WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/6015 E.  ,  2023/6247 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/230 E., 2022/547 K.
KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili,davacının, Demokratik Sol Parti Tekirdağ İl Başkanlığı ve Merkez İlçe Başkanlığında sekreter olarak 01.02.2008 - 10.08.2009 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığı vekili; müvekkil merkezin ...'da olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılması gerektiğini, dosyanın yetkili ... Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili iş yeri ile davacı arasında sözleşme olmadığını, her hangi bir yetkili organı tarafından davacı ile yapılmış bir sözleşmeye rastlanılmadığını, davacıyı kendi nam ve hesabına çalıştıran kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebileceğini, davacının gönüllü olarak yardımcı olan bir parti sempatizanı olma ihtimalinin bulunduğu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Fer'i müdahil Kurum vekili, Kurum kayıtlarının asıl olduğunu, fiili çalışmanın ispatı gerektiğini, hak düşürücü sürenin nazara alınması gerektiğini belirterek, cevap dilekçesinde açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/102 E. 2019/74 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının davalı Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığına ait iş yerinde 01.02.2008 ile 10.08.2009 tarihleri arasında toplam 550 gün devamlı suretle hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/583 Esas, 2020/1310 Karar sayılı kararıyla; Tekirdağ 2. İş Mahkemesi'nin 23.10.2019 tarihli, 2019/102 Esas - 2019/74 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı ve feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.03.2022 tarihli ve 2021/523 E. 2022/2840 K. sayılı ilamında;" Eldeki davada, yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri gereğince; davacının çalışmalarıyla ilgili davalı partinin genel merkezinden verilen herhangi bir yetki, onay veya bir kaydın bulunup bulunmadığının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş davacının çalışmalarıyla ilgili anılan kayıtların ve iznin varlığına dair araştırma yapılarak, şayet böyle bir izin veya onaylama işlemi bulunmamakta ise, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü sözleşme ve girişilen yükümlülüklerden dolayı, parti tüzel kişiliğinin hiçbir suretle sorumlu olmayacağı ve bu takdirde sorumluluğun sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacağı gözetilerek husumetin doğru davalıya yöneltilmesi ve ilgili sorumlunun usulüne uygun bir biçimde davaya katılımının sağlanmasıdır.

Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. " gerektiği yönlerinden bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Mahkemece 2019/102 Esas, 2019/74 Karar sayılı dosyasında davanın kabulü ile davacının davalı Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığına ait iş yerinde 01.02.2008 ila 10.08.2009 tarihleri arasında toplam 550 gün devamlı suretle hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiş, davalı siyasi partinin karara karşı itirazı ile dosya İstinaf mahkemesine gönderilmiş ve istinaf mahkemesince esastan ret kararı verilmiş Yargıtay 10.Hukuk Dairesi 2021/523 Esas, 2022/2840 Karar sayılı ilamında 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun Mali Sorumluluk başlıklı 71. maddesine 03.08.2016 tarih ve 6736 sayılı Kanun'un 12 inci maddesiyle, ekleme yapılmış olması nedeniyle parti tüzel kişiliğinin sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi ve kişilere ait olacağını belirtmiş ise de hükme dayanak 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanun'u 71 inci maddesindeki düzenleme dava tarihinden sonra yürürlüğe girmiştir. Yani siyasi parti genel merkezinin sorumluluğuna, merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilme veya sonradan kararla onaylama koşuluna bağlanması, ancak 03.08.2016 tarihinden sonra il veya ilçe teşkilatları işlemlerinde geçerli olacaktır. Parti genel merkezinin sorumluluğunu sınırlayıcı yasal düzenlemenin önceki olaylara uygulanması mümkün değildir. İş bu dava 16.09.2014 tarihinde açılmış olmakla davacının tespitini talep etmiş olduğu tarihler 01.02.2008 ila 10.08.2009 arası dönem olduğundan bu kanun değişikliğinin bu davada uygulaması mümkün olmadığı, dinlenen kamu tanıklarının beyanları o dönemdeki davalı partinin Tekirdağ il başkanı Fikri Girgin'in emniyetteki beyanı, kamu tanığı Hande Safiye Uzaltan'ın beyanı ve davacının tanıkları olan davalı partinin Muratlı ilçe başkanı Recep Çavuşoğlu, Şarköy ilçe başkanı Mustafa Kumral'ın beyanları ile davacının eylemli olarak davalı parti Tekirdağ İlçe Başkanlığında hizmet akdi ile çalıştığının sabit olduğu, davacının söz konusu çalışmalarının diğer davalı kuruma davalı işveren parti tarafından bildirilmediği anlaşıldığından davacının talebi haklı ve yerinde görüldüğünden davanın kabulüne, davacının 01.02.2008 ile 10.08.2009 tarihleri arasında toplam 550 gün devamlı suretle hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı DSP Genel Başkanlığı; iş sözleşmesi bulunmadığını, yetki verilmediğini, il başkanlığının bağlayıcı karar alma yetkisinin bulunmadığını, davacının gönüllü olma ihtimali bulunduğunu, parti tüzüğünün buna izin vermediğini belirterek kararın temyizen bozulmasını istemişlerdir.

2.Davalı Kurum vekili; tespit isteminin hak düşürücü süreye uğradığını, çalışma olgusunun yöntemince araştırılmadığını, kamu düzenine ilişkin eldeki davada resen inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini, Kurum kayıtlarında davacının çalışmasını doğrulayan kayıt ve belge bulunmadığından tanık sözleriyle kanıtlanmasını kabul etmediklerini, Kurumun hizmet tespiti davalarında feri müdahil olması nedeniyle davalı olmadığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.02.2008 - 10.08.2009 döneminde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ıncı maddesidir.

2.Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmakta ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunlu bulunmaktadır. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hak sahibi ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun belirlenmesi, bunun neticesinde, dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler, o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116 ıncı maddesinde (HUMK. 187 m.) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse, Yargıtay'ca tarafların bu yönde bir savunmalarının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden nazara alınır.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun Mali Sorumluluk başlıklı 71 inci maddesine 03.08.2016 tarih ve 6736 sayılı Kanun'un 12 inci maddesiyle, ekleme yapılmış, buna göre maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “parti teşkilat kademelerinin yaptıkları” ibaresinden sonra “hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü” ibaresi eklenmiştir. Yapılan bu eklemeyle birlikte siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı, parti tüzelkişiliği hiçbir suretle sorumlu tutulamayacaktır. Sorumluluk sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacaktır.

3. Değerlendirme
Somut dosyada; davacının 01.02.2008 - 10.08.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep ettiği, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargitay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama "usuli kazanılmış hak" olarak adlandırılır. Bu hukuki müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurma zorunluluğunu getirir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereği yerine getirilmeden karar verildiği görülmektedir. Bu kapsamda ,davacının çalışmalarıyla ilgili davalı partinin genel merkezinden verilen herhangi bir yetki, onay veya bir kaydın bulunup bulunmadığının araştırılıp, şayet böyle bir izin veya onaylama işlemi bulunmamakta ise, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları hizmet sözleşmeleri de dâhil her türlü sözleşme ve girişilen yükümlülüklerden dolayı, parti tüzel kişiliğinin hiçbir suretle sorumlu olmayacağı ve bu takdirde sorumluluğun sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacağı gözetilerek husumetin doğru davalıya yöneltilmesi ve ilgili sorumlunun usulüne uygun bir biçimde davaya katılımının sağlanması ve elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki nedenler gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Dosyanın kararı veren mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.