10. Hukuk Dairesi 2023/6053 E. , 2024/4519 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2972 E., 2021/230 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/119 E., 2017/67 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Elk. Ür. A.Ş. vekili ile davalı ... Müh. Müş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... Elk. Ür. A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.09.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü, duruşmalı temyiz eden davalı ...Ş. adına Av. ... ile temyiz eden davalı ... Mühendislik Müşavirlik Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... Candar ve davacı adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adını gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerekaynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekarar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek 155.813,89 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin16.02.2017 tarih, 2016/119 Esas, 2017/67 Karar sayılı kararıyla; iş kazasının meydana gelişinde davacının %60, davalı ... İnş. Nak. Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranında kusurlu olduğu, davacının iş kazası nedeniyle %38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmak suretiyle davacı lehine 83.955,75 TL maddi, 70.000,00 TL manevi ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli bu kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi'nin 21.11.2017 tarih, 2017/2323 Esas, 2017/2919 Karar sayılı kararıyla davacının istinaf başvurusunu esastan reddine, davalıların istinaf nedenlerinin kısmen kabulü ile hesap raporunda davacının maddi zararı 83.100,74 TL olarak belirlenmesine karşın İlk Derece Mahkemesi tarafından 83.955,75 TL maddi tazminata hükmolunmasının hatalı olduğu, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğu gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, iş kazasının meydana gelişinde davacının %60, davalı ... İnş. Nak. Tic. Ltd. Şti.'nin %40 oranında kusurlu olduğu, davacının iş kazası nedeniyle %38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmak suretiyle davacı lehine 83.100,74 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 21.11.2017 tarihli bu kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2019 tarih ve 2018/1685 Esas, 2019/3759 Karar sayılı kararıyla, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, somut olayda, mahkemece, olayın ne şekilde meydana geldiğine dair yapılan değerlendirmelerden davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması biçimindeki değerlendirmeye itibar edilmesi isabetli ise de hükme esas bu bilirkişi kusur raporunu düzenleyenlerin trafik iş güvenliği uzmanı olmamaları nedeniyle bildirdikleri kusur dağılımına itibar edilmesinin hatalı olduğu, olayın trafik iş kazası olduğu dikkate alındığında üç kişilik trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden, olayın davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması nedeniyle meydana geldiği kabulünden hareket eden bilirkişi kusur raporu alındıktan sonra, özellikle dosyadaki somut delillere göre davacının eyleminin illiyet bağını kesip kesmediğini değerlendirip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra alınan 10.12.2019 tarihli bilirkişi kusur raporunda kusur taksimatı yapılmadığı, davacı ve davalıların tamamının tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş, aynı heyet tarafından düzenlenen 24.03.2020 tarihli ek kusur raporunda davacının %40, davalı ... şirketinin %60 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun içinde olmak kaydıyla davalı ... şirketinin %5, davalı ... şirketinin %5 oranında kusurlu oldukları belirtilmiştir. Farklı bir heyet tarafından düzenlenen 27.07.2020 tarihli kusur raporunda ise bir önceki ek kusur raporu ile aynı şekilde kusur taksimatı yapılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince bu kusur oranlarına göre alınan 13.01.2021 havale tarihli bilirkişi hesap raporunun 2021 yılı asgari ücret verilerine göre hesaplama yapan ihtimaline itibar edilmek suretiyle verilen 03.02.2021 Tarih, 2019/2972 Esas, 2021/230 Karar sayılı kararla davacının maddi zararının 230.168,09 TL olduğu kabulünden hareketle ve taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 03.02.2021 tarihli temyiz incelemesine konu kararına karşı süresi içinde davalı ... Elk. Ür. A.