın iptal edilmesi gerekiyor ise de, bu konuda karar verme yetkisinin İdare Mahkemeleri görevinde olduğu belirgin olduğundan, iptali gereken 5434 sayılı Kanun kapsamındaki aylık yönünden tefrik kararı verilmesi gerektiği gözetilmelidir.
3.Öte yandan her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/C-a maddesi uyarınca tahsis talep tarihi itibariyle aylık şartlarının oluştuğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine işaret edilip taleple bağlı kalınarak karar verilmiş ise de, davacının 506 sayılı Kanun geçici madde 81/C-bd maddesi kapsamında 59 yaşını ikmal etmesi durumunda tarafına aylığın bağlanacağının gözetilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!