WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/6217 E.  ,  2023/7410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1213 E., 2022/1355 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/123 E., 2022/117 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın fer'i müdahil kurum ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davalı işverenin Nato-Deca sözleşmeleri gereği İncirlik'te kurulu olan hava üssünde konuşlandırılmış ABD hava kuvvetleri personellerinin, kendileri ve aileleri için yürütülmesi gereken hizmetleri ABD hava kuvvelerinden ihale ile alan ve ABD personeli ve ailelerine hizmet sunan işveren konumunda olduğunu, davacının 1985 yılında davalı işverence çocuk bakıcısı olarak işe alındığını 01.10.2014 tarihine kadar aralıksız ve kesintisiz bir şekilde çalışmasını sürdürdüğünü, ücretlerin elden ödendiğini belirterek davacının 1985 yılından 01.10.2014 tarihine kadar davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Feri müdahil vekili, davanın hak düşürücü süreye maruz kaldığını, kurum kayıtlarında davacıya ait yazılı belge bulunmadığını, yazılı belge ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasında iş ilişkisinin hiçbir zaman kurulmadığının, bu nedenle de şirketin davacıyı istihdam edip sigortasız çalıştırmasının da söz konusu olmadığını, ev hizmetlerinde çalışanların hiçbir zaman davalı şirketten talimat almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davacının 01.01.1990-24.11.2008 tarihleri arasında davalı iş yerinde devamlı ve sürekli olacak şekilde bakıcılık görev ile çalıştığı sabit olmakla, davacının nüfus kaydına göre bu dönem içinde 07.02.1995, 27.05.2001 ve 05.04.2007 tarihlerinde doğum yaptığı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/12129 Esas 2018/2584 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere doğum izninin dışlanması gerektiği belirtilmiş olmasından dolayı 07.02.1995 ve 27.05.2001 tarihlerindeki doğumlar için doğumdan önce 6, doğumdan sonra 6 hafta olmak üzere 24 haftalık, 05.04.2007 tarihli doğum için ise 4857 sayılı Kanunun 74/1 kapsamında doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere 16 hafta, toplamda ise 40 haftalık sürenin dışlanarak, yine daha önce yapılan bildirimler düşülmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı ... ...sicil numaralı iş yerinde, davacının 07.02.1995, 27.05.2001 ve 05.04.2007 tarihlerinde doğum yapması nedeniyle 40 hafta dışlanmak suretiyle, 01.01.1990-24.11.2008 tarihleri arasında toplam 6.523 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığının tespitine, bu dönemde 5.919 günün kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil kurum ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının amerikan personeli tarafından istihdam edildiğini ve bu kişiler nezdindeki çalışmalarının düzenli olmadığını, müvekkili şirket ile iş ilişkisi bulunmadığını savunarak mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Feri Müdahil SGK vekili, soyut tanık beyanları dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, davacının yazılı belgelerle davasını ispatlayamadığını savunarak mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355 inci maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin, HMK 353/1–b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde fer'i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde yer verdikleri hususları belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 1985 yılından 01.10.2014 tarihine kadar çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 ncu, 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddeleridir.

3. Değerlendirme
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesidir. 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.

Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.

Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, fer'i müdahil kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

İnceleme konusu davada; davacı 1985 yılından 01.10.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiş,mahkemece davacının 01.01.1990-24.11.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Dosyada bulunan hizmet cetvelinden davacının 14.11.2003-07.07.2007 tarihleri arasında kesintili ve kısmi olarak davalı iş yerinden bildirimlerinin olduğu, 25.11.2008-01.11.2014 tarihleri arasında farklı iş yerlerinden bildirim yapıldığı, davanın ise 15.03.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Somut dosyada; davacının davalı nezdinde çalıştığının kabulü yerinde ise de, davacının talebi ve dava tarihi gözetildiğinde 14.11.2003 tarihi önceki dönemin hak düşürücü süreye uğradığı değerlendirilmeden karar verilmesi yerinde değildir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

03.07.2023 tarihinde karar verildi.

(M)

KARŞI OY GEREKÇESİ

1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.01.1985-01.10.2014 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak mahkemece 01.01.1990-24.11.2008 arası blok çalışması kabul edilen ve işyerinde 14.11.2003-07.07.2007 tarihleri arasında prim günleri kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 14.11.2003 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

2.Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 14.11.2003 tarihinden sonra kuruma bildirilmiştir. Mahkemece bildirim öncesi eksik bildirilen sürelerin dava tarihi itibari ile beş yıllık hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

3.Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından dava tarihine ve işyerinde son çalışma tarihine göre blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da hak düşürücü süreye uğramadığı kabul edilmelidir.

5.Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.01.1990 tarihi ile sonrası kayda giren 14.11.2003 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Davacı bu sürenin deneme süresi olduğunu iddia etmektedir. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki oanma gerekçesine katılınmamıştır.