Ş. vekili ile davalı ... Müh. Müş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Elk. Ür. A.Ş.vekili temyiz dilekçesinde özetle, usuli kazanılmış hakka aykırı karar verildiğini, davacı vekilinin eski kararda direnilmesini isteyerek önceki kararda yer alan kusura ve bedele dair tüm hususlar bakımından taleplerini sınırlandırdığını, bu hususun davalılar bakımından usulü müktesep hak niteliğinde olduğunu, ancak dikkate alınmadığını, bozma öncesi yargılamalarda müvekkili şirkete doğrudan bir kusur atfı yapılmadığını, davacının da bu yönde bir itirazı olmadığını, bozma sonrasında müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin usulen mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkili şirket işi davalılardan ... şirketine anahtar teslimi suretiyle ihale ettiğini, ... şirketinin de ihale aldığı işin bir kısmını ... şirketine taşere ettiğini, davalı ... şirketi ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmeye göre her türlü iş sağlığı güvenliği önlemlerini almak yükümlülüğünün işin ihale edildiği davalı ...'ye ait olduğunu, sözleşmesel veya yasal dayanak bulunmaksızın "denetleme yapmadığı" gerekçesiyle müvekkili şirkete %5 kusur atfının esasta da hukuka aykırı olduğunu, kesin hüküm niteliğindeki manevi tazminat tutarının arttırılmasının ve ayrıca karara bağlanan manevi tazminat tutarı bakımından kararlaştırılan vekalet ücreti tutarının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının kesin olduğuna hükmedildiğini, oysa aynı mahkemenin bozma öncesi 2017/2323 Esas ve 2017/2919 Karar sayılı 21.11.2017 tarihli kararında manevi tazminat olarak 40.000,00 TL'ye hükmettiğini, anılan karar tarihi olan 2017 yılında yürürlükte bulunan tarifelere göre temyiz parasal sınırının 41.530,00 TL olduğunu, anılan tarihte de miktar bakımından kesin olan ve müvekkili şirket bakımından usulü müktesep hak olan bu hususun göz ardı edilip manevi tazminatın arttırılarak 60.000,00 TL'ye çıkartılmasının tüm usul ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca davacı yanın ıslah dilekçesinde 80.000,00 TL manevi tazminat talep ettiğini ve 60.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmuşken, reddedilen 20.000,00 TL için hesaplanan karşı taraf vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, hükmün bozma kararına direnme niteliğinde olduğunu, bozma kararında "... olayın davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması nedeniyle meydana geldiği kabulünden hareket eden bilirkişi kusur raporu alındıktan sonra, özellikle dosyadaki somut delillere göre davacının eyleminin illiyet bağını kesip kesmediğini değerlendirip oluşacak sonuca göre karar verilmek" üzere bozulduğunu, olayın, "davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması nedeniyle" meydana geldiği hususunun bozma kararı ve sonrasında "uyma kararı" verilmesi sonrası kesinleştiğini ve bu hususun tartışılabilir olmaktan çıktığını, dosyada mevcut hiç bir raporda davalılar bakımından, kazanın oluşumuna neden olan dolaylı veya doğrudan bir kusur atfedilemediğini, buna rağmen davacı tarafça yargılama sırasında ileri sürülmeyen adeta bilirkişilerce yaratılan yeni bir takım gerekçelerle, maddi olgulara ve bilimsel gerçeklere aykırı rapora dayanarak kurulan hükmün bozma kararına direnme niteliğinde olduğunu, dosya içeriği ve tüm raporlarla kazanın, "gündüz vakti, görüşün açık, zeminin asfalt, yüzeyi kuru, keskin viraj işaret levhası bulunan" yerde gerçekleştiği ve kazada yaralanan iki ayrı mağdur tanığın ifadesine göre; "davacının aşırı hız yapması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybettiği, aracın şarompole yuvarlandığı ve davacının emniyet kemeri takmadığı" hususlarının somut gerçekler olduğunu, 31.08.2010 tarihli kaza tespit tutanağında aracın yoldan çıkmadan önce yolda 13,6 ve 8 m.lik lastik izi bıraktığının tespit edildiğini, Haziran 2016 tarihli raporda davacının yeterli olan "C" sınıfı sürücü belgesine sahip olduğu, önceden