WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/6044 E.  ,  2024/5576 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/293 E., 2023/373 K.
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına direnilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca usulüne uygun direnme olmadığı gerekçesiyle Dairemize gönderilen kararın incelenmesi üzerine, Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1999 yılından bu yana eşi ...'un ölümü üzerine hak sahibi olarak ölüm aylığı aldığını, müvekkilinin 2002 yılında babasını kaybettiğini, 06.09.2002 tarihinde babasından dolayı ölüm aylığı alabilmek için Kuruma başvurduğunu, Kurum başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığı ile ilgili müvekkilinden gerekli belge ve bilgilerin temin edilmesinin istendiğini, müvekkilinin istenilen hususları yerine getirdiğinden Kurum tarafından müvekkiline babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığını, davalı Kurumun 22.07.2014 tarihli yazısı ile müvekkilinin merhum babası ... ...'ın askerlik borçlanma ödemelerinin aktarılması işlemleri neticesinde 462,76 TL prim ve gecikme zammı borcu tahakkuk ettirildiğini, söz konusu borcun müvekkili tarafından hemen ertesi gün ödendiğini, müvekkilinin aldığı maaşa güvenerek kredi çektiğini, davalı Kurumun dava konusu işlemi hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğundan iptalinin gerektiğini, Kurumun kendi hatalarından kaynaklandığını da kabul ettiği maaş tesisi işleminin iptalini ve maaş iadesinin istendiğini, Kurumun kendi kusurundan kaynaklanan bu işlemin tazminatının müvekkiline yüklenemeyeceğini beyan ederek öncelikle dava devamında müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi bakımından davalı Kurumun tahsis ettiği dava konusu işlemin durdurulmasını, ölüm aylığı ödemesinin devamı ve Kurum tarafından iadesi istenen 27.925,60 TL'nin iade isteminin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı Kurum işleminin iptalini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin 27.925,60 TL'nin iadesi ile yükümlü olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının eşinden vazife malulü ölüm aylığı hak sahibi olarak ölüm aylığı aldığının tespit edildiğini, babası ... ...'ın 31.05.2002 tarihinde vefat ettiğini, ölüm tarihi itibarı ile 08.08.2001-01.08.2003 tarihleri arasında ölüm aylığı bağlanabilmesi unsurlarına tabi olduğunu, davacının 4/c vazife malulü ölüm aylığının talep tarihi olan 06.09.2002 tarihindeki gelirine göre brüt asgari ücretten fazla olduğunun tespit edildiğini, ölüm aylığı başlangıç tarihi itibarı ile iptal edildiğini, çünkü davacının geçimini sağlayacak bir geliri bulunduğunu, davacıya ait bahse konu olan dönemlerdeki maaş tutarı olan 27.925,60 TL tutarında borç çıktığını, bu borcun adı geçenden faizsiz olarak tahsil edileceğini, davacıya eşinden dolayı aylık bağlandığı ve geçimini sağlayacak geliri bulunduğunu beyan ederek bu sebepler ile dava ve ihtiyati tedbir talebinin reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz kararıyla 17.11.2014 tarihinde açılan davada; davacının 1999 tarihinden itibaren eşinden ölüm aylığı bağlandığı, 01.10.2002 tarihinden itibaren de babasından dolayı 1479 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi hükümlerine göre davacıya aylık bağlandığı anlaşılmış olup Kurumca 23.07.2014 tarihinde davacıya yazılan yazı içeriğinde, 03.08.2013 tarihinde yapılan işlem neticesinde davacıya babasından dolayı sehven aylık bağlandığının ve bu işlemin Kurum hatasına dayandığının belirtildiği belirgin olduğu, Mahkemece ise kısmen kabul kararı ile babasından ölüm aylığına hak kazanamayacağı ancak Borçlar Kanunu hükümleri gözetilerek davacının iyiniyetli olduğu gözetilip yersiz ödenen aylıklar yönünden Kurum işlemi iptal edildiği, bu kabulün hatalı olduğunu, Mahkemece, davacıya tebliğ edilmiş borç bildirim yazısının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde davacıya tebliğ tarihi araştırılıp belirlenmeli, Kurumdan tebliğ tarihinin belirlenememesi halinde, davacı tarafından Kurum aleyhine açılan dava tarihi gözetilerek, yersiz aylıklara 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi kapsamında işleyecek faizin başlangıç tarihi de belirlenerek, 5510 sayılı Kanun’un 96/b maddesine göre karar verilmelidir.

3. İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Hukuk Genel Kurulu kararında; görüldüğü üzere Mahkemece ilk kararda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri kapsamında iade ile yükümlü olmadığı gerekçesiyle karar verilmiş iken, direnme adı altında verilen kararda sosyal güvenlik mevzuatlarının amaçları ile aynı gerekçe ile aynı yönde verilen emsal kararlar kapsamında değerlendirmeler yapılarak Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik gerekçe ile karar verildiği, bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, yeni ve değişik gerekçe ile verilen yeni hüküm bulunduğu, hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

5. Dairemiz kararıyla Mahkemece, davacının 1999 tarihinden itibaren eşinden ölüm aylığı bağlandığı, 01.10.2002 tarihinden itibaren de babasından dolayı 1479 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi hükümlerine göre davacıya aylık bağlandığı ancak Kurumca 23.07.2014 tarihinde davacıya yazılan yazı içeriğinden, 03.08.2013 tarihinde yapılan işlem neticesinde davacıya babasından dolayı sehven aylık bağlandığının ve bu işlemin Kurum hatasına dayandığının belirtildiği, Mahkemece ise kısmen kabul kararı ile davacının, babasından dolayı ölüm aylığına hak kazanamayacağı ancak Borçlar Kanunu hükümleri gözetilerek davacının iyi niyetli olduğu gözetilip yersiz ödenen aylıklar yönünden Kurum işlemi iptal edildiği, Dairemizce; 13.06.2016 tarihinde; 2015/1979 Esas, 2016/9746 Karar sayılı ilam ile ‘... davacı tarafından Kurum aleyhine açılan dava tarihi gözetilerek, yersiz aylıklara 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi kapsamında işleyecek faizin başlangıç tarihi de belirlenerek, 5510 sayılı Kanun’un 96/b maddesine göre karar verilmeli’ gerekçesiyle bozma kararı verildiği, ilgili Dairemiz ilamına 09.02.2017 tarihinde mahkemece, yazılı gerekçelerle direnme kararı verilmesi üzerine HGK tarafından incelen dosyada; 2017/10-2862 Esas ve 2021/859 Karar sayılı 29.06.2021 tarihli ilam ile ‘... Mahkemece ilk kararda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri kapsamında iade ile yükümlü olmadığı gerekçesiyle karar verilmiş iken direnme adı altında verilen kararda Sosyal Güvenlik Mevzuatlarının amaçları ile aynı gerekçe ile aynı yönde verilen emsal kararlar kapsamında değerlendirmeler yapılarak Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik gerekçe ile karar verildiği‘ gerekçesiyle yeniden dosyanın görüşülmek üzere dairemize geldiği, bu açıklamalar nihayetinde; Mahkemece önceki bozma kapsamında bir işlem yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemesi hatalı olduğu, Mahkemece, davacıya tebliğ edilmiş borç bildirim yazısının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde davacıya tebliğ tarihi araştırılıp belirlenmeli, Kurumdan tebliğ tarihinin belirlenememesi halinde, davacı tarafından Kurum aleyhine açılan dava tarihi gözetilerek, yersiz aylıklara 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi kapsamında işleyecek faizin başlangıç tarihi de belirlenerek, 5510 sayılı Kanun’un 96/b maddesine göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

6. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu Kurum işleminin tümden reddi gerektiğini, davacının davalı Kuruma hiç borcunun bulunmadığını, dava sonrasında kesilen maaşın yeniden davacıya bağlandığını, aynı konuda emsal kararlara göre aynı durumdaki diğer sigortalıların iki aylığa birden hak kazanacağının kabul edildiğini, bu durumun Anayasa eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacının her yıl düzenli olarak istenilen belgeleri Kuruma ibraz ettiğini, Kurumun kendi hatasından kaynaklanan yükümlüklerin kendisi tarafından yüklenilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil Kurum alacağının 27.925,60 TL olduğunu, davacının bu tutarın tamamından sorumlu tutulması gerektiğini, aylık iptal tarihinin 03.08.2013 tarihi olmadığını, bu tarihin programa düşme tarihi olduğunu, dolayısıyla bilirkişi tarafından 03.08.2008-03.08.2013 tarihleri arasında hesaplanan borç tutarının doğru olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 45 ve 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler yerinde görülmekle birlikte, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinde “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır.” düzenlemesi gereği yersiz ödemelerin Kurumca tespit edildiği 03.08.2013 tarihinden geriye doğru yapılan ödemeler yönünden hüküm kurulması gerekirken Kurumun 2009/6-2014/7 tarihleri arası tahhakkuk ve talebini aşar şekilde 03.08.2008-03.08.2013 tarihleri arası dönemden sorumlu olacak şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

3.Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 nci maddesi gereğince verilen karar, düzeltilerek onanmalıdır.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm Fıkrası silinerek yerine;
1-Davanın kısmen kabulü ile
Davacının babasından almakta olduğu aylığın kesilmesi nedeni ile davacıya ödenen aylıkların yersiz ödeme nedeni ile tahsiline ilişkin Kurum işleminin (23.07.2014 tarih ve 43050035/2050301 - 47143025286/3782134 sayılı) kısmen iptaline,
Davacının davasının 6.908,01 TL'lik kısmının kabulü ile bu miktar yönünden Kuruma borçlu olmadığının tespitine, 21.017,59 TL miktar yönünden borçlu olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2- Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafça yatırılan 50,40 TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip istek halinde davacıya iadesine,

3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

4- Davacı tarafından yapılan ve 718,50 TL'nin davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 236,15 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan ve 68,25 TL'nin davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 45,81 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından varsa iade edilecek kısmın kararın kesinleşmesini müteakip yatıran tarafa iadesine," ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.