araçta herhangi bir teknik arızaya, bir başka sürücünün kural ihlaline veya mücbir bir sebebe maruz kalmadığı, aracı yol şartlarına göre (sert viraj) dikkat ve özenle kullanmadığı, %60 kusurlu olduğunun belirlendiğini, davalılara kazanın oluşumuna neden olan doğrudan bir kusur atfedilemediğini, ilk istinaf incelemesinde bu raporun karar vermeye elverişli olduğu belirlenerek yeni bir inceleme yapılmadığını, ancak bozma kararı sonrasında yapılan incelemelerde adeta bozma gerekçesi ve kararını etkisiz kılacak şekilde davacı tarafından hiç iddia edilmemiş, kaza anında araçta olan tanık ifadelerine ve kaza tespit tutanağındaki somut belirlemelere aykırı varsayımsal kaza gerekçeleri yaratıldığını ve dava dosyasına sokulduğunu, davacının kullandığı aracı bizzat kendi kusuruyla, hızlı ve kontrolsüz kullandığı için kaza yaptığını ve emniyet kemeri dahi takmayan davacının maluliyet geçirecek derecede yaralandığını, emsal bir dosyada 21. Hukuk Dairesi aşırı süratle ve alkolle araç kullanan sigortalı bakımından nedensellik bağının kesildiğini kabul ettiğini, karara dayanak raporda her ne kadar "özel bir gayretle" davacının kusuru ile kazanın oluşumu arasındaki illiyet bağı kopartılıp işveren kusuru ile bu bağ kurulmaya çalışılsa da somut gerçekler ve tüm delillerin aksi yönde olduğunu, son bilirkişi raporunda "(Tinerin) sürücü üzerinde rehavet veya uyuşukluğa sebep olabileceği hususuna heyetimizce iştirak edilmiştir" denilerek aslında daha önce hem ilk derece mahkemesi, hem Bölge Adliye Mahkemesi ve hem de Yargıtay tarafından ciddiye ve dikkate alınmayan iddiaya değer verildiğini, davacının iddiası olarak dosyaya giren bu hususta davacı yanın somut bir delil sunamadığını, yani araç içinde kapağı açık bir boya kutusu bulunduğu ve kaza anında tinerin etkisinde olduğunun ispat edilemediğini, kaldı ki 10.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda (boya kutusu varsa dahi) kazanın Ağustos ayında olması nedeniyle araç pencerelerinin açık olacağı veya klimanın çalışacağı, buharın havadan ağır olması nedeniyle öncelikle tabanda birikeceği, arka koltukta oturan diğer kazalının bayılmadığı (kaza sırasında) ön koltuğa tutunduğunu ifade etmesi, hastane kayıtlarında tinerden kaynaklanan kan değerleri vb bilgilerinin yüksek olduğunu belirten bir doktor raporu olmadığı" gibi bilimsel ve somut tespitlerle davacının iddiasının çürütüldüğünü, "Aracın açık kasasında yer alan 2000 kg kapasiteli mazot tankının doluluk seviyesine bağlı olarak aracın dengesini bozabileceği, sürüş emniyetini etkileyebileceği hususuna heyetimiz iştirak etmiştir" denilerek, hiçbir somut delile dayanmayan, tamamen varsayıma dayalı ve davacı yanca hiç ileri sürülmeyen iddialara ve kusur oranını bütünüyle değiştirecek kanaatlere yer verildiğini, bu hususun dosyaya ilk kez 10.12.2019 tarihli raporla bir bilirkişi iddiası olarak girdiğini, ancak rapordaki; "aracın istiab haddini aşacak şekilde çalıştırılması" bilirkişi iddiasına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gibi mazot tankının dolu olup olmadığı/doluluk oranı/aracın dengesini bozduğu da tespit, iddia ve ispat edilemediğini, tam aksinin davacının iddia ve beyanları ile sabit olduğunu, davacı ve kaza anında araçta bulunan iki tanığın tüm beyanlarında "kaza günü direk boyama işi yaptıklarını, araçta sadece boya kutusu bulunduğunu" söylediklerini, yani kaza günü araçla herhangi bir yere mazot taşıma işi yapmadıklarından mazot tankının dolu olma ihtimalinin de olmadığını, karara dayanak alınan rapora karşı tüm itirazlarını temyiz nedeni olarak tekrar ettiklerini, mevcut olayda davacı şoförün davranışı dışında kazanın meydana gelmesine etki eden başkaca somut hiç bir olgu olmadığını, davacının kazaya karışan aracı kullanmak için gerekli ehliyeti bulunduğunu, kazanın oluşumuna dair, araçta teknik bir sorun olduğu, araçtan kaynaklanan bir etmenin kazayı tetiklediğine dair dosyada bir delil ya da iddia bulunmadığını, kusur oranlarının bilirkişilerce değil hakim tarafından belirlenmesi gerektiğini, kusur oranlarının "iş kazası" - "trafik iş kazası" olarak bölünerek ayrı ayrı belirlenemeyeceğini, raporda sanki iki ayrı kaza varmış gibi; iş kazası nedeniyle %95, trafik kazası nedeniyle %25 ortalamada %60 kusur, davacıya iş kazası nedeniyle %5 trafik kazası nedeniyle %75 ortalamada %40 kusur yüklenmesinin doğru olmadığını, davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, oranın hatalı tespit edildiğini, hesaba esas teşkil eden ücretin hatalı olduğunu, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, davacının emekli olmuş ise pasif dönem hesabının farazi olarak değil emeklilik tarihine göre somut olarak yapılması gerektiğini, Kurumdan fiilen emekli olup olmadığı sorularak gelecek yanıta göre hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin anahtar teslimi iş verdiği için sorumlu tutulamayacağını, müvekkil hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Müh. Müş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile ... şirketi arasında bir alt işveren-üst işveren ilişkisi bulunmadığını, yargılamanın hiçbir safhasında bu hususun irdelenmediğini, gerçekte davacı ile davalı şirketler yönünden bir tespit yapılmadığını, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete sorumluluk yüklenilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin asıl işveren sıfatıyla sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili ile taşeron ... İnş. Nak. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmeye göre ... şirketinin sorumlu olduğunu, her nasılsa, yapılan bilirkişi incelemelerinde ortaya atılan farklı iddialar nedeniyle yargılamanın tüm seyrinin iddia olunan vakıalar yönünden değil; adeta farazi söylemler yönünden ilerlediğini ve haksız ve hukuka aykırı fahiş miktarda tazminata hükmedildiğini, ıslahla manevi tazminat talep edileyeceğini, davacının ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, dosya sadece kusurdan bozulmuşken 2021 ücretlerine göre alınan hesaplama ihtimaline itibar edilmesi hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, olay tarihinde davacının sevk ve idaresinde olan aracın tek taraflı kaza yapması nedeniyle davacının %38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacı tarafın olay tarihinde direklerin boyandığı, yanlarında bulunan kapağı açık boya tenekesini dökülmesin diye aracın içine aldıkları, bundaki tiner veya ether gibi bir kimyasalın kokusunun davacıyı etkilemiş olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini iddia ettiği, bozulan ilk hükme dayanak kılınan 10.06.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunda iki ihtimalli bir değerlendirme yapıldığı, ilk ihtimalde; dosya kapsamına göre davacının yeterli olan C sınıfı sürücü belgesi sahibi olarak işverenin verdiği görevi yerine getirmek üzere yönetimindeki araç ile karayolunda dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyrederek korkuluksuz sert virajda aşırı hıza bağlı olarak direksiyon hakimiyetini kaybedip, yol dışına çıkarak uçuruma doğru takla atmak suretiyle kendisi ve araçta bulunan işçilerden ... ve Hacı'nın yaralanmalarına sebebiyet verdiği, zira, önceden araçta herhangi bir teknik arızaya, bir başka araç sürücüsünün kural ihlaline veya mücbir bir sebebe maruz kalınmamasının davacının kendi yönetimindeki aracını yol şartlarına göre dikkatle ve özenle kullanmadığını gösterdiği, davacının emniyet kemerini takmadan araç sevk etmek suretiyle sebebiyet verdiği trafik-iş kazasında önemli derecede kusurlu hareket etmiş olduğunun anlaşıldığı, davacı her ne kadar Kurum müfettişine vermiş oduğu ifadesinde “boya içinde bulunan tiner vb. kimyasalların olduğu tenekeyi dökülmemesi için yanlarına aldıklarını, yola çıktıktan bir süre sonrasını hatırlayamadığını, tiner kokusundan baygınlık geçirmiş olabileceğini...” iddia etmekte ise de; araç içinde bulunan tanık anlatımlarına göre; davacının aracı, kaza mahalli olan sert viraja kadar süratli bir şekilde kullanmış olmasının baygınlık durununda olmadığını gösterdiği, maddi delillerle desteklenmeyen bahse konu iddianın savunmaya yönelik olduğu ve inandırıcılık yönünün ise mahkemeye ait olduğundan bahisle ve sonuç olarak davacı sigortalının dikkatsiz, tedbirsiz ve kontrolsüz bir şekilde araç kullanıp kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle %60 oranında kusurlu olduğu, davalı alt işveren ... şirketinin ise iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermemiş olması, baret, maske, eldiven, ayakkabı gibi koruyucu donanımların verilmemiş olması ve işe giriş sağlık raporu aldırılmamış olmasından dolayı %40 kusurlu olduğu; İkinci ihtimalde ise davacının Kurum müfettişine verdiği ifadesinde; “...boya içinde bulunan tiner vb. kimyasalların olduğu tenekeyi dökülmemesi için yanlarına aldıklarını, yola çıktıktan bir süre sonrasını hatırlayamadığını, tiner kokusundan baygınlık geçirmiş olabileceği” iddiasının mahkame tarafından kabul edilmesi halinde; bu kez; tehlikeli madde niteliğinde olan kimyasal maddeleri uygun bir araç ile iş yerine taşıttırmayıp, işçilerin sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde tenekenin ağzı açık vaziyette binek aracının şoför kabininde bilerek veya denetim ve kontrol noksanlığına bağlı olarak taşıttıran alt işveren davalı ... şirketinin %75, araçtan dışarı fırlamış olmakla koruyucu malzemeden olan emniyet kemerini takınmadan araç sevk ettiği anlaşılan davacı sigortalının %25 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye mahkemesince anılan bilirkişi kusur raporunun trafik iş kazasının davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması nedeniyle meydana geldiği kabulünden hareket eden ihtimaline itibar edilmek suretiyle sonuca gidildiği, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2019 tarih ve 2018/1685 Esas, 2019/3759 Karar sayılı kararıyla, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin, somut olayda, mahkemece, olayın ne şekilde meydana geldiğine dair yapılan değerlendirmelerden davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması biçimindeki değerlendirmeye itibar edilmesi isabetli ise de hükme esas bu bilirkişi kusur raporunu düzenleyenlerin trafik iş güvenliği uzmanı olmamaları nedeniyle bildirdikleri kusur dağılımına itibar edilmesinin hatalı olduğu, olayın trafik iş kazası olduğu dikkate alındığında üç kişilik trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden, olayın davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması nedeniyle meydana geldiği kabulünden hareket eden bilirkişi kusur raporu alındıktan sonra, özellikle dosyadaki somut delillere göre davacının eyleminin illiyet bağını kesip kesmediğini değerlendirip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulduğu, bozmadan sonra alınıp da temyiz incelemesine konu hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporlarında yola gereken dikkatini vermemesi yanı sıra aracını özensiz ve tedbirsiz bir şekilde sevk ve idare etmesi, viraj ve sert virajların hakim olduğu yolda aracı ile seyri sırasında aracının hızını yol şartlarına bağlı olarak asgari seviyeye indirmemesi neticesinde devrilebileceğini, takla atabileceğini ya da yoldan çıkarak uçuruma yuvarlanabileceği ihtimalini hesaba katmaması, seyri sırasında kaza noktasına uzaklığı 29,1 metre olan tehlikeli viraj yön levhası olduğu halde anılan levhaya uygun hareket etmemesi ve bu bağlamda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/c ve 47/d maddelerini ihlal etmesi, seyri sırasında yol şartlarına bağlı olarak dönemeçlere (Viraj) girerken ve dönemeçli yollarda ilerlerken aracının hızını azaltmaması ve bu bağlamda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a maddesini ihlal etmesi, seyri sırasında yol şartlarına bağlı olarak aracının hızını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş ve yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması ve bu bağlamda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/b maddesini ihlal etmesi, seyri sırasında emniyet kemerini takmaması ve bu bağlamda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 inci maddesini ihlal etmesi, yanı sıra kendi sağlık ve vücut bütünlüğünü tehlikeye atacak şekilde, dikkatsiz ve tedbirsizlik sebebiyle İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği kurallarına aykırı hareket etmesi nedeniyle olayın meydana gelmesine sebep olduğu, bunun dışında davacının mesleki yeterlilik belgesi kapsamında olan SRCS5 Belgesi, yanı sıra K2 Yetki Belgesi olmaksızın işverenin vermiş olduğu talimatı yerine getirmesi suretiyle Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik ve Karayolu Taşıma Yönetmeliğine aykırı hareket ettiğinden davacının %40 oranında kusurlu olduğu, davalı ... şirketinin iş sağlığı güvenliği eğitimi verilmemiş olması, ağır ve tehlikeli işlerde çalışacaklara ait sağlık raporu alınmamış olması, gözetim, denetim yapılmamış olması, işverenin kamyonet kasasına uygun olmayan şekilde (lastik bandaj, ip, vb. kullanarak) ve araç istiap haddini aşacak şekilde mazot tankı monte ederek nakliye yaptırması ve bu bağlamda Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğe aykırı hareket edilmesi, bunun dışında; davacının mesleki yeterlilik belgesi kapsamında olan SRC5 Belgesi ve yanı sıra araca ait K2 Yetki Belgesi olmaksızın iş yaptırması nedeniyle Karayolu Taşıma Yönetmeliğine aykırı hareket ettiğinden %60 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun içerisinde olmak kaydıyla davalı ... şirketine göre asıl işveren konumunda olan davalı ... şirketinin alt işveren çalışanına karşı denetim ve gözetim görevlerini objektif olarak yerine getirmemesi, geniş anlamda denetim mekanizması oluşturamaması, çalışanın emniyetsiz bir şekilde çalışmasını engelleyememesi sebebiyle olayın meydana gelmesinde %5 oranında kusurlu olduğu, yine %60 oranındaki kusurun içerisinde olmak kaydıyla alt işveren çalışanına karşı denetim ve gözetim görevlerini objektif olarak yerine getirmemesi, geniş anlamda denetim mekanizması oluşturamaması, çalışanın emniyetsiz bir şekilde çalışmasını engelleyememesi sebebiyle davalı ... şirketinin olayın meydana gelmesinde %5 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, bozmadan sonra alınan raporlarda ayrıca tinerin sürücü üzerinde rehavet veya uyuşukluğa sebep olabileceği, yine aracın açık kasasında yer alan 2000 kg kapasıteli mazot tankının doluluk seviyesine bağlı olarak aracın dengesini bozabileceği, sürüş emniyetini etkileyebileceği yönünde ortak bir kanıya varıldığı anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında kazalı sigortalının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğudur.
İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunun 77 ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği yönü tartışmasızdır.
Somut olayda kazaya karışan aracın arkasına monteli mazot tankının istiap haddini aşacak şekilde monte edildiğine dair veri bulunmadığı gibi tankın dolu olup olmadığı, doluysa doluluk seviyesi konusunda bilgi belge bulunmadığı, kazanın tiner nedeniyle oluşabilecek bir rehavet veya baygınlıktan kaynaklanma ihtimalinin Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli bozma kararı ile uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığı dikkate alındığında dosyada olmayan bilgi ve veriler üzerinden kusur taksimatı yapan, yine uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmış hususlarda değerlendirmeler içeren bilirkişi kusur raporları hükme dayanak kılınmak suretiyle sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda, davacının aracı hızlı, dikkatsiz kullanması nedeniyle meydana geldiği kabulünden hareket eden, daha önce alınan bilirkişi kusur raporlarını da irdeleyen yeni bir kusur raporu almak, özellikle dosyadaki somut delillere göre davacının eyleminin illiyet bağını kesip kesmediğini değerlendirmek, illiyet bağının kesilmediği sonucuna varılması ve yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda alınacak bu yeni hesap raporunda bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini, 13.01.2021 havale tarihli bilirkişi hesap raporunun hükme esas alınan hesaplama ihtimalindeki tarihlere göre maddi zarar hesabı yapılması gerektiğini gözetmek, davacının ve davalı ... İnş. Nak. Tic. Ltd. Şti.'nin kanun yollarına başvurmadığını bu nedenle temyiz eden davalı şirketler lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu da dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre temyiz eden davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine,
4.Davalı ...Ş. ve davalı ... Mühendislik Müşavirlik Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!